DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 31°C
Gök Gürültülü

Besinlerdeki tuz ve şeker kullanımı azalıyor

Besinlerdeki tuz ve şeker kullanımı azalıyor
28.02.2019
146
A+
A-

Sağlık Bakanlığı, Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu, Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu arasında aşırı tuz ve şeker kullanımının azaltılmasına ilişkin protokol imzalandı.

Bakan Koca, törende yaptığı konuşmada, Sağlık Bakanlığının vizyonunun, tüm toplum olarak sağlıklı hayat tarzının benimsendiği, herkesin sağlık hakkının korunduğu, ihtiyaç halinde herkesin vaktinde ve kaliteli sağlık hizmetine ulaşabildiği bir Türkiye olduğunu belirtti.

Bu hedef doğrultusunda kamu, üniversite ve özel sektörün birlikte çalışması, bunun için tüm ülke kaynaklarının seferber edilmesi gerektiğini vurgulayan Koca, “Tüm toplumu sağlıklı olmaya teşvik eden, verimli, hakkaniyetli, sürdürülebilir bir çerçeve oluşturmak zorundayız. Ancak bu sayede vatandaşımızın ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayan bir sağlık sistemine sahip olabiliriz” diye konuştu.

Sağlıklı yaşam kültürünün aileden başlaması gerektiğini vurgulayan Koca, okulda, iş yerinde, ulaşımda, barınmada, üretimde, ticarette, şehirleşmede, gündelik yaşamda sağlıklı yaşam anlayışının yerleşmesi gerektiğini bildirdi.

Bakan Koca, anne ölümü, bebek ölümü, bağışıklama ve kronik hastalık yükü dahil, tüm temel sağlık göstergelerinde en üst düzeye ulaşmayı hedeflediklerine işaret ederek, şunları söyledi:

“Kronik hastalık yükünü azaltmada atılacak en önemli adım sağlıklı yaşam kültürünün toplumca benimsenmesidir. Sağlıklı yaşamın teminatı olan iki tedbir söz konusu. İlki, hareketsizlikten uzak durmak. Biliyorsunuz biz Sağlık Bakanlığı olarak günlük 10 bin adımı herkese tavsiye ediyoruz. Maalesef toplum olarak bu hedefin oldukça gerisindeyiz. Hareketli yaşamdan sonra ikinci tedbirimiz ise sağlıklı beslenme. Kanser, diyabet, hipertansiyon, böbrek yetmezliği, inme, kalp damar hastalıkları gibi pek çok hastalığın altında beslenme bozukluğu yatmaktadır. Genç yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme alışkanlıkları ile bu hastalıklardan korunmak, olumsuz etkilerini ileri yaşlara ertelemek mümkün olabilmektedir.”

“Tuz tüketimini 9,9 grama kadar düşürdük”

Bakanlık olarak, ulusal stratejik planları doğrultusunda 2010 yılından itibaren “Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı”nın uygulanmaya başlandığını anımsatan Koca, en önemli önceliklerden birinin de okullardaki beslenme sağlığına ilişkin olduğunu belirtti.

Kantinlerde beslenmeye katkısı şüpheli gıdaların satışının engellendiğini bildiren Koca, “Yine gıda sektörü ile geçen ay imzaladığımız protokolle okullarda satılması uygun olan gıdalara logo uygulaması başlattık. Bu adımlarla, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının genç yaşta kazanılmasını hedefliyoruz” dedi.

Bakan Koca, sözlerine şeyle devam etti:

“Sağlıklı beslenme deyince ilk akla gelen, gıdanın sağlığa faydalı olup olmadığıdır. Ancak biz sadece bunu kastetmiyoruz. Kalori miktarı ile muhtevasındaki maddelerle, bu maddelerin miktarı ile vücuda zarar vermemesi de bizim temel amacımız. Türk halkı olarak genelde büyük porsiyonları seviyoruz. Sağlıklı beslenmenin ilk adımı vücudumuzun günlük ihtiyacını karşılayacak kadar yeme-içme olmalıdır. Porsiyonlarımızı sınırlamalı, sindirmek için vücudumuzun yorulacağı miktarlarda yemekten kaçınmalıyız. Aldığımız gıdalarda dikkat etmemiz gereken diğer husus, porsiyon küçük de olsa besinin içindeki aşırı miktarda tuz, şeker ve yağ miktarıdır. Kişi başı günlük tuz tüketimimiz 2008 yılında 18 gramdı. Yürüttüğümüz çalışmalarla bunu 9,9 grama kadar düşürdük. Ancak yine de bu miktar Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği miktarın 2 katı. Tavsiye edilen günlük maksimum tuz miktarı 5 gram. Bu da takriben 1 çay kaşığı tuza denk gelmektedir.”

Fazla tuz tüketiminin başta hipertansiyonun tetikleyicisi olduğunu kaydeden Koca, ayrıca mide kanseri, osteoporoz, böbrek hastalıkları, inme, kalp krizi ile de yakından ilişkisinin bulunduğunu vurguladı.

Türkiye’de “Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Eylem Planı” oluşturulduğunu hatırlatan Koca, “Bu plan çerçevesinde çalışmalarımıza da başladık. Bu süreçte ekmekteki tuz oranını yüzde 25, pul biberde yüzde 22, salçada yüzde 64, zeytinde yüzde 50 azaltmayı başardık. Pastırma, peynir ve diğer ürünlerde de çeşitlerine göre önemli ölçüde düşüşler sağladık” bilgisini paylaştı.

Koca, 2014’te yayımlanan genelge ile kamu kurumlarının kafeteryalarında ve yemekhanelerinde tuzlukların kaldırıldığını belirterek, “Ben de sizden bugün, burada hassaten rica ediyorum. Değerli işletme sahipleri, siz de artık masalardan tuzlukları kaldırın. Biliyorsunuz en son Ekim ayında Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonuyla, ambalajlı gıdalarda tuz azaltımı için protokolümüzü imzalamıştık. Onlar da ürünlerinde 19 kategoride tuz azaltacaklarının sözünü verdiler” dedi. (saglik.gov.tr)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.