DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 27°C
Parçalı Bulutlu

Antik Çağ’dan Marco Polo’ya Doğu Araştırmaları

09.01.2019
152
A+
A-

Batı’da Doğu ülkeleriyle ilgili merak üç bin yıl kadar önce Homeros Destanlarıyla (İlyada ve Odysseia) başlamıştı. Daha sonra iki bin beş yüz yıl önce Herodot’un  Tarihi (Historia)  bu merak giderek artar. Herodot  anlatımında hocası Hekataios’un Hazar Gölü’ne kadar anlattığı dünyanın sınırlarını Orta Asya’daki İskit Kabilelerinden Massagetlere  ve Hindistan’a kadar genişletir.

Onun zamanında Persler, doğuda Seyhun’dan Batı’da Makedonya’ya kadar  uzanan toprakları ele geçirmişler.  Herodot, Perslerin  doğuda başkentleri Susa’dan batıda Sardes’e kadar uzanan Kral Yolu’ndan söz eder.

Yol üzerinde yüz on bir adet istasyon yer alıyordu. Her bir istasyonda değiştirilen atlarla mümkün olabilecek en hızlı haberleşme sağlandı.

Bu şekilde yönetim altındaki eski krallıkları oluşturan halkların her hangi bir kalkışmasını haber verecek bir casusluk ağı kuruldu.

Bu sistemin parçası olarak kurulan kentlerde askeri birlikler yerleştirilerek yönetimin siyasi gücü alana yayıldı. Kurulan yeni kentlerde satraplık(Eyalet) merkezleri oluşturuldu. Kentler arasında askeri ve ticari yollarla bağlantıları sağlandı.

Daha önce Lidya başkenti Sardes’te ortaya çıkarılan sikke Batı Anadolu kentleriyle Akdeniz dünyasında ticaret hayatına bir ivme kazandırmıştı. Ancak her kentin kendine özgü sikkesi olması bütün bu bölgede tam bir merkezileşmeyi kazandıramamıştı.

Darius, imparatorluk içinde geçerli olan Darikus adlı gümüş bir sikke sistemiyle ülkeyi ekonomik olarak da bütünleştirdi.

İmparatorluğu bir yol sistemiyle bağlayan Darius, kendi adıyla anılan çıkardığı Darikus adlı gümüş bir sikkeyle bütün imparatorlukta geçerli olacak bir ekonomik sistemin merkezileşmesini  sağladı.

İmparatorluğun siyasi ve ekonomik olarak birlik altına alınması doğu ile batı arasında kültürel olarak etkileşimi artırdı.

Hekataios, Herodot, Kitias ve Ksenphon gibi doğu dünyasından haberdar olan birçok kişi gözlemlerini yazmaya başladı.

Bu çağda yazılanlar, Batı bilinçaltında yüzlerce yıldır var olan Doğu ile ilgili “Barbar” (yabancı) algısının temelini oluşturdu.

MÖ 401’de Batı Anadolu’da Pers Satrabı olan Genç Kyros’la Konya’dan geçen  Yunanlı Ksenephon Frigya’nın son kenti dediği Ikonion’dan  bilgiler verir. Ksenephon, Ikonion’u geçtikten sonra barbar olduklarından dolayı Lykaonia (Konya Ovası) topraklarının Genç Kyros tarafından yağmalattığından söz eder. Kendi imparatorluğu içindeki toprakları barbar görmeleri ilginçtir.

Daha sonraki Helenistik ve Roma dönemlerinde bölgenin güneyindeki Isaurialılar da hep barbar görülmüştür. Bir bakıma bölge Batı’nın gözünde hiç medenileşmemiştir.

İki yüz elli yıllık Doğu Yönetimi altında olan Batı’nın bir başkaldırısı olarak ortaya çıkan Büyük İskender Hindistan’a kadar Anadolu, Mısır, Mezopotamya, İran ve Türkistan ele geçirir.

Bu seferle Batılılar duydukları Doğu Dünyasını artık gözleriyle görüp yazma şansına eriştiler.

Doğu ile Batı’nın kültürel yönden bir senteze ulaştığı bu dönem tarihçiler tarafından Helenizm Çağı Çağı (MÖ 323-MÖ 31) olarak adlandırılır. 

