DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 11°C
Karla Karışık Yağmur

2018’de tarım ve gıdada neler yaşandı?

2018’de tarım ve gıdada neler yaşandı?
30.12.2018
86
A+
A-

İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerinden üretimdeki azalışlara, gıda enflasyonundan ithalata kadar birçok konuyu tartıştığımız 2018 yılının tarım ve gıda sektörü açısından değerlendirmesi, çok da iç açıcı sonuçlar içermiyor. Bunların bir kısmı iklim değişikliği ve küresel ekonomide korumacı politikalar gibi bütün dünyanın gündemindeki sorunlardan kaynaklanırken, özellikle yaz aylarında yaşadığımız kur kaynaklı dalgalanmalar da içerde tüm sektörleri olduğu gibi tarım ve gıda sektörlerini de olumsuz etkiledi.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN TARIMSAL ÜRETİME ETKİLERİ
Dünyada ve ülkemizde nüfus giderek artıyor. Yapılan projeksiyonlara göre 2050’de 10 milyara ulaşacak dünya nüfusunu beslemek için gıda üretiminin, bugünkü seviyesinden en az yüzde 50-60 daha artması gerekiyor.

Tarım ve gıda üretiminin artması zorunluluğu ortada iken, özellikle son yıllarda tarımsal üretimi olumsuz etkilen küresel ısınma ve iklim değişikliği, gündemdeki yerini koruyor. Aralık ayında Polonya Katowice’de gerçekleşen BM 24. İklim Zirvesi’nde açıklanan verilere göre, küresel iklim değişikliğine karşı hemen önlem alınmadığı takdirde 2030 yılına kadar yoksulluk sınırında yaşayan insanlara 100 milyon kişi daha eklenecek. Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika’da “iklim mültecilerinin” sayıları 2050 yılına kadar 143 milyona ulaşacak.

İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerin başında gelen Akdeniz Havzası’nda bulunan ülkemizde de bu etkileri yaşıyoruz.
BM İklim Zirvesi’nde Almanya merkezli Germanwatch’ın açıkladığı Küresel İklim Riski Endeksi’ne göre, iklim değişikliği 2017 yılında Türkiye’de tam 1.9 milyar dolarlık bir hasara yol açtı. Yapılan hesaplamalara göre Türkiye, iklim değişikliği sonucu 2080’de bugünkü tarımsal üretiminden yüzde 15 daha az üretecek.

TARIMDA BÜYÜME SINIRDA KALDI
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Ocak-Eylül aylarını kapsayan 9 aylık dönemde Türkiye ekonomisindeki büyüme oranı %4,5 olurken, bu oran tarım sektörü için sadece %0,7 olarak gerçekleşti.

Yılın son günlerinde TÜİK tarafından açıklanan 2018 yılı bitkisel üretim verileri de, üretimdeki azalmanın göstergesi oldu.
Buna göre, üretim miktarları 2018 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde %5,8 azalışla 64,4 milyon ton, sebzelerde %2,6 azalışla 30 milyon tona düşerken, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise %0,8 oranında artarak 22,3 milyon ton olarak gerçekleşti.

Dolayısıyla acilen, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini en aza indirebilmek için iklim uyumlu bir üretim desenine geçilmesi, tarımsal arazilerde daralma ve toprak kaybının önlenmesi, su kaynaklarımızın verimli kullanılması gerekiyor.

GIDA ENFLASYONU YANINDA STOKÇULUK DA GÜNDEM OLDU
Yıllardır hayat pahalılığının ve geçim zorluklarının baş müsebbibi olarak gösterilen gıda enflasyonunu 2018 yılında da konuşma devam ederken, stokçuluk ve depo baskınları da yılın son aylarında gündem başlıkları oldu.

2018’de tarım ve gıda ürünlerinin fiyatlarında en önemli belirleyicilerden birisi de, girdi maliyetlerinde yüksek oranlı artışlara yol açan, yaz ayları boyunca yaşadığımız döviz kurlarındaki aşırı dalgalanmalar oldu. Buna bağlı olarak özellikle ithal girdi maliyetlerindeki artışlar tarım ve gıdada fiyat artışlarını, bu da beraberinde bugüne kadar görülmemiş ölçüde “stokçuluk” suçlamalarını ve depo baskınlarını getirdi.

Tarım ve gıdada arz açığının sonucu olarak fiyatlarda yaşanan yükselişe çare arayışında 2018’de sıkça başvurulan yöntem ithalat oldu. Özellikle hasat döneminde TMO’ya sıfır gümrüklü ihracat yetkisi verilmesi eleştiri konusu olurken, kırmızı et üretimindeki açık nedeniyle başlatılan canlı hayvan ithalatına, karkas et de eklendi.

TÜİK verilerine göre 2017 yılında 2016 yılına göre besilik hayvan ithalatı yüzde 64 oranında artışla 666 bin 950 baş, kesimlik hayvan ithalatı yüzde 417 oranında artarak 115 bin 316 baş, karkas et ithalatı ise yüzde 364 oranında artışla 18 bin 878 ton olmuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığı, et fiyatlarında istikrarı sağlamak ve halka ucuz et satışı için, üç ulusal market zincirinde Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından tedarik edilen et ve kıyma satışını başlattı. ESK, bunun için yerli besiciden aldığı hayvanlar yetmeyince, ithal etleri de marketlere verdi.

Bu durum, 2018 yılında canlı hayvan ve karkas et ithalatında büyük bir artışı da beraberinde getirdi. Yine TÜİK’in rakamlarına göre, yılın 9 ay itibarı ile 897 bin baş besilik, 119 bin 500 baş kesimlik hayvan ithal edildi. Karkas ve kemiksiz et ithalatı ise aynı dönemde yaklaşık 45 bin 500 ton oldu. Yani daha yıl bitmeden, geçen yılın ithalat rakamları katlandı.

8 YILDA 8 MİLYAR TL’LİK İTHALAT
Son olarak CHP İzmir Milletvekili Atilla Sertel’in konuya ilişkin sorularına ESK’dan verilen yanıt da, ithalatın son yıllarda ne kadar büyük boyutlara ulaştığını gösterdi.

Buna göre, 2010 yılından itibaren son sekiz yılda 1 milyon 485 bin 298 adet büyükbaş, 406 bin 821 adet küçükbaş olmak üzere toplamda 1 milyon 892 bin 119 canlı hayvan ithalatı yapıldı. Türkiye’nin canlı hayvan ithalatı için ödediği para, 6 milyar 215 milyon 213 bin TL oldu.

Diğer yandan yine son sekiz yılda 80 bin 463 ton karkas, 21 bin 679 ton kemiksiz sığır eti olmak üzere toplamda 102 bin 142 ton et ithal edilirken, karşılığında 1 milyar 704 milyon 366 bin TL ödendi.

Böylece Türkiye’nin son sekiz yılda canlı hayvan ve et ithalatı için ödediği toplam tutar 7 milyar 919 milyon 549 bin TL’ye ulaştı.

Son olarak, 28 Aralık 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ESK’nın sıfır gümrüklü canlı hayvan ve et ithalatı yetkisi 2019 yılı sonuna kadar uzatıldı. Bakanlar Kurulu’nun 2017 yılında aldığı kararla ESK’ya sıfır gümrükle, büyük ve küçükbaş toplam 975 bin canlı hayvan ve toplam 95 bin ton karkas et ithalatı için kota tanınmıştı.

gidahatti.com

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.