DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 29°C
Parçalı Bulutlu

Gezlevi’de Kütük Dökme (Atma) Geleneği

29.03.2019
262
A+
A-

Anadolu’da Unutulan Bir Doğum Geleneği!
Konya ili Hadim ilçesi Gezlevi’de “Kütük Dökme” ya da “Kütük Atma” geleneği en son 1960 yılı doğumlu erkek çocuklar için düzenlenmiş.

Şahsımın da bu grupta kütüğü dökülmüş!.

Günümüzde sanayileşme süreciyle birlikte birçok geleneğimiz yok olmaktadır.

Bildiğiniz gibi 1960’ı yıllar nüfusun yüzde doksanı köylerde yaşıyordu.

Kentler de mahalle merkezli geleneklere bağlı köylerden pek büyük farklı olmayan bir hayat sürüyordu.

Teknolojik gelişmeler, özellikle de radyo, televizyon ve telefon gibi iletişim araçlarının hayatımıza girmesi 1980’lerden sonraki kültürel değişimlerde başlıca rolü oynadılar.

Köyler kentlere, kentler de dünyaya açıldı.
1990’ardan sonra Dünyamız büyük bir köye dönüştü.

Çok yakın akraba ve komşularından günlerce haberi olmayan günümüz insanı, dünyanın bir ucundaki insanların yaşantısına gözlem yapıp, ortak olabilmektedir.

Öyle ki, onların mutluluğu ya da mutsuzluğu onun ruh haletini etkileyecek duruma gelmiştir.

Dünkü adet ve geleneklerimiz, bizi konu komşu olarak bir araya getirip tasada ve kıvançta bir olmaya, kısaca millet olmaya hazırlardı.

Altmış yıl önce Gezlevi’de yaşanan Kütük Dökme geleneğini, o günleri yaşayan insanların hafızalarında tutmaları, canlı bir şekilde anlatımları geleneklerin toplum yapısında ne denli önemli olduğunu göstermektedir.

Gezlevi’de Kütük Dökme, ya da Kütük Atma olarak adından sıkça söz edilen gelenek ilk erkek çocukların doğumunu kutlamak için yapılırdı.

Köyün merkezi bir meydanı, ya da büyükçe bir damında çevre köylerin de katılımıyla üç gün süren şenlikleri aynı yıl içinde doğan erkek çocukların aileleri organize ederdi.

Günümüzdeki davetiye yerine geçen “okuntu” denilen nohut ve benzerinden yapılan kavurgalar ailelere bir tabak içinde dağıtımı yapılırdı. Buna yakın köylerden Dedemköyü(Dedemli) ve Gerez(Yalınçevre) gibi yakın köylerin insanları da dahil edilirdi.

Davetlilerin de katıldığı ilk gün köy meydanında, daha çok merkezi cami çevresinde güreşler düzenlenirdi. İnsanların gururla izlediği bu güreşlerde üç kişiyi yenen kişiye “üç oldu” denilerek birinciliği ilan edilirdi. Bu güreşler, düğün sahibinin güreşçiler için hazırladığı şalvar gibi kıyafetlerin giyildiği, karakucak serbest stilde yapılmaktaydı.,

Birinci olan güreşçiye ailesi tarafından bağ, bahçe, öküz, koyun, keçi, eşek gibi hediyeler verildiği, büyüklerin aktardığı anlatım geleneğinde dikkati çekmektedir.
İkinci günde en efelerin yüksekçe bir damda, malumdur ki o günlerde mimaride kırık dik çatıların olmadığı, düz toprak damların olduğu bir dönemdir. Dağlık olan bu bölgede düz alanlar olmadığı için hayat damlarda yaşanırdı. Üstelik damdaki faaliyetleri bir tiyatro sahnesi gibi çevreden izlemek de daha kolay ve pratiktir.

Kütüğün ikinci günü damda efeler gösterisi yaşanmaktadır. Efeler ve özellikle efebaşı evlenmemiş gençlerden oluşur.
Efeler, genellikle yerel kıyafetli olup, o günlerde sıklıkla kullanılan Aliyya (Alanya) kuşaklı, Batı Anadolu efe cepkenliydiler.. Efeler Kırkpınar güreşlerindeki gibi birkaç peşrev gösterisiyle insanların dikkatlerini üzerlerine çektikten sonra damın köşesine dikilmiş içinde su dolu testiye ateş ederlerdi.

Testiye ilk ateş eden efe başıydı. Efebaşı bekar olmalıydı ve o günlerde kendini gösterip nişanlanmayı beklenenlerden seçilirdi.

Testi efelerin ateşleriyle parçalandıktan sonra, kütüğü dökülen evin damına gelen konuklar evlerinden getirdikleri kütükleri damdan aşağı atarlardı.

Aile soyağacı için kütük çok önemliydi. Bu yüzden günümüzde nüfus kayıtlarına “kütüğe geçirmek” diyoruz.

Kütüğün damdan atılması da soyun geleceğini kutsamak içindi.

Bu ritüellerde bulunanlara yönelttiğimiz sorulara net cevaplar alamasak da çocuğun damına çıkılıp atılması bu yönde bir düşünceden olmalıdır.

Bu törenlere de Kütük Dökme demeleri de bu yöndedir.

Üçüncü gün; “Mennecim Alayı” denilen bütün davetlilerin katıldığı, kütüğü yapılan çocukların geleceği başta bir hocanın eşliğinde dualar, maniler, zaman zaman şarkıların söylendiği bir yürüyüş korteji yapılırdı.

Bütün bu törenlerin bitiminde kütüğü düzenleyenlerin büyük dev bakır kazanlarda hazırladığı, etli aş denilen pilav konuklar ikram edilirdi.

Konuklar tören yerinden ayrılırken, tören sahiplerinin yine okuntuda olduğu gibi kavurup hazırladıkları kavrulmuş leblebi ikram ettikleri söylenir.

Köyümüzde, en son şahsımın da dahil olduğu 1960’lı doğumluların “Kütük Dökme” işlemi yapılmış.

Rahmetli babam bir kütükte “üç oldu” ğu((birinci) için dedem 12 kütük kovanından oluşan bir kürne hediye etmiş.

Çocukluğumda, bazen, köyümden falanın üç olduğu kütük gibi anlatımlar dinlediğim olurdu..
Bu başarıların öyküsü yıllarca sürerdi…
Geçmişte ülkemizin bir çok yerinde bu geleneğin farklı bir şekilde uygulandığını yazan kaynaklar bulunmaktadır.

Günümüzde yaşanıyor mu bilmiyoruz?

Dede Korkut Hikayelerinde geçen bir nevi “soy soylama, boy boylaması” olan bu kültürel genlerimiz olan, geleneklerimizin unutulmaması dileğiyle.

*Daha Önce “Korualan’ndaki Kütük Atma Geleneği Üzerine Etnolojik Bir Araştırma” adlı bir maklaemiz Milli Foklor Dergisinde 1997’de http://www.millifolklor.com/PdfViewer.aspx?Sayi=33&Sayfa=53 ve İz Edebiyat 2002 yılında da İzedebiyat.com’da “Kütük Dökme, Orta Toroslarda Bir Doğum geleneği” adıyla yayımlanmıştı. Burada bu geleneğimizin geleceğe aktarılması için yeniden ele aldık.

YORUMLAR
  1. Mithat arı dedi ki:

    Hasan Hocam unutulmaya yüz tutmuş değil unutulmuş bir geleneğimiz i yöresel ve özlemle aktarmışsınız. Teşekkür ederim.