DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 30°C
Açık

Bu benim hikayem ama aslında bizim, hepimizin hikayesiydi bu?

25.12.2018
182
A+
A-

Bize neden kıydınız, neden? 

Ülkemize neden kıydınız?

26 Aralık 1977’de bir gece vakti saat üç gibi. Kırk bir yıl önce kaybetmiştik seni..

1970’ler öyleydi.. Bir daha gelmesin, derim ; Allah’tan dilerim ben!

Bazı günler var ki unutulmaz!

Belki şahsi bir durum bu, ne alaka burada diyeceksiniz?

Maalesef, özür dileyerek, konuya gireceğim:

Evet, benim yaşadıklarımdı bu;

Ama farklı değildi Ahmet’in, Mehmet’in ve de diğerlerinden…

Ama birlikte yaşadıklarımızdı inanın ki!

Çoğumuz kurtulmak için bir vebalden gözlerimizi kapar geçeriz.

Olup biteni görmemek için hücrelerimizde yaşamayı seçeriz..

Bu da öyle; gözümüzü kapatıp, hücrelerimize geçtiğimizdendi.

Çünkü, kardeşi kardeşe düşürdükleri o an;

Yeter ki, kardeşkanı dökülmesindi!

Ama yıllar geçse de, sanmayın ki unutturur zaman. 

Her zaman her an yanındadır o an, yüreğindedir kanaman.

Bizim kuşak umutlarıyla geliyordu; susturuldu o an!

Farklıydık. Sanıyorduk dünyayı biz kurtaracaktık.

 Dayanamadık.. Ama çok can verdik inan!

Çocukluğu 1960’lı yıllar ve öncesinde geçen kuşak bir hayli şanslıydı ama o kadar da şanssızdık!

Doğada mücadele ede ede büyüdük, büyümüştük umutlarla.

Dünyayı tanıdık, dünyayı yönetmeye çalıştık..

Ama bırakırlar mıydı, seni sana?

Bırakırlar mıydı seni vatana?

Henüz modern teknolojiyle tanışmamış olan bu nesil, gün boyu doğal çevrede oyunlar oynadı, tarlada harmanda büyüklere yardım etti, sürü peşinde yaylaklarda, meralarda dolaştı.

Evcil hayvanlarla yaşadı, bağı, bostanı tanıdı, tarlaya tohum atmayı, ekin biçmeyi hasat yapmayı öğrendi.

Kış geceleri gazlı kandil ışığında ocak başında aile bireyleri ile masalları, bilmeceleri, tekerlemeleri, destanları, efsaneleri birlikte anlattı, birlikte dinledi.

Gramofonun sesini karşı mahallenin delikanlısının damdaki yuvak üzerinde çalınan sesinden  duydu.

Gurbetçi işçilerimizin omuzunda çalan radyodan yurttan sesler dinledi.

Rampalarda tutunabilir miyim diye bir kentten bir kente geçen kamyonların arkasından koştu.

Gün boyu yayladan köye, köyden yaylaya saatlerce yol giden bu nesil, bağ, bostan suvarmak, keçi, koyun, oğlak gütmek için Maraton koşucularına taş çıkarttı.

Yetmez gibi güz gelince, bir köyden bir köye, bir köyden kasabaya günübirlik kilometrelerce yol tepti. Büyüdü köyünü ailesini terk etti. Çocuk denilecek yaşta kendi başına ev tutu, sobada yemek yaptı, leğende çamaşır yıkadı, yatak altında ütü yaptı…

Ne bursu vardı, ne de kredisi..

Ayda yılda köyünden getirdiği bir çuval patates, bir sofra bezi yufka, bir torba bulgurla kışı geçirdi.

Geliyordu bu gençlik..

Doğasını tanıyarak; mücadele ederek geliyordu bu gençlik.

Kitaplara sığındı.. Okudu, okudu, okudu.. İdealleriyle büyüyordu.

Özgüveni yüksekti. “Ülke” diyordu; “Vatan”,”Turan”, “İnsanlık”, “Hak”, “Adalet”  diyordu.

Kimi sağcı oldu, kimi solcu!Kimi sınıflarda bırakıldı, kimi sürüldü.Yetmedi kurşunlandı, dar ağaçlarına gönderildi.

Böyle bir kış günü sınıfta bırakıldım en iyi tertemiz hayallerimle..

Böyle bir kış günüydü kurşunlandığımız köyün kahvesinde,

Ben kurtulmuştum o kahpe kurşunlardan ama nafile,

Bir kurşun isabet etmişti babam beynine,

Tekeri patlak bir arabayla Toroslardan yol giderken,

Hastane kapıları sessizdi; yolcular kimsesizdi,

Gökte dolunay ağlıyordu sadece.

Göksu kıyısında gölgeler ürküyordu demir jantların sesine,

Bir güneş batıyordu sağırların nesine,

Davul zurna halay çekiyorlardı kaçanlar İlçesine,

Böyle bir kış günü:

Takvim 26.12.1977’de saat üçü gösterdiğinde,

Kaybetmiştimbabam seninle;

Sadece geçmişimi değil, geleceğimi de!

Kapalı kapılar ardında kaderimizle kalırken biz,

Unutulur mu kucağımda can verdiniz..

Henüz on yedisine yeni gelmişken ben;

Geride bir ana, altı kardeş emanet verirken,

Yetmişime gelmişimmeğer bilmeden?!

Unutmadık!. Allah Rahmet eylesin.. Ruhun şad olsun derim ben!

O günlerde hep sorduk;

-Kardeş kardeşe kıyar mı?

Bize neden kıydınız,Neden? 

Ülkemize neden kıydınız, NEDEN!

41 yıl önce bu gün kaybettiğimiz Halil (Ahmet) Bahar..Rahmetle anıyoruz..

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.