DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 27°C
Parçalı Bulutlu

Gastronomi Başkenti Gaziantep’e Tarihi Bir Yolculuk

07.12.2018
256
A+
A-

Siz de benim gibi farklı mekanlarda tarihi lezzetler peşinde iseniz, eskiyi koruyan, koruduğu o eskinin içinde modern yaşamlar sunan gastronomi başkenti Gaziantep tam da aradığınız şehir.

Siz de benim gibi farklı mekanlarda tarihi lezzetler peşinde iseniz, eskiyi koruyan, koruduğu o eskinin içinde modern yaşamlar sunan gastronomi başkenti Gaziantep tam da aradığınız şehir.

Son gidişimde dedim ki “Gaziantep! Kadın eli değmiş gibi…” nasıl da güzel nasıl da bakımlı nasıl derin ve nasıl canlı bir şehir. Kültür, gastronomi, tarih şehri adına her ne derseniz deyin; kendini aşırı modernleşmeye karşı koruyan nadir şehirlerimizden biridir Antep.

Gaziantep’e adım attığımda kendimi otantik bir Ortadoğu şehrinde gibi hissederim hep. Şehirlerin modern yüzleri ile değil daha çok eski tarafları ile ilgilendiğimden, beni geçmişe götürenleri daha çok sevmişimdir.

İşte Gaziantep beni asırlar öncesinin sade ve zevkli yaşamlara götüren şehirlerin başında geliyor.Gaziantep’in tarihi sokaklarında, taştan duvarlar arkasındaki güzel konaklardan yükselen birbirinden lezzetli Antep yemeklerinin kokularını içinize çeke çeke yürüdüğünüzü hayal edin şimdi. Öyle ya Gaziantep hiçbir araca gerek duymadan yürüyerek gezmeniz ve yaşamanız gereken bir şehir.

Ne yapacağınızı nereleri gezeceğinizi ne yiyeceğinizi planlamadan yola çıkmış bile olsanız, Antep elinize kendinden bir demet sunar. Tarihi Gaziantep evleri, bedesten, Gaziantep Kalesi, Almacı Pazarı, Bakırcılar Çarşısı, Hamam Müzesi, Cam Müzesi, Mutfak Müzesi, Oyun ve Oyuncak Müzesi, Yesemek Açık Hava Müzesi, Kendirli Kilisesi ve Zeugma Müzesi gibi sayısız mekan…

Her gezimde insanlara tavsiyem önce şehri tanıyın, gezin dolaşın havasını soluyun. Sonrasında alışverişe başlayabilirsiniz bu da sizin şehrin insanlarını tanımanızı sağlayacaktır.

Gaziantep’te de önce müzeleri ve Antep evlerinin bulunduğu sokak ve caddeleri gezdikten sonra kendinizi bedestenlere ve çarşılara atabilirsiniz. Müze demişken Zeugma Müzesi’ndeki o muhteşem görkemli mozaikleri görmeden Gaziantep’ten dönmeyin. Çingene kızı o müzenin en gizli ve en özel yerinde sizinle gözgöze gelmeyi bekliyor. Ayrıca bir diğer tavsiyem de Hamam Müzesi… Hamam deyip geçmeyin Gaziantep’te düğünden doğuma pekçok farklı ritüelin düzenlendiği aynı zamanda kadınların sosyalleşme mekanlarıymış hamamlar tıpkı Osmanlı’daki gibi…

Gelelim yemeklere… Gaziantep’e Gastronomi Başkenti unvanı boşyere verilmemiş. Mutfağında 250 farklı yemek türü bulunuyor ve neredeyse tamamı farklı yörelerinde yaşatılmaya devam ediyor. İşte bu yaşayan kültür UNESCO tarafından koruma altına alınmış.

Gaziantep halkı da bu kültürü önemsiyor ve ona sahip çıkıyor. Bir Mutfak Müzesi ile mutfağa dair ne varsa tanıtılmış, ayrıca Mutfak Sanatları Merkezi de aşçı yetiştirmeye ve mevsiminde bulunan yöresel yemekleri ziyaretçilerine sunmaya devam ediyor.

Mutfak Müzesini gezdikten sonra yemeğinizi mutlaka Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne ait Mutfak Sanatları Merkezi’nde almanızı tavsiye ediyorum. Elbette tüm yemekleri aynı anda tatmanız mümkün değil ancak yuvalamayı, şiveydizi, firik pilavını, lebeniye çorbasını, yağlı köfteyi, beyaz kabak dolmasını, soğan kebabını ve küşlemeyimutlaka ama mutlaka tadın derim. Yemeklerden sonra bir porsiyon fıstıklı baklava, dolama ya da daha hafif tatlılar seviyorsanız zerde yemeyi unutmayın.

Yemek faslını bitirmişsek artık alışverişe geçebiliriz. Gaziantep el sanatları bakımından da çok zengin bir çeşitliliğe sahip. Özellikle Bakırcılık, yemenicilik, sedef kakma işlemeciliği, gümüş, Antep işi işlemeleri oldukça yaygın. Her bir el sanatı zanaata dönüşmüş ve her biri için özel çarşılar oluşturulmuş. Tavsiyem Bakırcılar Çarşısı’ndan ustaların elinde sanata dönüşmüş bakırdan bir fincan ve bir de yemeni almadan dönmeyin.

Bedesten içlerine ilerledikçe baharatçılar çıkıyor karşınıza. Almacı Pazarından yıllık kuru, baharat ve kuruyemiş alışverişinizi yapmayı ihmal etmeyin derim. Cevizli Antep sucuğundan Antep fıstığına, pestillere, beyaz kabaklara varana kadar her türlü yöresel ürünü bir arada bulabilirsiniz.

Alışverişten yorulduğunuz an bedesten içinde bulunan hanlardan birine girin ve yine tarihle başbaşa Türk kahvenizi yudumlayın. Ben bu hanlardan en çok Bakırcılar Çarşısında Tütün Hanı’nı beğendim. Siz Gümrük Han’ı da tercih edebilirsiniz.

Baklavaya gel dediğinizi duyar gibiyim. Baklavada benim tercihim Güllüoğlu oldu. Büyük imalathanesini gezebilir ve baklava yapımı hakkında bilgi alabilirsiniz. Gaziantep’te baklava çok özel ve özen isteyen bir tatlı. Yufkasını açanlar, tepsiye yerleştirenler, pişirenler, şerbetleyenler her birisi ayrı bir uzmanlık alanı. Kimse birbirinin işini yapamaz. Baklava yalnızca fıstıktan yapılır Antep’te. Fıstığın anavatanı olmasına rağmen baklava da fıstık da oldukça pahalı ama almaya değer…

Böylesine zengin bir şehri birkaç satırla anlatmanın güçlüğünü yaşıyorum. Sizler gezerken en az 3 gününüzü ayırın.

Seyahatleriniz bol, yollarınız açık olsun…

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.