DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 13°C
Parçalı Bulutlu

Gezlevi’de Tekecik ve Yüz Kömbesi

31.12.2018
144
A+
A-

Hayvancılığa bağlı yerel bir takvim ve kutlama.

Yıllar her toplumun yaşadıkları coğrafyalardaki farklı dönemlere ve farklı yaşam şekillerine göre değişip gelişebilir. Her birinin yaşama pratiğine göre avcılık, ziraat, hayvancılık ve endüstriye bağlı olarak gelişmeler olabilir.

Efesli Heraklitos’un “Aynı ırmakta iki kez yıkanmaz” dediği gibi, değişen dünyamızda geçmişi yaşamamızın güç olduğunu, hatta imkansız olduğunu görüyoruz.

Ama nerden gelip nereye gittiğimizi de bilmezsek Aşık Hayâlî’nin dediği duruma düşeriz:

Cihân-ârâcihânîçindedirârâyı bilmezler 
O mâhîler ki deryâiçredirderyâyı bilmezler
.

Bu nedenle hem köyümüzün küçük bir takvimini hem de geçmişimizi rahmetle yad etmek için bu satırları sizinle paylaşmak istedim.

Konya İli, Hadim İlçesi Gezlevi’deTekecik ve Yüz Kömbesi..

Her toplumun yaşama şekli olarak yılın belli günlerinin anlam ve önemi büyüktür.

Eski Mezopotamya  uygarlıklarından Sümerliler tarımcı bir toplumdu, bu yüzden yılda ekim ve hasat yaptıkları dönemlerde AKİTU denilen tarıma dayalı bayramları vardı.

Bu daha sonra Fırtına tanrısı Enlil ile tanrıça Tiamat’ın mücadelesi şekline dönüşerek yılın başlangıcı olarak görüldü. Bu daha sonra Babil ve Asurlularda kutlanmaya devam etti.

Hayatı Nil taşkınlarına bağlı olan Nil’in taşkınlarının gökte Sirius yıldızının doğuşuyla bağlantılı olduğunu gördüler takvim başını buna bağladılar.

Roma’da MÖ 750 yıllarında yılın sonu ve başlaması iki yüzlü tanrı Janus’a bağlanıyordu. Mısır’ı MÖ 46’da Mısır’ı ele geçiren Jules Sezar Mısır takvim sistemini Roma’ya götürdü. 

Papa Gregeryon 1582 yılında kullanmış olduğumuz takvimi bu şekline getirdi.

Toplumların yaşadıkları coğrafyanın özelliklerine göre birçok takvim geleneği vardır.  Dünyanın değişik coğrafyalarında yaşayan biz Türkler bir çok takvim kullandılar. Bu konuda son günlerde oldukça fazla tartışma yaşanmaktadır.

Ben tartışmaya girmeyeceğim.  Kısaca köyümüzde hayvancılıkla ilgili bir geleneğimizi anlatarak, yerel bir takvimimize örnek vereceğim.

Rahmetli Ebemle evin önündeki yuvakta  otururken;

 “-Oğlum şu karşıda Kızılağaç Tepesi’nde güneş batınca Gündönümü’dür. Onun yakınına Hıdır Ellez Gediği deriz, Güneş oradan battığında Hıdır Ellez’de Navruz çiçekleri  açmıştır. Yaylacı vaktidir..  Ha Dedemköyü Taşı’nın orada güneş batnca köy zamanıdır. Köye göç vakti..” 

Bize göre bizim kozmosumuz  evimizin yuvağıydı. Geceleri  de başka bir dünya vardı. Ülkerler çoba yıldızları.

Köyün takvimi belliydi. Yaylaya göçün bir zamanı vardı, köye göçün bir zamanı.

Hökümet Kasımı’nın sekizinci gününe “Köylü Gasımı” denir ve bu tarihte teke gatımı olurdu. Çoban belli başlı ailelerin büyük çardakları olurdu.

