DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 30°C
Açık

Deve ve onunla yok olan göç kültürü!

23.12.2018
330
A+
A-

“Atla Deve mi?” diye bir deyim var Türk Kültüründe..

Evet, Atla Deve Türklerde değerli şeylerin başında gelir..

Gerçekten de tarih boyunca, Türklerin günlük hayatında at ve devenin vazgeçilmez yeri olmuştur. At onu taşımış; deve de evini taşımıştır.

Birimler arasında hızlı bir iletişimi sağlayan at at güvenliği sağlarken, yaklaşık bir çadırı içindeki eşyasıyla taşıyan deve yurdun taşıyıcısı olmuştur.

Bu iki güç sayesinde Türkler aileleriyle birlikte göç edebilmiş. O yüzden her gittiği yere konabilmişler. Bu hareketlilik onları düşman akınlarından da kurtarmış..

Bu her iki hayvan, yeri gelmiş yük taşımış; yeri gelmiş et ve süt vererek, ocakta aş olmuş..

Tarihimizle birlikte yaşıt bizimle var oluşları.. Beş bin yıllık bir evcillik süreçleri var. Bizim doğduğumuz  coğrafyalar.. Her ne kadar Türkler bu hayvanları evcilleştirdi diyemeseler de doğduğumuz coğrafyaya işaret ediyorlar. Zaten her iki hayvanla da olan kültürel bağımız onlarla yakınlığımızı göstermez mi?!

Bilim adamlarına göre bu hayvanların her ikisinin ilk geldikleri yer de Kuzey Amerika..10 Milyon yıl önce Asya’ya geçmişler..

Bu sırada devenin akrabası Lama da Güney Amerika’ya geçmiş!

 İlginçtir ki; her ikisini de Doğu Asya’dan 13 bin yıl önce giden bizim avcı akrabalarımız yok etmiş..

Avrasya’da tek hörgüçlü (Camelusdromedarius)  ve çift hörgüçlü (Camelusbactrianus)  olmak üzere iki türü görülür.

Tarihin ilk dönemlerinde tek hörgüçlü deve Orta Doğu ve Afrika’da görülürken, çift hörgüçlü deve Orta ve Doğu Asya’da görülür.

Moğolistan kaya sanatında çift hörgüçlü deve. Moğolistan Milli Müzesi. Ulaanbatur.

Deve de at gibi MÖ.3000 yıllarında Orta Asya Bozkırlarında evcilleştirilmiştir.

Günümüzde vahşi deve Moğolistan’daki Gobi’de görülmesinden ilk kez bu bölgede evcilleştirilmiş olmalıdır.

Tek hörgüçlü deve ise ilk kez Yakındoğu’da evcilleştirilmiş olmalıdır.

Hakasya Suleskaya MÖ. 4000 yılları bir deve güreşi sahnesi(Yılmaz ve Ertuğrul  2015)

Her iki devenin de evcilleştirilme tarihleri üzerinde MÖ 3000’lerden MÖ 900’lere kadar giden çok farklı görüşler vardır.

Sümerler yazılı belgelerinde deveden “Çöl Gemisi”  ve “Deniz Eşeği”olarak söz edilir.

Sümerler her iki deveyi de en erken tarihlerinden itibaren biliyorlardı.

Belki de deveyi bölgeye onlar getirmişti?

Çöl Gemisi, Deniz Eşeği ve bazen de  yoldaki hörgüçle giden (am.si.harran) demeleri onu daha çok yük için kullandıkları düşünülebilir. 

Milattan Önce Dokuzuncu Yüzyıl Asur kabartmalarında tek ve çift hörgüçlü evcilleştirilmiş deve resimleriyle karşılaşılmaktadır. Bu kabartmalardan birinde Vahşi bir deve evcilleştirilmezden önce altmış kilo civarında yük taşıyabilirken evcilleştirilmeden sonra 450 kiloya kadar yük taşıyabilmektedir.

Hecin olarak adlandırılan tek hörgüçlü deveye göre çift hörgüçlü deve iki kat daha fazla yük taşıyabilmektedir.

