DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 26°C
Parçalı Bulutlu

Biz büyüdük ve kirlendi dünya : Oyunlardan oyuncaklara

20.01.2019
282
A+
A-

Bugün uzunca bir yürüyüşün ardından yolumu çocukluğumun geçtiği Kasap Sinan Mahallesine yönelttim. Hani bazen geçmişe, çocukluğunuza gidersiniz de  rahatlarsınız ya benim ki o misal… Tabii ki de bu durum çocukluğunuzun nasıl geçtiğine bağlı… Sokağın başına gelince bir şarkının sözleri aklıma geldi; “Biz büyüdük ve kirlendi dünya….” Gerçekten ne kadar güzelmiş çocuk gözü ile dünyaya bakmak, şimdilerde ise bakabilmeye çalışmak…

Şimdi gözüme ufacık, daracık görünen o sokak, o zamanlar da ne kadar genişti, bir uçtan öbür uca iki ya da üç arkadaş kollarımızı birbirimizin omzuna atarak yürümek, top kaçtığında bahçe duvarından atlayıp kaçarcasına geri çıkmak, bisiklet ya da bilyalı tekerli arabalar ile yarış yapmak… Onlarca çocuğun aynı anda kendi yaş gruplarına göre sabahtan akşama kadar birlikte vakit geçirdiği, akşam olmasın diye içinden geçirdiği zamanlar…

O zamanki oyunlarımız bireysel değildi, genellikle takım olarak oynanan oyunlardı, arkadaşlığımızı, takım çalışmamızı pekiştirirdi. Topraktan kap kacak yapar, bilye, birdirbir, seksek, ebelemece, saklambaç, yakar top, fotmiş oynardık, ip sekerdik, uçurtma uçururduk ve adını bile hatırlayamadığım oyunlar oynardık.

Zamanla “gelişen ve değişen” dünya şartlarında birçok alanda olduğu gibi oyunlar da değişti oyuncaklar da…

Geleceğimizin teminatı çocuklarımıza aldığımız oyuncakların yapıldığı malzemelerin sağlık açısından ne kadar uygun olduğu farklı bir tartışma konusu iken burada dikkat çekmeye çalışmak istediğim konu albenili ambalajlar ile sunulan oyuncakların çocuklarımızın psikolojisini nasıl etkileyebileceği ve kişisel gelişimlerine bu oyuncakların nasıl bir katkıda bulunabileceğidir.

Kemal Sunal’ın Şaban karakteriyle başrol oynadığı Şark Bülbülü filmindeki bir gazino patronunun öfkesini boşaltma bahanesiyle canı istediği zaman çağırıp şiddet uyguladığı Mazlum karakterine atıf yapıyor. Elinde kola şişesi ile dayak yedikçe konuşan oyuncak Ayıcık Mazlum vur vur hoşuma gidiyor sözüyle mazoşist bir karakteri olduğunu baştan belli ediyor. Oyuncak Mazlum’un diğer sözleri ise «Çıkışa gel çıkışa, Sen benim kim olduğumu biliyor musun?, Adamı hasta etme oğlum, Elhamdülillah dayağa doyduk, Kaşınma kaşırım, Kırdın kırdın, Benim babam senin babanı döver, Sen neymişsin be ağabey, Boyum kısa olmasa döverdim ama neyse, Seni döverdim ama dayak yerim diye korkuyorum, El el değil balyoz mübarek, Varsa şekliniz çıkışta bekleriz, Babalık, ne vuruyorsun?, Yanlışımız olduysa affet baba”.

Çocuk psikolojisi uzmanlarının bu oyuncak hakkındaki görüşleri çocuklarımızın ruhuna şiddeti aşıladığı yönünde olmuştur. Kamuoyundan aldığı tepkiler sonucunda oyuncak firması bu oyuncakları piyasadan toplatmıştır.

Barbie bebekler ile oynayan küçük kız çocuklarının onlara benzemek gibi bir eğilimleri olup olmadığı konusunda Amerika’da yapılan araştırmanın sonucuna göre Barbie bebeklerin çok zayıf vücut ölçülerine ulaşabilmek adına bu çocukların düzensiz yemek yedikleri ve kilo vermeye çalıştıkları ortaya çıkmıştır.  Bu bağlamda Barbie bebekler küçük kızlara dış görünüşün çok önemli olduğunu ve fiziksel olarak mükemmel olmayı aşılamaktadır.

Oyuncak deyip geçtiğimiz nesnelerin gerçek hayata yansımasının ve etkilerinin somut örneklerinden birisi Barbie Bebek’e benzemek için altı kaburgasını aldıran ve 17 kez estetik ameliyat geçiren İsveçli manken Pixee Fox’tur.

18. estetiğini İstanbul’da yaptırırken Barbie hayranlığının çok küçük yaşlarda başladığını söyleyen İsveçli manken Pixee Fox, serüvenini şöyle anlattı; “Tüm bunlar ben çok küçükken başladı. Küçükken kıvrımlı hatlara çok ilgim vardı. Çizgi film karakterleri çizerdim. 2009’da modellik yapamaya başladım. Aynada gördüğümle kafamdaki beden uyuşmuyordu. ‘Ben artık istediğim gibi gözükmek istiyorum’ dedim. Böylelikle bir serüvene başladım. Bu ameliyatlara karar vermem birkaç yılımı aldı. Sonra yapmak istediğimin gerçekten bu olduğuna emin oldum ve bu serüvene büyük ameliyatlarla birlikte devam ettim.”

Diğer taraftan 35 yaşındaki Justin Jedlica Barbie’nin erkek arkadaşı Ken’e benzemek için yaklaşık 200 kez ameliyat geçirmiştir. Bir başka Barbie Bebek saplantısı olan kişi ise beş çocuk annesi 42 yaşındaki Nannette Hammond, Barbie bebeklere benzemek için bugüne kadar bir servet harcadı. ABD’nin Ohio eyaletinde yaşayan ve mutlu bir evliliği olan kadın, tam bir estetik operasyon bağımlısı olarak medyaya yansımıştır.

Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın öncelikli olarak yaşına, becerisine uygun oyuncaklar seçmeli, zekâ gelişimini destekleyen, hayal gücünü geliştiren ve öğretici tercihler yapılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki ne ekersek onu biçeriz…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.