Hellenizm, genellikle Büyük İskender’in Babil’de ölümü ile Romalı Octavinius (Augustus olacak sonra) ile Antonius’un Actium’da MÖ 31’de yaptıkları savaş arasındaki dönem kabul edilir.

Büyük İskender sonrasında bölgede kurulan krallıklar kendi coğrafyaları hakkında çok ayrıntılı kitaplar yazdılar, haritalar çizdiler. Mısır’da MÖ 100’lerde doğan Claudius Ptalemaios’un haritası yüzyıllarca kullanılır.

İslam coğrafyacıları tarafından Batlamyus olarak adlandırılan bu coğrafyacının Geographia’sı (coğrafya)’sı Fatih Sultan Mehmet tarafından Trabzonlu Amuritzes’eçevirtilir.

Helenistik krallıklara birer birer son veren Roma MÖ 27 yılında İmparatorluk haline gelir. Bu imparatorluğun siyasi sınırı batıda İngiltere’den Doğu’da Kafkaslara kadar uzanır. 

Çin’le ticaret antlaşmaları yapar; İpek Ticaretine giren Roma’nın Çin’de ticaret koloniler oluşturur, askeri garnizonlar kurar.  Bu döneme kadar Hindistan’a kadar olan bilinen dünyanın artık Çin’i de içine alarak Japon Denizi’ne kadar genişlediği anlaşılıyor.

Orta Çağ’da Batı’nın yenilgisi, içlerine kadar girmiş olan Endülüs Medeniyeti , Anaodolu’da Türk Varlığı  Batı’nın yeniden Doğu’ya boyun eğdiği yıllar olarak görülür.

Batı, yenilgilerinin kaderini değiştirebilmek için Anadolu’da Selçuklulara saldırır. Onları Anadolu’dan atamadığı Selçuklunun bir uç beyliği olarak görev verdiği Osmanlı kalbi Viyana’ya kadar girer. 

Batının yenilgilerle geçen üç yüzyıllık Haçlı Seferleri onlara doğuyu öğretir. Bu arda Papalık Müslümanlara karşı, daha doğuda yer alan Moğol imparatorluklarına elçiler gönderir. 

Bu gezilere başlangıçta Amcasının ticaret firmasıyla Marco Polo da katılır, daha sonra iki gezi daha yapacaktır.

Marco Polo((1254-1324) 1260 -1295 yılları arasında 35 yıllık, üç kez yaptığı doğu gezilerinde Çin, Türkistan, Hindistan, İran,  Kafkasya ve Anadolu’da gördüklerini  kaleme almıştır.

Onun yazdıkları Batılılar için Doğunun keşfinde en önemli anahtarlardan biri olmuştur.

Marco Polo’nun Doğu Araştırmaları daha sonra Okyanuslara açılacak bir Keşifler Çağı’nın habercisidir.

Daha önce Hindistan’a kadar bilinen bir dünyayı Marco Polo, Türkistan ve Çin’e taşımıştır.

Venedikli Marco Polo’dan iki yüzyıl sonra, Hindistan’ı aramak için yola çıkan Cenovalı Kristof Kolomb(1451-1506)’unbu coğrafyadan olması tesadüf değildir.

Akdeniz coğrafyasında, Mısır’dan Fenike’ye,  Fenike’den Yunan’a, Yunan’dan Roma’ya, Roma’dan Endülüs’e var olan bir coğrafya geleneği vardır.  Bu coğrafyaya Ortaçağ’la birlikte Doğu Çin, Hindistan, Türkistan ve İslam Dünyası da dahil olacaktır. 

Evet, doğuya uzanan ticaret yollarının Müslümanların eline geçmesi, Batı’nın başka alternatif yolları aramaya yöneltmiştir. Ancak, Antik Çağdan Orta Çağ’a anılarını ve gözlemlerini yazan gezginlerin, tarihçilerin ve coğrafyacıların eserlerinin de büyük rolü olmuştur.

Geçmişten günümüze yazılı eserler uygarlığa bir yol çizmişse, gelecek için de günümüzdeki yazılanların bir yol çizeceği düşüncesindeyim. 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.