Eski Çağ’ın en büyük ticaret yolu İpek Yolu’nun en büyük yük ve ulaşım aracı develerdi. Bu yolun Çin’den İran’a kadar güvenliğini Türk atlıları sağladı.

Güvenlik ve ticaret; atla deveye sahip olmakla sağlanabilirdi. 

Braudel’e göre; Anadolu fetihlerine çıkan Arapların sıcak iklim hayvanı olan tek hörgüçlü devenin buradaki soğuk iklime dayanamadıklarını ve dağlık bölgelerdeki Bizanslıların onlara yaptıkları taciz saldırıları ile geri çekilmek zorunda kaldıklarını belirtir.

Yine Braudel, Türkler soğuk iklime alışık Orta Asya çift hörgüçlü deveyle Orta Doğu’nun tek hörgüçlü sıcak iklim devesini melezleştirerek, hem sıcağa hem de soğuğa uyum gösteren bir deve türü elde ettiklerinden söz eder.

Ona göre; Bu deve ile Türkler Anadolu’nun yalnız ovalarını değil, dağlık kesimlerini fethettikleri gibi, Balkanları da ele geçirmişlerdir.

Gerçekten de, Osmanlılar stratejik Balkan Geçitlerinde Yörüklerle kurdukları Eşgüncü Ocaklarında Yörükler develeriyle barış zamanında yol, köprü, cami, kale, saray inşaatlarında malzeme taşımışlar; savaş esnasında ise askeri silah, cephane, ve yiyecek taşıyarak levazım işleri görmüşlerdir(Yeni 2017).

Rumeli’de  Osmanlı Fetih Kolları ve Yörük Teşkilatının kurulduğu yerler(Yeni2017 )

XX. yüzyılın başlarında motorlu araçların görülmesi kervan yollarındaki devenin saltanatını yıkmaya başlamıştı.

Bu saltanat, 1980’lerde tamamen motorlu araçların eline geçti.

Deve sayısına bakıldığında 1950 yılında 110.000; 1960yılında 65.000; 1970 yılında 31.000 ve 1982 yılında da 9.000’e düşmüştür(Bazin 2015). .

Bunların da büyük çoğunluğu Batı Anadolu’da (Aydın,İzmir, Çanakkale, Muğla, Antalya, Burdur ve Denizli) civarında yapılan deve güreşleri için beslenmektedir.

 Sadece Aydıncık-Silifke-Seydişehir arasındaki bir Sarıkeçili aşiretimiz deve ile göç geleneğini sürdürmektedir.

Aydıncık-Gülnar, Anamur-Ermenek, Alanya-Hadim, Manavgat-Bozkır gibi çevrelere yakın zamanlara kadar süren deve ile göç artık yerini otomobile bıraktı.

Deve kervanlar ile konulan göçülen konalgalar, korumlar, güzler birer çoktan unutuldular. Yaşayanlar öbür dünyaya göç etmeden bu bilgileri toplamak gerekir.

Şu anda Orta Asya’dan beri var olan deve güreşleri nedeniyle ülkemizde beş bin civarında deve var.

Etinden, sütünden ve yününden faydalanılan devenin kaybolması sadece taşıma olarak değil şu anda sıkıntısını çekip ithal ettiğimiz et ve süt gibi besin ekonomimizde de önemli bir kayıp olmuştur.

Evet, atla deve, Türk Kültüründe önemli bir yeri vardı. Onların kaybı kültürel dünyamızda en büyük kayıplardan olmuştur.

Görülüyor ki; atla deve mi? sözü boşuna söylenmemiş!

TEŞEKKÜR:

1922-1950 yıllar arasında Silifke Çevresini öğretmen Ali Rıza Yalkın(Yalman) Yörükler arasında yaşayarak büyük bir özveriyle kaydetti.

İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü hocalarımızdan Tayyip Gökbilgin, M. Tayyip Gökbilgin, Rumeli’de Yürükler, Tatarlar ve Evlâd-i Fâtihân’ı yayımladı.

Bozkırlı hemşerimiz hocamız Prof.Dr. Faruk Sümer, Oğuzlar’ı yayımladı.

