DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 11°C
Az Bulutlu

Gez dünyayı gör Konya’yı

30.12.2018
189
A+
A-

Konya uygarlıklar kentidir.

Mutlaka görülmelidir!.

Doğu ile Batı dünyası arasında Anadolu bir köprüdür.

Bu köprü gelinen geçinen bir köprü değildir, burada her geçen bir parçasını bırakmıştır.

Bu nedenle burası bir kültürlerin karışıp eridiği potadır.

Bu topraklara Batı’dan bakanlar güneşin doğduğu yer anlamında Anatolia demişler.

Doğu’dan bakanlar batı uygarlıklarından Roma’yı ima ederek Rum demiş.

Daha sonra biz gelmişiz, doğu ile batıyı birleştirmişiz ve adı Türklerin ülkesi anlamında Türkiye olmuş.

Bu coğrafyadan bir milyon yıldır kimler geçmedi ki!

Denizli Honaz’da Kocabaş mahallesinde bir insana ait kafatası fosilinin 1.3 milyon yıl önce buraya insanların geldiğini gösteriyor.

Konya’nın Tuzlukçu, Dursunlu(Tursunlu)’da bulunan taş eser ve fosiller 900 bin yıl önce burada insanların yaşadığını gösteriyor.

Karatay ilçesinde 2002 yılında tarafımızdan tespit edilen Karatay Boncuklu Höyük buluntuları ise 11 bin yıllık olup Urfa Göbeklitepe ile çağdaş.

Dünya’da İlk kentleşmenin başlangıç aşamasında olduğu tartışılan dünyaca meşhur Çumra Çatalhöyük de 9500 yıllık bir geçmişe sahip.

Tarım ve hayvan evcilleştirilmenin görüldüğü bu merkezde çanak çömlek, damga mühür ve madencilik konusunda çok önemli adımlar atıldı.

Konya merkezde bulunan Alaaddin Tepesi beş bin yıllık bir höyük.

Yakın çevresinde bulunan Meram Karahöyük Kalkolitik, İlk Tunç Çağı ve Orta Tunç Çağlarında yerleşilmiş.

 Özellikle Anadolu’da tarihin başladığı Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda (MÖ1950-1725) yoğun bir yerleşme var. Bu dönemde burasının Puruşanda krallığının merkezi kenti Puruşanda’nın olabileceği de tartışılmıştır.

Şu anda şehir merkezinde kalan İşgalaman, Aşgar, Yaylapınar, Saraçoğlu, Saraçoğlu-Üzümlü, Karaaslan, Karaaslan İlbiz, Karaaslan Tekintaş, Tömek, Pınarbaşı, Hatip Höyük, Pamukçu, Bayat Höyük, Kayı Höyük, Alakova ve Selçuklu Hobi Höyükler de İlk Tunç Çağ’dan itibaren yerleşim görmüştür.

Konya’nın yine merkez ilçelerinden itibaren bir çok yerde bine yakın höyük, kale, düz ve yamaç yerleşimleri vardır.

Selçuklu ilçesinin kuzey batısında Sarayönü ilçe sınırlarındaki Beçene(Biçer)’deki  ZıvraHöyük’te Çatalhöyük’le çağdaş Neolitik bir yerleşme vardır. Yine bu ilçemizin Sızma Kalkolitik Çağdan itibaren sekiz bin yıllık bir yerleşmeye sahiptir. Roma döneminde kendi adı Zizime’den adını alan Zizimene kültü buradan doğmuştur.

                Aynı zamanda Zizima(Sızma) ve yakın komşusu LaodikeiaKombusta(Katakukumene) önemli bir madencilik merkezleridir.

Sızma’da bulunan Cıva yatakları dokuz bin yıl önce Çatalhöyüklüler tarafından bilinmekteydi. Bu yüzden dünyada ilk kez cıvayı Çatalhöyüklüler kullanma şansına sahip oldular.

                Araştırmalarımızda Konya’nın güneyinde Toroslarda bir çok cıva yatakları tespit ettik. Bölgede bu kadar yoğun cıva çıkarılıyor olması, altın çıkarma ve işçiliğinde cıva kullanılmasından, bölgenin altın madenciliği konusunda da  fikir verir.

                Altının yanı sıra güneyde Toroslarda gümüş, kurşun, bakır ve demirin tarihin değişik evrelerinde çıkarıldığını arkeolojik ve yazılı belgelerden öğreniyoruz.

                Erengirit Dağı’nın doğu yamaçlarında Roma madencilik atıkları üzerinde yaptırdığımız tahliller bölgede yoğun uranyum olduğunu gösteriyor.

