DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 17°C
Az Bulutlu

Bir mahallenin asırlardır bilinmeyen geleneği

29.11.2018
186
A+
A-

Başarakavak Konya’ya 35 km uzaklıkta yaklaşık 2000 nüfusluk küçük bir kasaba iken şimdi merkez Selçuklu ilçesine bağlı bir mahalle oldu. Bu mahallede asırlardır bir gelenek varlığını sürdürüyor: Güdük toplama…

Başarakavak Konya’ya 35 km uzaklıkta yaklaşık 2000 nüfusluk küçük bir kasaba iken şimdi merkez Selçuklu ilçesine bağlı bir mahalle oldu. Bu mahallede asırlardır bir gelenek varlığını sürdürüyor: Güdük toplama…

Ramazan Bayramında sadece bu geleneği biraz daha araştırmak için ilk gün bayram namazından hemen sonra aynı zamanda köyüm olan Başarakavak’a gittim. Çocuklar daha köyün girişinden itibaren ellerinde uzun çubuklarla dolaşıyorlardı. Arabadan inip bir süre çocukları izledim fotoğraflarını çekip sohbet ettim. Ancak çocukların çekingen tavırları bana pek bir şey katmamıştı. Yoluma devam ederken bu defa mahalleli kadınlarla karşılaştım ve onlarla bu geleneği konuştuk.

Güdük yalnızca un tuz ve sudan yapılan bir tür yiyecek, son zamanlarda lezzetini arttırmak için yumurta ve yağ da ekleniyor.

Her aile kendisi için güdük yapabileceği gibi birkaç aile de birleşerek ortak hazırlayabiliyorlar. İmece usulü hazırlamak herkes için zaman açısından ve maddi açıdan ekonomik bir yöntem. Hazırlanan güdükleri pişirebilmek için tandırlara ihtiyacınız var. Konya’nın pek çok köy ve kasabasında tandır denilince akla taş fırına benzer yerler geliyor ancak Başarakavak’ta tandırlar topraktan yere gömülmek suretiyle yapılıyor.

Köyde üç beş ailenin kullandığı ortak tandırlar bulunuyor ve ekmek yapımında olduğu gibi güdük yapımında da bu tandırlarıortak kullanıyorlar. Güdükler genellikle, Ramazan Bayramı arefesinde ya da derin dondurucuların hayatımıza girmesi ile saklama koşullarının uygunluğundan dolayı daha önceden hazırlanabiliyor.

Büyükçe leğenlerde yoğurulan hamurlardan küçük bezeler yapılıyor ve ortası delik küçük halkalar oluşturularak tandıra yapıştırılıyor. İyice gevreyince çıkarılıp ve örme sepetlerin içinde saklanır. Daha önceleri yalnızca un ve sudan yapıldığı için gevrek halde uzunca bir süre dış ortamda saklanabilen bu yiyeceklerin içine yumurta ve yağın da eklenmesi ile hemen tüketilmesi mecburi hale gelmiştir.

Köy halkı ile konuşmam sonucu bu geleneğin yalnızca Ramazan Bayramına özgü bir davranış olduğunu öğreniyorum ancak kimse ne zaman ve nasıl başladığını bilmiyor. Bugün 70 – 80 yaşındaki teyzelerin söylediklerine göre bu adeti büyükanne ve büyükbabalarından onlar da kendi ebeveynlerinden öğrenmişler.

Önceleri bir çeşit şeker toplama adetinin temeli olarak düşünüyordum ancak köyde güdük toplamanın yanısıra köy odalarına gelen çocuklara dağıtılmak üzere konulan şekerlerden de şeker toplama adetinin eskiden çok yaygın olduğunu öğreniyorum.

Yazımın en başında çocukların ellerinde büyükçe çubuklarla dolaştıklarından bahsetmiştim. Bunlar özenle seçilmiş temizlenmiş parlatılmış ve gerçekten yaklaşık iki metrelik çubuklardı. Daha on yıl öncesine kadar bu ağaç çubuklar kuşburnu dallarından yapılırmış fakat köylüler tüm kuşburnu ağaçlarını telef edince kavak ağacından yapmaya başlamışlar.

Bu kadar büyük olmasının nedeni ise bir zeka ürünü: köyde evler altlarında ahır oldukları için iki katlı ve çocuklar bayram namazından hemen sonra çok erken bir saatte toplamaya başlıyorlar. Bundan dolayı evlerin kapıları çalınıp ev ahalisini bütünüyle rahatsız etmek yerine çok uzun olan çubuklarını pencerelere hafifçe tıklatıyorlar. Evin sahibi ise aşağıya inmeden pencereden güdüğün ortasındaki delikten geçiriveriyor çocukların çubuklarına ve daha sonra çocuklar çubuklarını doldurup evin yolunu tutuyorlar.

Eskiden çocukların sağlıklarını tehdit eden şekerli atıştırmalıklara ulaşmak çok zordu. Acıktıkları zaman annelerinin ellerine tutuşturdukları ekmeklerle idare ederlerdi. Bana göre bu gelenek çocuklara bayram sevinci yaşatmanın yanısıra bugünkü krakerler gibi onların gönüllerini alan bir atıştırmalık olduğu için günümüze kadar eksilmeden devam etmiştir.

Seyahatle kalın…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.