DÜN ALİ RIZA YALGIN(YALMAN)’NIN ANILARIYLA TÜRKMENLERİN DİYARI TOROSLARI GEÇTİM..

26.05.2019 - Pazar 23:40

1888 yılında Selanik’in Ustrumca Kasabasında doğan Ali Rıza (Yalgın-Yalman) 1960 yılında Eskişehir’de hayata gözlerini yummuştur.
Yetmiş iki yıllık ömrüne birçok kitap ve makale sığdıran Ali Rıza Yalgın’ın bazı çalışmalarının da yayım aşamasında kaldığı bilinmektedir.
En çok Anadolu’nun güneyindeki Toroslarda yaşayan Türkmenler üzerine iki ciltlik çalışması “Cenupta Türkmen Oymakları” ile tanınmıştır.
Göksu ile Fırat nehirleri arasında bulunan Orta Torosların Bulgar ve Binboğa Dağları üzerinde yoğunluk kazanan bu çalışması bölgedeki Türkmenlerin sosyal, kültürel ve ekonomik yapılarını geniş kapsamlı ele almaktadır.
Bölgede öğretmen, Milli Eğitim Müfettişi ve Müze müdürlükleri gibi çeşitli görevlerde bulunduğu sırada bizatihi alanda gözleme dayalı anılarından oluşan bu çalışmaları, bazı bilim adamları tarafından monografik bir çalışma olarak ele alınmıştır.
Ali Rıza Yalgın ise çalışmalarını Türkmenlerin etnolojik bir değerlendirmesi olarak görmüş ve Kültür Bakanlığına etnolog olarak görevlendirme talebinde bulunmuştur.
Türkiye’nin ilk etnoloğu unvanı olarak atanan Yalgın bu atamadan oldukça memnun kalmıştır. Ancak onun bir üniversite eğitimi almadığı hususunda, hakkında yapılan şikayetler ve değerlendirmeler olmuştur. O, Güney Anadolu dışında atandığı Bursa Arkeoloji Müzesi ve Eski Eserler Müzeler genel müdürlüklerindeki memuriyetleri sırasında ülkemizin diğer bölgelerinde Türkmen-Yörük kültürleri yoğun olmak üzere araştırmalarda bulunmuştur.
Bu konuda ilk etnografik müzenin Ankara’da kurulmasının yanında Türkmen çadırlarını içeren sergiler düzenlemiştir.
Yapmış olduğu saha çalışmalarında Türk dönemi çalışmalarının yanı eski Anadolu uygarlıkları üzerinde de gözlemleri ve değerlendirmeleri olmuştur. O zamanki yaygın kullanılan şekliyle Etiler olarak bilinen Hititlere ait eserler üzerinde gözlemlerde bulunmuştur. Evliya Çelebi ve Katip Çelebi’nin de anlatımlarında yer alan meşhur İvriz Kabartmasıyla ilgili değerlendirmeler yapan Yalgın Taşçı ve Gezbeli Hitit anıtlarının keşfini yapmıştır. Taşınabilir olanları Adana Müzesine kazandırmıştır.
Anadolu’nun güneyindeki Türkmenlerin boy, soy, aşiret ve cemaat yapıları üzerine yaptığı analitik değerlendirmeler, bölgedeki yer adları, efsaneleri, destanları, türküleri, giyim kuşam, müzik ve eğlence gibi günlük yaşamda kullanılan eşyalar, mutfak eşyaları, halk hekimliği gibi pek çok konuda gözlemler yapmıştır. Başta Karacaoğlan ve Dadaloğlu gibi halk ozanlarının tespiti ve tanıtılmasında öncülük yapmıştır.
Anadolu’da henüz sanayileşmenin görülmediği, sosyo-kültürel yapının dejenere olmadığı bir dönemde, bir kültürün doğum, düğün ve ölüm üç önemli aşamasını ele alan çalışmaları değişen kültür dünyamızın başlıca değişmez nirengilerini oluşturmaktadır.
Ne var ki, Yalgın’ın kırk yıllık araştırmalardaki, doğada halkının içinde dolu dolu mutluluklar içinde geçen hayatının, bilim ve bürokrasi dünyasında aynı coşkuda geçtiği pek söylenemez.