                Sille Tatköy arasında Lityum olduğu ortaya çıktı.

Hititler zamanında yazılı belgelerde adından Ikkuwania olarak söz ediliyordu. Bu dönemde bölgede Luwiler oturduğundan bu adın Luwice olduğu kuvvetle muhtemeldir.

Erken Hitit kayıtlarında  Karaman Landa olarak geçer ve o da –nd– takılı bir  ad olmasından dolayı Luwice olduğu kesin görülür.

Bölgede Hitit dönemi başka bir kent de Luşna’dır.  Burasının Hatunsaray Lystra olduğu üzerinde durulmuştur.

Otuz bir ilçeye sahip olan Konya coğrafyası çok geniştir. Güneyde Toroslarda antik dönemde Isauria, bölgenin batısında Pisidya, Konya Ovasında Lykaonia, doğusunda Kapadokya, kuzeyinde Galatya ve Konya’nın batısında Frigya antik bölgeleri yer almıştır.

Başkenti Bozkır Zengibar olan Isaurialıların bin yılı aşkın hayatları; Konya Ovası ile Akdeniz arasındaki Toroslarda Hellenistik, Roma ve Bizans devletleri ile mücadele içinde geçmiştir.

Hitit döneminde Konya Ovasında Hatip Kalesi Tarhuntaşşa adı altında başkent olmuştur.  Kadeş Savaşına giderken Hitit Kralı Muwattaliş Boğazköy(Hattuşaş)’deki başkentini buraya taşıdı.

Buradaki başkenti büyük oğlu Urhi Teşup daha sonra Boğazköy’e geri taşıdı. Kardeşi Kurunta o sırada burada bölge kralı idi.

Daha sonra amcası III.Hattuşiliş ve amcasının oğlu Tuthalia zamanında da burada bölge kralı olarak antlaşmalar yaptı.

Ama antlaşmalara uymayan Kurunta’nınTuthalia’dan yönetimi bir süreliğine ele geçirdiğini görüyoruz.

Bu durumu 1994 yılında yosunlar altında kaybolan yazıtını temizleyerek ortaya çıkardık. Bu yazıtta Kurunta; “Büyük Kahraman Kral Muwattalişin oğlu Büyük Kahraman Kral Kurunta” diyerek kendini büyük Hitit kralı ilan ettiği görülür.

Bu yazıtı çıkardığımız tarihten itibaren Kurunta, tarih literatürüne Büyük Hitit Kralı olarak girmiştir. Kuşkusuz bu dönemde Hitit başkenti Hatip’teki Tarhuntaşşa’dır.

                Hitit dönemi Beyşehir Eflatunpınar Su Havuzu Anıtı, Fasıllar Dağ Tanrısı Kurunta’ya ait anıtlardır. Kadınhanı Köylütolu Baraj Anıtı ve Yalburt Su Havuzu anıtları ise IV. Tuthalia’nın yaptırdığı anıtlardır. Emirgazi’deki  Hitit sunağı da Tuthalia’ya ait olmalıdır.

Ilgın Yalburt Havuzundaki Hiyeroglif yazıtta IV. Tuthalia Günay Batı Anadolu’ya yaptığı seferden söz etmektedir. 

Hitit devleti yıkıldıktan sonra bölgedeki Hitit varlığı; Kızıldağ ve Karadağ’da, Halkapınar İvriz’de anıtlarla kendini göstermektedir.

                Konya çevresi Hititler sonrasında Friglerin yönetimine geçti. Bu döneme ait Konya Alaaddin Tepesi, Seydişehir II Höyük, Beyşehir Çavuş Kale, Karapınar Ali Tepesi, Kıcıkışla Yağmapınar Höyük ve Bozkır Cicek ve Sarıoğlan Höyüklerde çanak çömlek kalıntıları tespit edilmiştir.

                Bu dönemde Frig Kralı Midas’la Silifke çevresinde Asur imparatoru II.Sargon’laeğemenlik mücadeleleri görülür. Bu mücadelelerde Midas’ın Orta Anadolu’daki Geç Hitit Tabal Kralları ile işbirliği yaptığı görülür. İvriz’deki  Tabal Krallıklarından Tuvana Kralı Warpalawaş’ın yaka iğnesi FrigFibulası olması, bu fibulanın Midas’ın ona hediye ettiği şeklinde bir yoruma yol açmıştır. 

                Firgler sonrasında Lidyalıların bölgede fazla bir etkinliği yok gibidir. Batı Anadolu’daki  Lidyalılar ile Orta Anadolu’nun doğusundaki İran’da bir devlet olmuş Medlerin egemenlik kavgaları daha çok bölgenin kuzeyinde Kızılırmak çevresinde  görülür.

