Gerçekten her şeyi bilmek istiyor musunuz ?

07.04.2019 - Pazar 21:07

Kıbrıs’ta
her şey siyaset!

Esasında apolitikleştirilmiş olan topluma sürekli siyaset ve siyasetçiler tartıştırılarak sanki toplum her şeyi görüyor ve biliyor gibi bir hissin içine sürüklense de, esasında her şeyin dışında tutulduğumuz açıktır.

Kıbrıs’ın kuzeyinde dinmek bilmeyen siyasi buhranlar nedeniyle hükümetlerin tek kapsamlı işi, hükümet programları yapıp konunun uzmanlarından bilgi notları istemek oluyor… Tam girizgâh tamamlandığında da hükümeti dağıtıp yenisini kurmak... Herhangi bir plana ve programa doğru düzgün uyulamadığından; önceki hükümet de kendisinden öncekinin yaptıklarını tekrar etmek veya sürdürmek istemediğinden kadük olmuş yasalar, yarım bırakılmış işler mezarlığına dönüşüyoruz.

Evet
evet… Belki de koca bir mezarlık hazin görüntümüzü açıklayacak iyi bir
teşbihtir…

Sonra
da neden ilerleyemiyoruz?

Neden
KKTC bu denli geri kalmış bir ada parçası?

Neden
Güney Kıbrıs ile aramızda dağlar kadar fark var?

Güney
Kıbrıs’ı biliyorsunuz değil mi?

Hani
Kıbrıslıların İngiliz sömürgesi topraklarda yaşamak yerine özgür olabilmek için
1960 yılında kurdukları Kıbrıs Cumhuriyeti’nin halen yaşadığı yer. Hani
Cumhuriyet’i Türkler ile ortak kurduktan sonra 1963’te kanlı olaylar nedeniyle
ek çekti(ril)diğimiz. Hani 1974’e kadar kanlı olaylar devam etti diye Türkleri
Kuzey’e, Rumları’ da Güneye taşıyarak ateşkesin yapıldığı…

Kısacası
adanın diğer tarafı… Türkiye’den gelerek metreler kala durdurulduğunuz, ancak
vize alarak Atina’dan gelip görebileceğiniz, adanın diğer yarısı…

Ada
bölündüğünde, büyük bir kısmı Güney Kıbrıs’ta halen devam eden Kıbrıs
Cumhuriyeti’nin idaresinde kalmıştı. Geriye kalan küçük bir kısmı da KKTC
olarak varlığını korumaya çalışıyor bugün.

Kıbrıs
Avrupa Birliği toprağı olarak 2004’te Birlik’e kabul edildi. Birlik’in aldığı
kararla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin idaresinde olan bölüm müktesebatın içinde, KKTC
toprakları ise müktesebat dışında kalacaktı!

Nitekim
öyle oldu.

Şu
anda yerli halkın önemli bir kesimi AB yurttaşı olup müktesebat dışındaki
topraklarda yaşıyor, çalışıyor, varlığını sürdürmek için direniyor.

1974’ten
itibaren Kıbrıslı Rumlar Cumhuriyete sahip çıkıp, yüceltip, AB öncesindeki para
birimleri olan Kıbrıs Lirası’nı İngiliz sterlininden de daha pahalı bir değere
kavuşturmuşlardı. Şimdi tıpkı Almanya’nın bir zamanlar yaptıkları gibi kendi
para biriminden vaz geçerek Euro kullanmaya başlasalar da işler çok yolunda ve
tam ve gerçek bir devlet gibi davranıyor, öyle kabul ediliyorlar.

Oysa
biz Kıbrıslı Türkler, 1974 sonrasında Kıbrıs Türk Otonom yönetimi devrini
başlatıp, bunu Kıbrıs Türk Federe Devleti olarak yeniden düzenleyip, en sonunda
da KKTC’yi kurduk. Kısacık ayrışma hayatımıza 3 farklı devlet yapılanmasını
sığdırarak belki de dünyada kendi koşullarımızda bir rekor kırmış da olduk.

Kurduğumuz
devletimiz asla saygı görmedi dış mihraklar tarafından. Doğrusunu isterseniz
müzakereler sürdüğünden, günün birinde zaten Federal bir devlet kurulduktan
sonra Kıbrıs Türk devleti olarak yeniden değiştirileceğinden bahsederek halkın
sahip çıkmasına da müdahale edildi… Duygusal bağlamda diyorum…

***

Ve
işte…

Bugünlere
geldik.

Memleketine
sahip çıkmak isteyen, lakin memleketinin tam olarak neresi olduğunun
sınırlarını çizmek hususunda dahi aklı karışık olan Kıbrıslıların, demokrasi
ile yönetiliyormuş gibi düşünüp, esasında hiçbir şeyden pek de haberdar
olmadıklarının çok güzel bir pratiğindeyiz.

Bu
temsil 7/24 açık…

İzlemekle
kolay anlaşılacak bir konu değil. Ancak yaşayan bilir…

YORUM YAZ