Her çok çalışanın olduğu gibi, ya bilgileri bazı araştırmacılar tarafından intihallerle aşırılmış, ya da akademik bir misyonu olmadığı için, kendini takip eden öğrencileri olmadığından, kenarda unutulmuştur.
İlk kez 1977 yılında, henüz lise öğrenciyken “Cenupta Türkmen Oymakları” adlı eseriyle tanıdığım Ali Rıza Yalgın(Yalman)’ın çalışmaları bana bir esin kaynağı olmuştur.
Yalgın’ın Toroslarla ilgili anlattıklarının, hayatımın önemli bir parçasını oluşturduğunu fark etmiştim. Bu tarihten sonra bu konuda yapılan araştırmalar daha da ilgimi çekmeye başlamıştı. Köy araştırmalarına olan bu ilgim ülkemin değişik yerlerinde katıldığım arkeolojik kazılarda sürmüştür.
Özellikle katılmış olduğum, 1981-1987 yılları arasında Karakaya Baraj dolum alanındaki Orta Fırat Kurtarma Kazıları’nda ekip üyesi olduğum İmikuşağı Kazılarının arta kalan zamanlarında çevre köyleri araştırmalarına yöneldim.
Bu esnada bölgede ve genel olarak Türk halk kültürü ile ilgili çalışmalar yapan şahsiyetlerden kısaca söz etmek isterim: Elazığ Sin ve Hal Köylerinin araştırmalarını yapan Nermin Erdentuğ, Ankara Hasanoğlan köyü monografisini yazan İbrahim Yasa, Anadolu Doğum Etnolojisi üzerine çalışmalar yapan Sedat Veyis Örnek, Keban Pulur (Sakyol) Höyüğü arkeolojik kazılarını yaparken köyün monografisini hazırlayan Hamit Zübeyr Koşay, Anadolu’da doğum ve nazarla ilgili çalışmalar yapan Orhan Acıpayamlı, köy sosyolojisi ile ilgili çalışanlar Cavit Orhan Tütengil, Orhan Türkdoğan; köy romanlarında Bizim Köy kitabıyla Mahmut Makal, Anadolu romanlarıyla Reşat Nuri Güntekin, Orhan Kemal ve Yakup Kadri Osmanoğlu, yerel tarihçilerden başta Konya olmak üzere bir çok kentin tarihini yazan İbrahim Hakkı Konyalı, Ermenek tarihini yazan Halit Bardakçı, Karapınar ve çevresiyle ilgili yazan İbrahim Gündüz ve Bolvadin çevresiyle ilgili araştırmaları olan Muharrem Bayar, Gezlevi(Korualan) ile ilgili bir kitabı olan Bilal Erdek..
Doğu Anadolu Göçerleri ve Yörükler(Türkmenler) ile ilgili çalışmalar yapan Mehmet Eröz, Oğuzlar(Türkmenler)’le ilgili Faruk Sümer; Osmanlı Aşiretleriyle ilgili Cengiz Orhonlu, Yusuf Hallaçoğlu ve Rumeli’de Yörükler, Tatarlar ve Evlad-ı Fatihan adlı eseriyle Tayyip Gökbilgin.. Eski Türk kültürleriyle ilgili Ziya Gökalp, Abdülkadir İnan, Bahattin Ögel ve İbrahim Kafesoğlu..vb. pek çok araştırmacı Türk köylüsünü anlamamıza yardımcı olan eserler bırakmışlardır.
Ancak bütün ömrünü 1920’li yılların Türkiye’sinde yayla yayla gezerek; Türkmen çadırlarında yaşlıların masallarını, hikayelerini, destanlarını, ağıtlarını ve türkülerini dinleyerek yaşayan Ali Rıza Yalgın’ı minnetle anıyorum.
Dün, Ali Rıza Yalgın’la II. Mersin Sempozyumu’nda bir konuşma yaptıktan sonra, onun yürüdüğü yoldan; Erdemli’den Güzeloluk’a, oradan da Ayrancı’ya geçtim. Değişen fazla bir şey yok.. Bütün güzelliğiyle her şey yerinde, görmenizi dilerim.

YORUM YAZ