Medlerin yerine devlet  kuran Persler Lidya hakimiyetine son verince bölge 250 yıl kadar Perslerin eline geçti. Bu dönem doğuya Konya üzerinden bir sefer yapan Batı Anadolu Satrabı Pers Prensi Genç Kyros’un ordusunda bulunan Ksenephon Konya’dan  Frigya’nın son kenti Ikonion diye söz eder.  Bu sefe sırasında batıda Ilgın’dan Tymbrion ve Tryhanion  gibi kentlerden geçmiştir.  Genç Kyros’unKonya Ovasındaki Lykaonyalıları düşman görüp topraklarını yağma ettirmesi  burada tam bir Pers yönetiminin olmadığını gösterir.

                Persler sonrasında bölge Büyük İskender ve Generallerine geçmiştir. Bölgenin kuzeyinden Ankara çevresinden geçen Büyük İskender bölgeye bir vali atamıştı.

Ama valiye karşı bir isyan olması ve valinin öldürülmesi ve bunlara İskender’den sonra generali Perdikkas’ın bir ceza seferi yapması bu bölgeyi de Büyük İskender’in tam kontrol altına aldığı söylenemez.

                Perdikkas MÖ 322 yılında yaptığı bu ceza seferinde Larende (Karaman)’ı almış ve sonra Isaura(Zengibar)’a bir sefer yapmıştır. Perdikkas kenti üç gün kuşatma altında tutmuş, onunla mücadele eden Isaurialılar önce ailelerini ateşe atmışlar, sonrada da kendilerini atarak topluca intihar etmişlerdir.

Sarayönü ilçesine bağlı Ladik Hellenistik dönemde Selevkoslar tarafından bir höyük etrafında kuruldu. Aslında bu höyük Tunç Çağlarından itibaren oturuluyordu. Burasını Doğu Akdeniz’deki başkentleri Antakya ile Efes kıyılarındaki Efes ve Bergama gibi kentlerinin arasını bağlamak isteyen Selevkoslar bir askeri bir karargah kenti haline getirdiler. 

Ladik; Roma döneminde önemini  giderek artırdı. Roma’nın Batı Anadolu’dan Fırat’a kadar uzanan Doğu Askeri yolunun merkezinde yer aldı. 

                Bu dönemi izleyen Roma dönemlerinde Konya Ovasının güneydeki Toroslarda  sürekli bir başkaldırı hareketi görülür. 

Roma müttefiki Galatya kralı Amyntas’ın öldürülmesi üzerine bölgeyi Romalılar kendilerine bağlı bir eyalet haline .

Başkaldırı hareketlerini önlemek için Roma imparatoru Augustus, bölgedeki eyalet merkeziPisidyaAntiokya ile Lystra arasına ViaSebaste askeri yolunu oluşturur. Bu yolun bir bağlantısı kuzeyde Ikonion’dur.

Lystra’da bir koloni oluşturarak askeri lejyon yerleştirir(MÖ. 9 ). Bu tarihten itibaren MS 555’lere kadar bölgedeki Luwi kökenli halkı Romalılaştırma hareketi sürecektir.

                Ancak I. Justinyanius  bölgeye yaptığı asimilasyon seferi ile Isaurialı aileleri İstanbul’a götürüp, dağlara çekilen askerleri onlardan mahrum edecektir. 

Bilindiği gibi Lystra erken Hristiyanlık dönemi kayıtlarında adından sıkça söz edilir.

Hristiyan din Azizlerinden  St Paul ve Barnabas bu bölgede dini tebliğler için bulunmuş, Konya(Ikonium), Lystra(Hatunsaray) ve Karaman Derbe’de(Kerti Höyük-Demirözü)  bulunmuşlardır.

                Kısacası;  Kıtalar arasındaki Anadolu’nun merkezindeki Konya Tarih Öncesinden Orta Çağ’a  Eski Çağlar boyunca dünya kültürel ve siyasal etkilerinin de merkezinde olmuştur.

                Biz burada Tarihöncesi ve Eskiçağ Tarihlerini kısaca durabildik.. İlerideki yazılarımızda bu dönemlerde ve sonraki dönemlerde üzerinde durmadığımız konular üzerinde durmak istiyoruz.

Görülüyor ki, birçok özelliğiyle Konya bir çok yazı dizisinde üzerinde durulmayı hak etmektedir: Bu nedenle okumakla yetinmeyip,  görmenizi de halkımızın şu veciz sözüyle;  “Gez Dünyayı Gör Konya’yı!”  diyoruz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.