ÇOCUKTUK BÜYÜTMEDİLER BİZİ

23.05.2019 - Perşembe 18:55

Çocuktuk, dahası acıktığımızda elimize bir şey verilmezse, önümüze bir şeyler konulmazsa ağlardık . Altı-yedi yaşında olan çocuğun kendi başına yemek yapacak hali mi var?
Ekmek, üzerinde birkaç kat kaymak sanmayın: dürülmüş ekmek içine ufaltılmış bir parça peynir. Evde ekmek parçasına salça sürüp çocuklarını doyuran anneler tanırım, yüzü gülecen, gönlü yaralı, ahvali tarif gerektirmeyen.


Çocuktuk, açıkçası. Bilmezdik neyin günah neyin hata olduğunu.
Altı-yedi yaşındaki çocuğun gıybeti bilmesine gerek yok, içinde değildir, çünkü.
Yalan bilmeyen çocuk, neden günaha girsin?
-Anne, Allah bizi görüyor mu?
Anne, “Evet” dedi mi, eksik olmazdı, sorular.


Çocuktuk, kısacası.
İstemediğimizi ifade etmemiz, “Cıkkk!..” ile, istediğimize ulaşmamız, “ Heee!..” ile tarif bulur, şekle bürünürdü:
-Ben yuvarlak şeker severim.
-Ben de severim…
Arkadaşımız elindeki şekerin naylonunu-ambalajını- gösterir, teyid ederdi, yiyip yemediğimizi:
-Bundan mı?
-Heeee!..


Büyüdük, çocukluğumuzun üzerinden seneler seneler geçti.
Halen pinokyo, pamuk prenses ve yedi cüceler ile kırmızı başlıklı kız yalanıyla avutuluyor, çocuklar.
Ayağı çıplak Heıdi için açıklama yapmaktan kaçınanlar, dünyada çocukların açlık sebebiyle öldüğünü, savaşlar sebebiyle öldürüldüğünü dile getirmezler.
Seneler seneler geçti, üzerinden çocukluğumuzun.
Bozuk saatler, günde zamanı iki kere doğru gösterdiği için kutsanıyor.
Saatlerin markası, kendi isimlerinden oluşuyordu, Batının.
Doğunun insanı, saati en ucuza imal ettikçe, Batının egemenliği saatlerin üretimiyle sarsıldı.
Batı, zamanı en doğru kendisinin gösterdiğini iddia ediyordu.
Diğer yalanlarına kılıf bulmadaki ustalığı, şimdi işgal etmek istediği ülkelere demokrasi götürme yalanına dünyayı inandırmaktan uzak.


Bizden insanları öldüren silahları yapanları sevmemiz isteniyor. Batıyı reddetmenin günah olduğunu söyleyecek kadar ikiyüzlü üç maskeli, beş isimle çağrılanları biliriz.
Onlar, hem babayı öldürür hem çocuğu taziyede yalnız bırakmaz. Taziyenin tüm masrafını kendileri üstlenir, Hatim’i de kendileri indirir.
Gerekirse kırkıncı günde, elli ikinci günde gereğini yapar, vefat yıldönümünde paralı gözü sulu tiyatroculara taş çıkartan ölü ağlayıcılarını kadınlı erkekli gönderir.
Biz, bir ekmek parçasını bulduk mu, katık isterdik.
Onlar hem ekmek isteyeni hem katık bekleyeni hoş karşılamaz, bir ölçüde.
Tüm çocuklar her şeyin en güzeline layıktır. Colalı içecekleri, GDO’lu yiyecekleri hibe eder.
Az mı tarımla geçinen, hayvancılıkla anlı şanlı ülkemizde bizde katkılı undan yapılan ekmeği ihmal ettiler mi, sütün yerine süt tozuyla bizi senelerce imtihan etmediler mi?
Biz, küçükken süt tozundan yapılan içecekle ekmeği reddettiğimizde dayaktan mı geçmedik, bize kötü sözler mi söylenmedi…


Afrika’da ölen, öldürülen insanların müsebbibi kim?
Vietnam’da insanlar, boşuna mı yer altına indi?
Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de olanların öncesini bilmeden yanlışlıklar yaparız, kesinlikle.
Tek parça devleti bölenler, aynı ırktan insanları aşirete ayırdı. Birden çok devletçiğe sahip olanlar, petrol için birbirine düşman kılındı, şimdi doğal gaz için sevilir oldular, işleri bitince acayip şekle büründürdükleri İslam ( Ilımlı imiş) ile suçlanacaklar.
Bu şımarık, burnu büyük, şeytanlıktan başka aklına iş gelmeyen, birbirine yapmadığını bırakmayanlar, açlık çeken devletlerin halkına karınlarını doyurma karşılığı, inançlarını değiştirmeyi teklif etmektedir.
Ret ile karşılaştıklarında bombalar eksilmez üstünden insanların.
Ne ev kalır ne sığınak.
Şehirler, ilçeler, köyler yerle bir.
İnsanlar öldürülmüş, boğdurulmuş, hayatta kalanlar esir.


Çocuk, elindeki ekmek parçasına katık olarak annesinin verdiği bir çiğnemlik eti tadını ala ala yemekle meşguldü, dün. Bu gün çocuklarımızı doğmadan önce anneleri vasıtasıyla büyülerler. Maması, sütü, suyu, çorbası derken şampuanı, kolonyası, bezi, ıslak mendili, elbisesi, arabası, diş fırçası, macunu, kremi olmak üzere hegemonyasını kurmuş anlayış, niçin colalı içeceği hediye etmesin, hamburgeri sunmasın?
Çocuklar artık ekmek bulamıyor, üzerlerine yağan yağmur misali bombalar karşısında çaresiz.
Onların feryadına kulak tıkayan bizi nasıl helâk edersin, Rabbim? Biz de onlardan mıyız ?

YORUM YAZ