Türk dünyası için başucu kitabı oldu. Prof.Dr. Mehmet Eröz, Yörükler(Türkmenler) kitabını yazdı. Cevdet Türkay Başbakanlık Arşivinde çalıştığı otuz yıllık sürede biriktirdiği bilgilerle Aşiretler, Oymaklar, Cemaatler Kitabını hazırladı.

Her biri bu kültürümüzün en önemli başucu kaynakları oldu.

Bu konuda günümüzde de Arşiv kaynakları ve gözlemlerini birleştiren yayımlar görülmektedir. Ancak yeterli mi bu kültürün yaşandığı coğrafyayı görüp yazmak geleceğe bırakmak başta bilim insanların görevi olmalıdır.

Son yıllarda yazar, fotoğrafçı ve gazeteci kimliğiyle Yörükler arasında gezerek yaşayarak Zeki Oğuz bey önemli bilgiler kaydediyor.

Bu vesileyle; Türk Kültürünün bir parçası olan Oğuz, Türkmen ve Yörük kültürlerinin araştırılmasında hizmet eden bütün kurum ve şahıslara burada bu kültürün bir ferdi olarak teşekkür ederim. Saygılarla..

Kaynakça:

Erdinç Bakla Arşivi;

https://tr.pinterest.com/pin/548102217132172681/(Erişim.23.12.2018).

Bazin1994,M., Orta Toros Yörüklerinden Sarıkeçili Aşireti, Çev. Hamdi Kara,

Ankara Üniversitesi Türkiye Coğrafyası Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, 3, 323-350.

Braudel1992,Fernand,II.Felibe döneminde akdeniz ve Akdeniz Dünyası I.Çev.M.A.Kılıçbay,, İmge Yayınevi, Ankara.

Chopra 2018, Rock art andmystery: Ancient camelsculptures in Saudidesert, https://phys.org/news/2018-02-art-mystery-ancient-camel-sculptures.html

Ertürk ve Demir, Devrim Ertürk ve Gülsen Demir, CamelWrestling as a Part of Cultural Identity in Turkey,I.Uluslararası Selçuk-Efes Devecilik Kültürü ve Deve Güreşleri Sempozyumu,Edt.,Devrim Ertürk, Özgür Gökdemir,  17-18-19 Kasım 2016, Selçuk Efes Kent Belleği, Selçuk Belediyesi  Yayınları, 2016.157-183.

Gökbilgin 1957, M. Tayyip Gökbilgin, Rumeli’de Yürükler, Tatarlar ve Evlâd-i Fâtihân, İstanbulÜniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul, 35.

Horowitz 2014,Wayne,  ‘SweeterThanCamel’sMilk’: TheCamel in Sumerian, TheBactrianCamel in Genesis, Bible Lands e-Review 2014/S3,The HebrewUniversity of JerusalemandTheBible Lands MuseumJerusalem

http://www.newworldencyclopedia.org/entry/File:Evolution_evi_mig.png(23.12.2018)

Karslı 2015, Öznur, Sarıkeçiliyörükler için dağlardan sahillere göç vakti https://www.haberturk.com/yasam/haber/1133062-sarikecili-yorukler-icin-daglardan-sahillere-goc-vakti

Potts 2018 , Daniel, BactrianCamelsandBactrian-Dromedary , brids,

http://www.silkroadfoundation.org/newsletter/vol3num1/7_bactrian.php(23.12.2018)

http://www.islamveihsan.com/peygamber-efendimizin-devesinin-coktugu-yer.html(23.12.2018)

Vahşi Deve;https://www.wildcamels.com/what-we-do/mongolia/(23.12.2018)

Yeni 2017, Harun, Osmanlı Rumelisi’nde Yörük Teşkilatı, Kökeni ve Nitelikleri

YorukOrganizations, RootsandFeatures in Ottoman, Rumeli,

OTAM, 42 /Güz 2017, 187-205

Yılmaz ve Ertuğrul 2015, O.Yılmaz ve M.Ertuğrul, Türk Kültüründe Deve Güreşleri, BEU. SBE. Derg. 4,1 Haziran 2015;157-174

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.