Öküzçekmezli’de Durmuşların Çardağı, Belen’de Nurullah Dayı’nın, Hıdırlı’da Canavar’ın çardağında birkaç kez teke katımına şahit oldum.

İki ay boyunca tekeler davardan ayrılır, meşe  peliti(palamut), mısır , kükürt(boz armut kurusu; taze geven ve meşe yapraklarıyla beslenen tekeler bu gün keçilerin içine salınırdı. Kimin tekesi ne kadar keçi dölleyebilirse o çobandan övgüyle söz edilirdi.

Teke katımının gecesi köyün gençleri ellerine keçi çanları astıkları bir sopa ve arkalarında bir çuvalla köydeki bütün kapıları dolaşıp teke katımını manilerle müjdelerlerdi. 

Bu ekibe “Tekecik Ekibi” adı verilirdi.

 Elektriğin henüz gelmediği 1960’lı yıllarda akşamları köy tam bir karanlığa gömüldüğünden teke katımını müjdeleyen gençlerin çan seslerini duyardık; bu yüzden de, duyulan sese göre, “-.. falan mahalle, filan evdeler..“ diye kapımıza gelmelerini beklerdik.

Eve geldikleri zaman kapı önünde durup Teke Katımını Manilerle evdekilere duyurulur:

“Tek Kattık duydunuz mu?

Selam verdik aldınız mı?

Gök Keçileriniz ekiz kuzlasın,

Dört ise sekiz guzlasın,

Abılam beri gel, beri gel,

Ala çanağını alagel, alagel,

Kapı ardında boyunduruk,

Saya saya yorulduk,

Şekerim var ezilecek,

Çok bekletme abılam,

Çok yer var gezilecek,

Ve manilerin arkasından “Çalalım mı, çalmayalım mı?” denilerek ev sahibinden keçi çanlarının çalınıp çalınmaması konusunda izin istenirdi. Ev sahibi “-Çalın” derse, onlara hediye verileceği düşünülür hep birden çanlar çalınır, hep bir ağızdan “-ortasına eş, kenarına beş diyelim, Allah Allah! diyelim, bir daha bir daha diyelim!” denilerek verilecek hediye beklenirdi.

Hediyeler genellikle buğday, un, nohut, mercimek, patates, fasulye gibi şeylerdi.  Çuvallarda toplanan bu hediyeler satılır, elde edilen para ile bir keçi satın alınırdı. Satın alınan keçi değirmen damına götürülür, orada kesildikten sonra fırında pişirilir ve birlikte yenip içilipeğlenirdi.

Teke Katımından yüz gün sonra keçilerin oğlak verme günleri gelmiştir. Bu günü de kutlamak dede ve nenenin etrafında torunların da yer aldığı yirmi otuz kişiden oluşan geniş aile toplanır “Yüz Kömbesi” yapardı.

Genellikle doğal kendi üretimi buğdaydan, değirmenden gelen undan yapılan, genişliği 50-60 cm, kalınlığı 7-8 cm boyutlarında “kömbe”(ekmek)nin içine bir gök boncuk ocakta odun közü içinde pişirilirdi. Pişirilen kömbe büyük bir tepsi içine parçalara ayrılıp kaynamış pekmez şerbetinden yapılan şurubu dökülür ailecek yenilirdi. Yemek sırasında ağzına gök boncuk gelen kişiye evin büyüğü, aile reisi peşinen yavrulamış bir keçi vermeyi  vaat etmiştir, hatta çift kuzulayan olursa onu verecektir. Birlikte yenilir içilir ve o günlerde  hayvanların kuzulamaları sabırsızlıkla beklenir ve ödülü kazanan kişilere hayvanı kuzuladıktan sonra verilirdi.

(Not.1980 yılında “Gezlevi’deTekecik” adıyla  Konya Postası’nda yayınlamıştım. )

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.