DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 28°C
Çok Bulutlu

Bir garibandan duyduğum en ağır söz!

26.12.2018
149
A+
A-

Yaklaşık 3 yıl önce…

Bir basın toplantısına yetişmeye çalışıyordum…

Hızlıca giderken, trafonun yanı başına uzanmış birini gördüm.

Tahmini 55-60 yaşındaydı.

İnce bir yatak sermiş, üzerinde uyuyordu.

Uyandırmadım…

Toplantı sonrası, aynı yere tekrar gittim.

Kişi, uyanmış ve yatağın üzerinde bekliyordu.

Yüzü kararmış, saç ile sakalı da birbirine karışmış.

Üzerinde ince bir mont, başında yırtık bir şapka…

Yatağın kenarında ise, bir ayran bir de ekmek…

Uzaktan, yaklaşık 15 dakika izledim.

Hiç hareket etmiyor, gözlerini yere dikmiş, başını ise hiç kaldırmıyordu.

Yanına gittim.

Selamlaştık…

Karşısına oturdum.

Neden burada sabahladığını sordum, “evim yok” dedi.

Anlattığına göre, ailesi terk etmiş.

Akşamları birkaç lokantaya gidip bulaşık yıkıyormuş.

Lokantalardan aldığı yiyeceklerle de gününü kurtarıyormuş.

O da bir döner ile ayran…

Tek gözü görmüyor…

Konuşması yerli yerinde…

Onurlu ve gururlu olduğu her halinden belli…

Sokaklarda kalmanın tehlikeli olabileceğini, hastalık kapabileceğini anlattım.

“Bir şey olmaz” dedi.

İlgili kurumlardan, bir talepte bulunup-bulunmadığını sordum.

Barınacak yer, yiyecek-giyecek ve para isteyip istemediğini de sordum.

Konuyla ilgilenen kamu kurumlarının yardımcı olabileceğini söyledim.

Demez olaydım…

Hayatım boyunca duyduğum en ağır lafı işittim.

Sinirlendi…

Kaşlarını çattı ve bir anda ayağa kalktı.

“Öyle şey mi olur? Sen bana yetim hakkı mı yedireceksin? Zaten yaşlandım. Bugüne kadar yetim hakkı yemedim; bundan sonra da Allah yedirmesin. O senin dediğin yardımların içinde yetim hakkı var. Böyle şeyler söyleme bana.” dedi.

Ne diyeceğimi bilemedim…

Gözlerim doldu, dilim düğümlendi.

Kimsesiz ve hiçbir şeyi olmayan bir kişinin, yetim hakkı konusundaki ince düşüncesi karşısında sadece susabiliyordum.

Çünkü bu büyüklüğe denilebilecek bir şey yoktu.

Yanından ayrıldıktan sonra, “İyi ki böyle insanlar memleketimizde. Bu kişilerden öğreneceğimiz çok şey var.” diye düşündüm.

Şu ince hassasiyet aslında bizim öz belleğimiz.

Fakat zamanla, hırsa kapılıp, hırçınlaştık.

Meslektaşlarını işten artırmak için olmadık ayak oyunu oynayan psikolojik vakaların…

Garibanın parasına göz dikenlerin…

Milletin işini göz ardı edenlerin…

Kamu kurumlarımızda israf üstüne israf yapanların, bu tarz kişileri görmesi, konuşması ve anlaması gerekiyor.

Allah, insanı bu hayata para kazanması için göndermiyor.

Bunu, bir trafonun kenarında sabahlayan gönlü güzel vatandaşımız anlayabiliyor da yapmadık doktora bırakmayan insanımız niye anlayamıyor?

Allah, hepimizi gönlü güzel kişilerle karşılaştırsın diyelim.
Yetim hakkına göz diken ve fitne-kıskançlık çukurunda boğulmuşlardan da uzak tutsun…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.