DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 36°C
Sıcak

Ailemdeki Çanakkale Şehitleri

18.03.2019
212
A+
A-

Çocukluğumda ilk duyduğum savaş Çanakkale’ydi.  Zaten, Balkanlardan Türkistan’a her bir aileden Çanakkale’ye asker göndermiş, şehit vermiş bir millette kim Çanakkale’yi duymamıştır ki!

Henüz okula bile gitmediğimiz o çocuk yaşlarımız savaş, şehitlik gibi kelimelerin anlamını bilmiyorduk.

En çok, annemin dedesi Hasan Hocalardan Halil dedemin ve babamın amcaları Mavu(Mavi)lardan Halil ve Süleyman amcalarımın Çanakkale’de şehit olmalarıdır.  Halil dedem ve Halil amcamın şehit oldukları kesin bir dille konuşulurken; Süleyman amcamın şehit mi, kayıp mı olduğu konusunda bir bilinmezlik vardı.

Süleyman amcam iri pehlivan yapılı, güçlü kuvvetli biri olduğundan alayın buğdaylarını katırlarla değirmene götürüp, önce un öğütüp, sonra da fırında yaptırdığı ekmekleri taşıyan bir levazım eriymiş. Bir yaptırdığı ekmeleri birliğine cepheye götürürken, birliğinin üzerine bomba düşmüş tümü şehit olmuş.

Bunun üzerine köyüne gelmiş, ama o sırada köyün muhtarı olan bir başka dedem (baba annemin babası) Hasan Efendi(Maldar), onu tekrar birliğine göndermiş, bu ikinci gidişinde ondan hiç haber alınamamış.

Süleyman Amcam askere gitmezden önce köyümüzden Ümmühan (Martılardan) yengemizle  evliymiş. Askere gitmezden önce ayrılıp ayrılmadıklarını bilmiyorum, ama Rahmetli Ümmühan teyzem onunla ilgili hiçbir şey söylemedi. Yani söylemek istemedi.

Onunla ilgili sorularıma hiç cevap vermediği gibi “-ilk evlendiğim kişinin adını bilmiyorum..” diye konuyu kapatmıştı.

 Süleyman Amcamın saf, temiz yaradılışıyla ilgili büyüklerimden anlatımlar kafamda çok yer etti. Bunlardan biri, Çanakkale’de babaları şehit olan Hasan Hüseyin(Özer) amcam bana onunla ilgili çok güzel bir hikaye anlatmıştı:

“-Biz küçükken sobada ısınmak için size giderdik, o günlerde köyde soba yoktu, bacalar geniş olur, bacadan ocağa kuru bir ağaç salınır, o birkaç gün yanar dururdu. Sadece sizin evde soba vardı, o teneke sobalarından.

 Büyük neneniz Fatma Halam; o bizim halamızdı. Bu yüzden size gitmemiz eksik olmazdı. Amma en çok sobayı hatırlıyorum.. Süleyman amcanız bizim altımıza bir çul serer, üstümüze de bir çul örterdi. O zamanlar yatak matak hak getire, odaların tabanı topraktı. Kendi de bizimle kapı arasına yatardı.

Onun altında üstünde bir şey olmazdı, odanın altı toprak.”-Üşümem..” derdi ama inanmazdık, üşürdü. O bize kıyamadığından üstümüzdeki çulu almazdı, kapının önüne de soğuğumuzu beklemek için siper olmak için yatardı. İşte amcanız böyleydi. Çok temiz bir insandı. Farklıydı yeğen… Onu da Çanakkale’de şehit diyorlar…”.

Büyük Dedem Halil ve Amcam Halil’in askerlik öncesi hikayelerini pek dinleyemedim..  Halil Amcamla ilgili yengesi olan babaannem bir keresinde orta boylu yakışıklı biri olduğundan söz etmişti, o kadar.. Demek ki askere çok genç gittiler, öncesi anlatacak bir hikayeleri  bile olmamıştı.. Kendilerinin bir hikayeleri yoktu ama büyük bir destanları olmuştu.. Bize koca bir vatan bırakmışlardı.

Büyük dedem Halil ve Amcam Halil’in dayısının oğlu aynı zamanda; Çanakkale’de birlikte şehit oldular.

Çanakkale’de 250 binin üzerinde insanımız şehit oldu.

Dünyanın merkezinde yer alan bu topraklar 1071’den beri beş milyonun üzerinde şehit verdik. 

Bu kadar şehit verilen toprak birine bırakılabilir mi?

Bütün şehitlerimizi Rahmetle anıyorum.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.