DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 30°C
Az Bulutlu

Bir makam uğruna değer mi? Bence değmez! Sizce…?

29.01.2019
148
A+
A-

İnsanın dünyadaki tek amacı bir makam elde etmek ise…

O makama ulaşamayınca, zelil olur.

Bunun örnekleri çoktur.

Sadece a’nı yaşayarak geleceği öngörmek imkânsızdır.

Geçmişte yaşananlar önemli bir yol haritasıdır.

İster yüz yıl öncesine bakın, isterseniz bin yıl öncesine…

Siluetler değişse de olaylar çoğunlukla aynı.

Anadolu Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmış bir şehirde yaşıyoruz ama Selçuklu devlet yapısı ve işleyişini ne kadar biliyoruz?

Anadolu Selçuklu Devleti’nin nelerini örnek aldık ve hangi yanlışlarından ders çıkardık?

Osmanlı Devleti’nde özellikle bin 600’lü yıllarda, imparatorluğu ayakta tutmak için neler yapıldığını, işin uzmanları hariç kaç kişi anlayabildi ya da kavrayabildi?

Bunların hepsi, ulaşılmaz bilgiler değil…

Tarihi kaynaklar yazıyor ve ilgili tarihçiler de anlatıyor.

Tarihimiz, makam kavgaları ile doludur.

Bu kavgalar, koskoca imparatorlukları duraklatmış ve sonuç olarak imparatorlukların yıkılmasına neden olmuş.

Tarih, bizim için vardır.

Ve iyisiyle, kötüsüyle yaşanmıştır.

Tarih, iyi tahlil edildiğinde, ülke olarak yolumuza önemli bir ışık tutacaktır.

Makam ve mevki, ne üzücü ki birçok insanımızı değiştirmiştir.

Millet olarak yıllardır hep bu duruma veryansın ederiz.

Ama bu yanlışlığı düzeltmek adına niyeyse ciddi uğraşlar da vermeyiz.

Şu dünyada, hakkı, hak sahibine vermek kadar güzel bir şey var mıdır?

Bir makam için olmadık işlere girmek, bizim kültürümüzde olmaması gerekir.

En güzel örnek, söylenen mi yapılan mı?

Madem dilimizden bu uğurda güzel nağmeler dökülüyor, bu nağmeleri icraatlarla taçlandırmak gerekmez mi?

Günümüzde insanımız, beğenilme ve övülmenin peşinden koşuyor.

Hâlbuki bu aldatıcı bir manzara…

Bir makam elden gidince, gerçek tüm ayrıntıları ile görülüyor.

Makama güç katmak mı daha değerlidir yoksa makamdan güç almak mı?

Bu sorunun cevabı derindir…

İnce ince düşünmek gerek.

Fakat şu önemlidir: “Mal da makam da geçicidir. Önemli olan gönüllere girebilmektir. Gönül makamı, makamların en değerlisidir. Herkese nasip olmaz fakat bu şerefe nail olanlar ilelebet yaşar.”

Zor zamanlardan geçiyoruz.

Kötü ve iyiyi ayırt etmek gerçekten zor.

Ama tarihe baktığımızda şu durum netlik kazanmıştır: “Makam, mevki ve haşmet arzusu insanları, beğenilme ve övülme rüzgârına esir etmiş ve sonuç hep hüsran olmuştur.”

Bu nedenle düşmanlıklar artmış ve ayrılmalar başlamış.

Toplu ulaşımda, yaşlı bir vatandaşımızın konuşmasına rast geldim.

Lise öğrencisine tavsiyelerde bulunuyordu.

Önemli ve altı çizilmesi gerekilen bir cümle kurdu: “İnsanlar, kulun rızasını değil, Allah’ın rızasını kazanmak için çalışmalı. İşte o zaman, birçok yanlışlıkların kendiliğinden çözüldüğünü göreceğiz.”

Ne diyelim… Allah, gönüllere girme yolunda, Allah rızası güdenlerin yardımcısı olsun.

Hayat kısa… Ömür çabuk bitiyor. Bugün selam verdiğimizin, yarın ölüm haberini alabiliyoruz. O nedenle, bir makam kazanmak için gönül kırmaya değmez.

Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın, Allah neyi nasip ederse, o olur.

Gerisi “lâf-ü güzaftır”

Makam rüzgârına kapılmayalım.

Tarihten ders alalım ve dersimizi de iyi çalışalım.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.