DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 22°C
Parçalı Bulutlu

En güzel makam burası!

23.12.2018
202
A+
A-

“Belinde kemer tam iki kez dönmüş

Gözlerdeki fer, mum gibi sönmüş.”

Bu şiiri okudukça, okuyasım gelir…

İki mısra ile adeta destan anlatanlardan…

Garibanı bol bir memleketiz.

Cefakâr…

Vefakâr…

Kanaatkâr…

Tüm zor şartlarda bile, ülke sevdasını her daim yüreğinde taşıyanlar…

Eskiden büyüklerimiz derdi, “Bir gariban duası, bin bela savar.”

Ülkemizin atlattığı zorluklarda, garibanların ettiği duaları unutmamak gerek.

Garibanlar anlatacak çok şeyleri olsa da susarlar.

Asla dilenmezler.

Aç kalırlar ama onurlarına leke sürdürmezler.

Başka bir gariban gördüklerinde ise, ellerinde olanı keyifle paylaşırlar.

Garibanın cebi değilse de gönlü zengindir.

Anlattıklarıma benzer yaşamlar görenleriniz çoktur.

Bir gün, bir arkadaşımla birlikte yolculuk için Konya Otogarı’ndayız…

Vakit, akşam üzeri…

Hareket saatinden yarım saat önce oradayız.

Dışarısı buz gibi, içerde bekliyoruz.

Beklediğimiz alanın ilerisinde 3 kişi…

Önlerindeki küçük masanın üstü bardak dolu.

Yanlarında ise bir poşet ekmek…

İlk önce çay zannettik, anlam veremedik.

İzledikçe öğrendik ki çorbaymış…

Belediyenin dağıttığı çorba…

Biri ayaklarından hasta olduğu için diğer arkadaşı sürekli ona hizmet yapıyor.

Riyakârlıktan uzak, birbirleriyle samimi konuşmaları her hallerinden belli…

Gözlerinin içi gülüyor…

Yanlarına gittim, başladık muhabbete…

3’ü de Konyalı değil…

Çalışmaya gelmişler…

Evleri yok… İşleri yok… Ceplerinde metelikleri yok…

Bir tanesi hastalandığı için artık günübirlik bazı işlerde bile çalışamıyor.

Evleri, otogar…

Orada kalıyorlar…

İçlerinden biri konuşmamızda, “Bankaya çok borcum var. Eşimi ve çocuklarımı memlekette bırakıp buraya geldim. Burada çok iş aradım bulamadım. Bekçilik, çobanlık ne iş olsa yaparım. Fakat bulamıyorum. Sabahları “amele” pazarına çıkıyorum, denk gelirse çalışıyorum. Denk gelmezse akşam otogara dönüyorum.” dedi.

Daha bu şekilde evsiz kalan kaç kişi var bilmiyorum.

Dinledikçe insan, insanlığa üzülüyor.

En büyük makam, bir gönüle girebilmek değil mi?

Bu garibanların gönülleri niye boş?

Çok mu zor; 3 evsiz ve işsiz insana iş ve kalacak yer vermek?

Nerelere, ne paralar harcanmıyor ki?

Biraz da garibanlarımızı görelim…

En başta hatırlattığım gibi, “Bir gariban duası, bin bela savar.”

Makam-ı Mahmut: “Övülmüş makam” demektir.

Garibanların gönüllerini, Makam-ı Mahmut eyleyelim.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.