Anneler Günü'nün Gerçek Hikâyesi

Gönül Almak mı, Vicdan Rahatlatmak mı?
Anneler Günü'nün Gerçek Hikâyesi

Anna Jarvis İsyan Etti, İslâm Zaten Sınırı Çizdi

​Takvimler 10 Mayıs’ı, yani her yıl olduğu gibi Mayıs ayının ikinci pazarını gösterdiğinde vitrinler rengârenk bir şölene hazırlanır, çiçekçiler her türden buketle dolup taşarken kapılarında uzun kuyruklar oluşur. Sosyal medya ise adeta bir 'canım annem' mesajı bombardımanına tutulur. Anneler Günü gelmiştir. Peki, milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüşen bu günün hikâyesi nedir? Kim, neden icat etti? Ve en önemlisi, biz Müslümanlar olarak bu tablonun tam olarak neresinde durmalıyız?

​Bu soruları sormak, anneyi sevmemek değil; aksine, anneyi gerçekten sevenin sormaya mecbur olduğu sorulardır.

​Kendi İcadının Kurbanı Bir Kadın: Anna Jarvis

​Anneler Günü’nün resmi kurucusu, Amerikalı Anna Jarvis’tir. 1908 yılında, kaybettiği annesinin anısına Philadelphia’da mütevazı bir anma töreni düzenledi. Niyeti saf ve duruydu: Annelerin fedakârlığını topluma hatırlatmak, evlat ile anne arasındaki mânevî bağı onurlandırmak.

​Ancak bu masum niyet, kapitalizmin çarkları arasında çok geçmeden öğütüldü. Çiçekçiler, tüccarlar ve tebrik kartı şirketleri bu derin duyguyu hızla ticarî bir fırsata dönüştürdü. Anna Jarvis, ömrünün geri kalanını kendi kurduğu günün bu denli yozlaşmasıyla mücadele ederek geçirdi. Öyle ki, "Kurucusuyum ama şimdi en büyük karşıtıyım!" diyerek haykırdı. Kart ve çiçek şirketlerini "kâr amaçlı duygu sömürüsü" yapmakla suçladı, protestolara katıldı. Ne acıdır ki Jarvis; 1948 yılında, kurduğu günü takvimden sildiremeden, bir bakımevinde dâr-ı bekâya irtihâl etti. Bir anlamda, kendi icadının kurbanı olmuştu.

​İslâm’ın Bakış Açısı: Bir Gün Mü, Bir Ömür Mü?

​Bir Müslüman için "Bu günü kutlamak caiz midir?" sorusu zihinleri kurcalayabilir. Bu soruya tek satırlık bir fetvayla cevap vermek, meselenin mânevî derinliğini ıskalamak olur. Âlimlerin bu konudaki yaklaşımlarını üç temel noktada özetlemek mümkündür:

• ​Vefa Bir Güne Sığmaz: İslâm’da anneye hürmet, takvimin dar kalıplarına sığdırılamayacak kadar kutsal bir değerdir. Kur’ân-ı Kerîm, anne ve babaya iyiliği (ihsânı), Allah’a kulluğun hemen yanına koymuştur: "Rabbin, sadece kendisine ibadet etmenizi ve anne-babanıza iyilikle davranmanızı emretti." (İsrâ, 23). 

Bu ilahi emir, anneliği bir pazar gününe değil, hayatın tamamına yayar.

• ​Taklit mi, Kültür mü? Gayrimüslimlere ait dînî bayram ve ritüelleri taklit etmek sakıncalı görülmüştür. Ancak Anneler Günü dînî kökenli değil, sosyal ve kültürel bir gelenektir. Bu yüzden meseleyi bir "îman" meselesinden ziyâde, "niyet ve anlam" çerçevesinde değerlendirmek daha isabetlidir.

• ​Vicdan Satın Alma Tehlikesi: Günümüzdeki kutlamaların asıl tehlikesi haram olup olmamasından ziyâde, doğurduğu zihniyettir. Anneyi yılın 364 günü ihmâl edip, tek bir günde alınan pahalı bir hediyeyle "borcunu ödemeye" çalışmak, vicdanı bir çiçekle satın almak... İşte bu, İslâm’ın rûhuna taban tabana zıttır.

Müslümanın Duruşu: Fırsatı Marifete Dönüştürmek

​Açık konuşalım: Annenize bugün bir çiçek götürmek, elini öpüp gönlünü almak güzeldir. Bunu yapan bir Müslümana "günah işledin" denemez. Ancak Müslümandan beklenen, popüler kültürün dayattığı bu "tüketim âyinini" bir muhâsebe vesîlesine dönüştürmektir.

​Kendimize şu soruları sormalıyız: Ben annem için bu günü beklemeden ne yapıyorum? Yanındayken sesimi ne zaman yükseltiyor, ne zaman alçaltıyorum? Onu gerçekten ziyaret mi ediyorum, yoksa bir mesajla geçiştirip sorumluluğumu hafifletiyor muyum?

​Unutmamalıyız ki; annesi vefat etmiş olanlar için bugün çiçeklerin değil, Fâtihâ ve duâların günüdür. İslâm’ın anneye sunduğu değer, sadece hayattayken değil, kabir kapısından geçtikten sonra da devam eden kesintisiz bir vefâ borcudur.

​Anna Jarvis, ticarete kurban giden Anneler Günü’ne isyan etmekte sonuna kadar haklıydı. İslâm ise bu ticarileşmeye en baştan set çeker; çünkü anneyi bir "güne" hapsolmaktan kurtarır. Bugün annenizin elini tutun, evet; ama yarın da tutun, öbür gün de...

​Zira Cennet, pazarlama stratejilerinde değil; o mübârek ayakların altındadır. "Anneler Günü'nde annenizi arayın" diyenler çok; bizim görevimiz, "Her gün arayın" diyenlerden olmaktır.

Bir Vefâ Niyâzı

Rabbimiz; hayatta olan tüm annelerimize sağlık, âfiyet ve huzur ihsân eyle. Yaşlılıklarını kolaylaştır, yalnızlıklarını gider; evlatlarının ellerini ve kalplerini onlara her dâim yakın eyle. Gözlerinin nûru sönmeden, Senin rızanı gözeten bir neslin yetiştiğini görmeyi onlara nasîp eyle.

Vefat etmiş annelerimize rahmetinle muamele eyle; kabirlerini nûr, hesaplarını kolay, makamlarını Firdevs eyle. Bizleri onlarla Senin rızan dairesinde en yüce mertebelerde buluştur.

Ey Kerem Sahibi! Bizi annelerimize karşı her dâim vefakâr eyle. 'Öf' bile demeye kıyamayacağımız o canlara, lâyık evlatlar olabilmeyi bizlere nasîp eyle. Onlar için ettiğimiz bu duâyı, bizim için de bir şefaat vesîlesi kıl.

Zira Senin kelâmın bize en güzel sığınaktır:
'Rabbim, onlar küçükken beni nasıl şefkâtle yetiştirdilerse, Sen de onlara öyle merhamet et.' (İsrâ Sûresi, 24)

Âmîn, âmîn, âmîn...

Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar

YORUM EKLE