DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 23°C
Parçalı Bulutlu

Bir üretim derdi

06.05.2019
17
A+
A-

(Bu bir haykırış ve serzeniştir)

Bir üretememe derdi hasıl oldu!

Daha doğrusu bir “üretebilseydik” derdi…

Kıbrıs’ın kuzeyinde senelerdir o kadar çok atıl yatırım ve getirisi olmayan çalışmalar yapıldı ki tıkanmışlık artık sadece ekonomik olarak değil kültürel ve siyasal olarak da bizi vurmaya başladı.

Üstelik başka bir yatırım alanı yaratamaz hale gelerek önümüzü de tıkadı.

Aynı hataları senelerce yapmaya devam ettik. Şimdi de yapmayı sürdürüyoruz. Belki Girne’yi duymuşsunuzdur. Tarihin yanında doğal güzellikleri, sahilleri, dünyada belki çok az memleketin sahip olacağı güzellikte bir denizi olan küçük sahil kasabasını tarih öncesinden bu yana hakettiği değeri vermeye çalışan tüm toplumlara, topluluklara, yönetimlere karşın sürdüremeyen bir tüketici anlayışla, sözüm ona, büyütmeye çalışan  mantıkla, neyi üreteceğiz Allah aşkına?

Üretim ve bayındırlaşma,binalaşma, inşaatlaşma değil ki…

Huzuru, güveni, doğal güzellikleri ve kültürel dokuyu bozmadan büyütebilmektir maharet.

Lakin biz küçük bir İstanbul yaratma girişimiyle harekete geçtik.

İnşaatlaşma ile bu sektör belki geçici olarak kazanıp ülke ekonomisini canlandırmış gibi görünse de şimdi ağır ağır boş kalan, gereksiz yüksek fiyatlara erişen yapıların, getirisi olmayan sonucuna vararak hatamızı anladık…

Hatta belki anlamadık bile daha tam anlamıyla…

Kıbrıs’ta hem bir turizmi canlandırma ve hem KKTC’yi hem de Kıbrıslı Türkü tanıtmanın peşinde koştuk görünüşte, ama bunu enine boyuna nasıl daha da mahvederiz çalışmaları oldu esasında son tahlilde.

İşte Girne böyle son haline ulaştı.

Lefkoşa’da inşa edilmiş çok değerli o güzelim surlar tarihi evler, Lüzinyan’dan Venedik’e, Osmanlı’dan İngiliz’e kadar pek çok tarihi dokunun izlerini taşıyan sokakları o denli bilinçsizce harcadık ki şimdilerde zarardan dönmeye çalışıyoruz.

Ne kadar olursa artık!

Surlar bakımsızlıktan ve çevreyi değerlendirememekten dolayı yıkılırken, tarihi evlerin birer birer yıkılmasının, atıl bırakılmasının önüne geçemezken, yine de bir hareket başlatıldı Lefkoşa sur içinde… Tam olmadı, olmayacak elbet…

***

Garip olan ne biliyor musunuz?

Tarihi bir toplum var Kıbrıs’ta yaşayan!

Kıbrıs’ta yüzyılların kültürel mirası ile şekillenmiş, İngiliz’in de Osmanlı’nın da izlerini eskiden getirdikleri ile harmanlayarak bugüne taşıyan bir toplum var.

Kılık kıyafetinden mimari dokuya, geleneksel mutfağından müziğine, genetik yapısından yaşamsal tavrına kadar getirilen bu dolu dolu zengin mozaik, günün sonunda 21. yüzyılda üretebileceğimiz nasihatini başbakandan alıyor ve ne yapacağını da çok iyi bilemiyor.

Bugüne dek üretimi dahi tüketim kültürü üzerinden şekillendirmiş, kapitalizmin beşiğine çok uzak bir coğrafyada bulunmasına karşın onu çok güzel içselleştirmiş, gelenekselliği henüz tomurcuk olarak korurken globalleşme bağlamından gelişmiş ülkelerin çoktan vazgeçtiği canavarın pençesine takılmış, bir o yana bir bu yana savruluyoruz…

Elbette tanınmamışlığın, elbette uluslararası teamüllerden uzak kalmışlığın, elbette denetimsiz ve fütursuzluğun acısıdır bugün çektiğimiz.

Lakin bu sancı 21. Yüzyılın değil, Aydınlanma Çağı’na ait bir yaklaşımın ürünüydü.

Düşünsenize belki birkaç asır geriden geliyoruz lakin teknolojik ilerlemeyi evrensel ticari kaygılar nedeniyle kullanabiliyor olduğumuzdan tükenmenin de farkına varamaz bir acıyla yaşıyoruz!

İşte sonuç!

Bugünkü elden kaçırılmakta olan, benliğini yitirmekte olan karakteristik birçok özelliğini tüketmekte olan Kıbrıs. Bu nedenle Kıbrıslı üretemediği için de yabancı geliyor ve kendi bildiğini üretiyor.

Coğrafya Kıbrıs, yaşam Anadolu, Afrika, Asya oluyor o zamanda…

Belki bir miktar da Avrupa…

Lakin biz olamıyoruz ve içimiz acıyor…

Kıbrıs ne durumda derseniz, artık son demlerinde gelin görün deriz…

Bu hızla giderse haritadaki şekil dahi değişebilir.

Tarihin son demlerine şahitlik etmiş olursunuz belki…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.