Duvarın ötesinde...

20.04.2019 - Cumartesi 19:44

Her gün farklı kesimlerden birçok insan ile iletişim kurma ve sohbet etme imkânım oluyor. Farklı görüşler, farklı bakış açıları, hayata açılan farklı pencereler… Bu farklılıklar bana gerçekten o kadar çok bilgi ve tecrübe kazandırıyor ki hayata baktığım pencere her geçen gün daha da genişliyor. Ancak bazen bir konu hakkında konuşurken ve sonrasında bu konuşma tartışmaya dönüşürken, bazıları kafayı bir yere dondurmuş en ufak bir esneklik yok, “dediğim dedik, çaldığım düdük” misali kendi bildiğinden gayrisi hep yanlış, bir tek onun bildiği doğru. İşte bu durumu hissettiğim anda sohbet ettiğimiz konu hakkında hiç tartışmaya girmeden aklıma “çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı?” sorusu geliyor. Alacağım cevabı bilmeme rağmen hemen soruyorum; “Hangi kitapta okudun? Nerede gördün?” Bizimkisi ne gezmiş ne de okumuş. Ancak, bildiği konulardan son derece emin ve kararlı. “Biz böyle gördük, böyle biliriz” diyor. İşte tam da burada yıllar önce İngilizceden Türkçeye çevirisini yaptığım James Saunders’ın “Over the Wall” yani “Duvarın Ötesinde” isimli eseri aklıma geliyor.

Bir adada yaşayan insanlar karınlarını günlük doyurup, hallerine şükrederler ve gayet mutludurlar. Yalnız, bu adayı diğerlerinden ayıran bir özelliği vardır. Adanın tam ortasından boydan boya bir duvar geçmektedir ve adayı ikiye bölmektedir. Duvarın bu tarafında yaşayan halk diğer tarafta ne olup olmadığını bilmemektedir ve genel olarak kimse merak etmemektedir, merak etse de bunu diğer insanlara belli etmemektedir. “Duvarın Ötesinde” ne olduğunu merak eden, araştıran ya da sorgulayan olduğu zaman ise pek hoş karşılanmamaktadır hatta bu konuda ciddi anlamda çalışma yapan bir kişi “deli” sıfatı almıştır. Duvarın diğer tarafında ne olduğunu görmek için tek başına çalışmalar yapan bu “Deli Adam” bir mancınık yapar, üzerine kendisi biner ve havaya fırlatılır. Halk bu durumdan son derece memnundur çünkü hem bu Deli Adamdan kurtulacaklardır hem de günlük rutin işlerine geri dönebileceklerdir. Mancınık ile havaya fırlatılan Deli Adam yükselir, yükselir, yükselir… Böylece denizi, güneşin parıltısını, yeryüzünü ve uzayın sonsuz mesafelerini çok daha iyi görmektedir. Ancak, tam duvarın ötesinde ne olduğunu söyleyecek iken kalp krizi geçirir ve hiçbir şey söyleyemeden gözden kaybolur, gider. Bu durumu aşağıdan izleyenlerin kimisi güler, kimisi başını sallar ve rutin işlerine geri dönerler.

“İnsanların kafasında sınırlarını yaşadığı çevrenin ve yetişme ortamının çizdiği bir ‘duvar’ vardır. Bazı insanlar bu duvarı kırmak isterler, sorgularlar ancak topluma karşı ne derece başarılı olurlar?”

YORUM YAZ