DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 36°C
Sıcak

Büyük İskender’den Osmanlı’ya Seyahat: Makedonya

12.11.2018
212
A+
A-

Yakın diyarların uzak ülkesi diyorum Makedonya’ya ben. Diğer Balkan ülkeleri yanında hep unutulan bir tarafı var…

Yakın diyarların uzak ülkesi diyorum Makedonya’ya ben. Diğer Balkan ülkeleri yanında hep unutulan bir tarafı var. Fakat benim gezmekten keyif aldığım yerlerin başında geliyor Makedonya. Biraz doğa, çokça tarih ve Arnavut inadının Makedon kararlılığı ile yarıştığı yer.

Makedonya; Yunanistan, Kosova, Arnavutluk, Sırbistan arasında kalmış sadece 2 milyon nüfusluk bir ülke. Eski Yugoslavya Cumhuriyetlerinden biri iken 1993 yılında bağımsız bir ülke olarak Birleşmiş Milletler tarafından resmen tanınıyor. Bir devlet olarak tanıyan ilk devlet ise Türkiye.

Makedonya’ya seyahat zor değil. Pekçok Balkan ülkesi gibi vize istemiyor. Türkiye’den hergün başkent Üsküp’e uçuşlar var. İsterseniz benim gibi siz de Kosova/Priştine’ye inip bir araba kiralayarak seyahatin tadını çıkarabilirsiniz.

Turistik bir seyahat için en ideal zamanlar bahar ve yazın ilk haftaları diyebilirim. Ağustos’ta gittiğinizde 40 – 42 derece sıcaklık ile karşılaşabilirsiniz.

Türkiye’ye göre oldukça ucuz bir ülke. 1 TL yaklaşık 10 Makedon denarı ediyor. 1 Euro ise ortalama 60 Denar. Yeme içme çok hesaplı. Oteller restoranlar Türkiye’deki kadar lüks hizmet vermiyor ancak temiz. Araba tercih edin diyorum çünkü benzin de ucuz. Tabi ki bunlar biz turistlere göre. Halkın buradaki ortalama gelir düzeyi 150 – 200 Euro arasında.

Makedonya’da 31 şehir var. Her biri birden izler taşıyor. Çünkü daha 14. Yüzyılda Türklerle tanışmış. Ben bu şehirlerden Üsküp, Tetova (Kalkandelen) ve Ohri’yi öncelikli gezmeyi tercih ettim. Ancak Bitola, Manastır ve Gostivar da görülmesi gereken şehirlerden sadece birkaçı.

Başkent Üsküp’e indiğinizde hiç yabancılık çekmeyeceğinize eminim. Klasik bir Osmanlı şehrinde gibi… Vardar Nehrinin kıyısında Şar Dağları’nın gölgesinde Yahya Kemal’in Kaybolan Şehir şiirinde söylediği gibi;

“Üsküp ki Yıldırım Bayazıd Han diyarıdır, Evlâd-ı Fâtihân’a onun yâdigârıdır. Firûze kubbelerle bizim şehrimizdi o; Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyle biz’di o. Üsküp ki Şar-dağ’ında devâmıydı Bursa’nın Bir lâle bahçesiydi dökülmüş temiz kanın.”

Tarihi çarşı ve 15. Yüzyıldan kalma bedesten, Yavuz’un veziri Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış Mustafa Paşa Camii, Fatih Sultan Mehmet’e ithaf edilen Taş Köprü, geçmişi 5. Yüzyıla dayanan kalesi, hamamları hanları ile sizi Osmanlı’ya götürürken, Büyük İskender’in hayatını betimleyen devasa heykellerin bulunduğu meydanı, Rahibe Teresa evi, katedralleri, müzeleri, sanat merkezleri ile modern bir Avrupa imajı yaratıyor.

Günümüzde Ortodoks Makedonlar ile Müslümanlar arasında aleni bir yarış var bu şehirde. Makedonlar Avrupa ve Amerika’nın da desteği ile Üsküp ve çevresine hakim 1000 mt yükseklikteki Vodno Dağı’nın tepesine 66 mt uzunluğundaki Milenyum Haçını dikip turizme açtılar hatta ulaşımı da kolaylaştırmak adına şehre teleferik sistemini getirdiler.

Kısaca üzerinden geçtiğimiz bu 500 bin nüfusluk güzel şehri doyasıya yaşamak için 2 gününüzü ayırın.  Bir de çarşıda kebap yemeden ve deriden yapılmış yemenilerden almadan dönmeyin.

Üsküp’ün büyülü atmosferinden sadece 40 km uzaklıktaki Tetova yani Kalkandelen de sizi tarihle selamlıyor. Kalkandelen nüfusunun çoğunu Arnavutlar oluşturuyor. Buraya geldiğinizde iki yeri mutlaka gezmenizi tavsiye ediyorum. İlki1438 yılında iki kız kardeşin yaptırdığı Alaca Camii ya da diğer adı ile Boyalı Camii. Tıpkı kadın eli değmiş gibi bir yeri boş kalmaksızın tamamı çiçek ve desenleri ve resimlerle süslenmiş Kalkandelen’in sembolü olmuş. İkincisi ise Harabati Baba Tekkesi… Burası 16. Yüzyıla ait hala aktif olarak çalışan bir Bektaşi Tekkesi. Bir Osmanlı eseri…Bektaşi yaşam geleneğini yerinde görmek istiyorsanız o avludan içeriye mutlaka girin, tekkenin başındaki Arnavut Dede ile sohbet edin bu arada kendisi Türkçeyi çok güzel konuşuyor.

Balkan coğrafyasının arasına sıkışmış bu şirin ülkenin nefes aldığı noktaya gidelim şimdi. Tabi ki Ohri’ye… Ohri sahip olduğu doğal güzellikleri tarihi dokusu, Arnavutluk ile arasında set gibi uzanan muhteşem gölü, eğlenceli gece hayatı, renkli sokakları, yosun kokan kıyıları ile tam bir tatil beldesi… Öyle ki dünya çapında eşsiz bir ekosisteme sahip olan gölü 1979 yılında UNESCO tarafından koruma altına alınmış. Kale sokakları ve su kıyısındaki ilginç mimariye sahip kiliseleri görülmeye değer.

Buradan inci takılar almadan ve balık çorbası içmeden dönmeyin. Tatil için iki gününüzü burada harcayabilir Struga başta olmak üzere çevredeki sahil kasabalarını ziyaret edebilirsiniz.

Makedonya’ya yolunuz kışın düşerse Gostivar’daki kayak merkezine uğramadan geçmeyin. Binlerce metre yükseklikteki muhteşem dağ yolunun eşsiz manzarasının tadına varın ancak bir uyarı Makedonya’da dağ yolları çok dar, gidiş dönüş tek şeritli hatta öyle ki arkanızdaki sizi sollamak istediğinde siz belirli metrelerde açılmış sollama ceplerine girmek zorundasınız.

Her eseri, sokakları efsanelerle ve öykülerle dolu bu küçük ülke Türkiye’den gelecek siz misafirlerini bekliyor. Belki bu yıl bir haftasonu kaçamağı ile tanışmış olursunuz.

Bol seyahatli zamanlar…

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.