Gölge Etme Başka İhsan İstemem! Sinoplu Diojen..

03.06.2019 - Pazartesi 18:54

Ben Diojen’i Bülent Ecevit’ten Kıbrıs Barış Harekatı’nda duydum.. Ondan öğrendim ilk kez.. Diojen kim?
Sokaklarda yaşamış, farelere hayran, köpeksi yaşamış, 2350 yıl önce yaşamış biri..
Batı, değerlerine sahip çıkar.. Bu yüzden bilimin geleneği vardır..


Siyaseti yeni tanıdığım 1970’li yılların ortalarında, siyasi görüşlerimizin farklı olmasından dolayı, düşüncelerini pek kabul etmediğim bir devlet adamıydı Bülent Ecevit…
Dönemin ideolojik kavgaları birbirimizi tanımamıza da imkân vermemişti.
Sınıfta mı kalmadık, yakınlarımızı mı kaybetmedik, o günlerde!..
Yaşanmasaydı keşke o kavgalar.. Bir daha yaşamsak keşke.. Umarım yaşamayız da…
Tanışabilseydik, tanıyabilseydik birbirimizi..
Kıbrıs Fatihi, ABD ambargosuna meydan okuyan Karaoğlan’dı.
Halkımız onu “Karaoğlan” olarak, Kıbrıs Barış Harekatı’nın mimarı bildiğinden çok sevmişti.
İş yerlerine; Lokantalara, kahvelere, bakkal dükkânlarına, Kıbrıs, Girne, Gazi Magosa gibi isimlerin yanında Karaoğlan adı veriliyordu.
İlk kez onun döneminde, onun söylemiyle “eşgüdüm” dediği koalisyon hükümetlerini tanımıştık.
1973 yılında MSP Genel Başkanı Prof.Dr. Erbakan’la kurduğu koalisyon ilk koalisyon hükümetiydi, tanıdığımız.
Sonra ülkem insanı, ona, koalisyonların yanı sıra tek başına hükümetler kurma şansı da tanıdı..
Akıcı üslubuyla, çok güzel bir Türkçe konuşuyordu, bazı sözcükleri uydurmaydı, ama hepsi de değildi..
Nedense, kullandığı kelimelerle ilgili olarak, güya hostesler için; “Gökgötürgeçli konutsal avrat” gibi uydurma bir dilin savunucusu olduğu iddia ediliyordu.
Dedikodu, dedikodu.. Gerçeği arayan yoktu!..
Kullandığı “Yanıt” kelimesinin Kutadgu Bilig’de olduğu söylendiğinde ya inanmadı, ya da ölüyü diriltmeyelim denildi.
“İvedilikle” derdi sıkça, “bak bak uydurukça” derlerdi çokbilmişler. Ama bizim köyümüzde “Evedi olmak..” en çok kullanılan sözcüklerdendi..
Akıcı bir İngilizcesi vardı. Bazen bilgece bir söz ederdi, bilgelerden. İşte o zaman öğrenmiştim Diojen’i..
ABD’nin Kıbrıs çıkartmamıza karşı çıkmasına, ambargolar koymasına;“Gölge Etmeyin Başka İhsan İstemem !” demişti.
Amerikalılara söylediği bu sözün Diojen’e ait olduğu yazılıp çizilmişti.
Diojen’e ait olduğu söylenen bu sözü ilk duyduğumda bir ortaokul son sınıf öğrencisiydim.
O sıralarda bildiğimiz bir Diojen vardı; Malazgirt’te Alparslan’la savaşan Romen Diojen..
Kayserili bir asker olan Romen Diojen Triaditza(Sofya) strategosu(askeri vali-komutan) iken 1068 yılında kraliçe Eudokia ile evlenip Bizans İmparatoru olmuştu.
Sinoplu Diojen’e ait denilen bu söz, ondan 1400 yıl sonra yaşayan Kayserili Romen Diojen’e ait olmazdı tabi.
Bu bazen karıştırılır, bu yüzden burada sözün sahibi Sinoplu Diojen’den söz edelim biraz. .
Sinoplu Diojen?
MÖ 410 yılında Sinop’ta doğan Diojen, MÖ 323’lerde Yunanistan’ın Korinth’te ölmüştü.
Başlarda, babası Hakesios bir devlet bankacısı olan Diojen rahat bir hayat sürüyordu.
Babası, Perslere ödenmesi gereken vergiyi, altın paraları törpüleyerek elde etmesi anlaşılınca, kalpazanlık suçundan Sinop’tan sürgün edildi.
Babaları bir kalpazan olan ailenin bundan sonraki hayatı artık güçlükler içindeydi..
Önce Delphoi’ye sonra da Atina’ya geçtiler.
Diojen’in ailesi burada umduğunu bulamadı.. Diojen sokaklarda açlık ve yoksulluk içinde yaşadı.
Hayatı o kadar kötüydü ki bir gün Atina’da yiyecek için koşturan bir farenin ardından açlıkla; “-Hele bak bu hayvan Atinalıların mutfağına girmeyi biliyor da ben onların sofralarına oturamamak talihsizliğindeyim!” diye inlemiştir. Ancak bu onda hayvanların yaşamının doğaya daha uygun olduğu fikrini uyandırmış ve hayvanca yaşamaya özenmeye başlamıştır..

O günlerde Antisthenes'in doğaya uygun yaşama çağrısından söz ediliyordu. Onun öğrencisi olmak için gitmiş ama o da öğretmenliği bırakmış, kimseye öğretmen olmamak için kendi kendine yemin etmişti. Bu yüzden Diojen’in öğrenciliğini kabul etmeyip, onu bir sopayla kovalamıştı.
Diojen’nin bu kovalamaca sırasında “-Vur, konuştuğun sürece beni kovabilecek kadar sert bir sopa bulamayacaksınız!” dediği söylenir.
Başka bir çıkış yolunun olmadığını anlayan Antisthenes çaresiz Diojen’e öğretmenlik yapmayı kabul etmiştir.
Antisthenes’in kurduğu bu felsefi okula, “Kinik Okulu” (Sinizm) adı verilmiştir.
Bu okuldan birinin de kuzey Afrika’da Kyrne’de Aristoppos’un kurduğu bilinmektedir.
Okulun adı ile çeşitli görüşler vardır. Bunlardan biri Sokrates’in öğrencileri tarafından onun ders verdiği “Kynosarges gymnasion”dan bu okula Kinikler Okulu dendiği, ya da Yunanca ‘kynik’ ‘ten hareketle “Kelbiler/Köpeksiler” okulu adı verilmiştir.
Diojen bu öğretiler üzere yaşayıp giderken yolu bir gün KOrinth’te Büyük İskender’le kesişir.
Bir fıçı içinde yaşayan Diojen’nin ününü duyan Aristoteles’in öğrencisi, düşünürlere ilgi duyan Büyük İskender onunla görüşmek ister.
Ziyareti sırasında düşünürün bir fıçı içinde mahrumiyet içinde yattığını görünce, ona bir iyilik yapmak ister.
Bu duygular içinde, “-Dile benden ne dilersen” sözünü sarf eder. O sırada başını yattığı fıçıdan Büyük İskender’e çeviren Diojen, onun güneşine gölge ettiğini görünce de güneşi gösterip: “ -Gölge etme başka ihsan istemem”, ya da “-Benden bana veremeyeceğin şeyi esirgeme..” demiştir.
Derler ki; bu cevapla, yardım edememe duygusuyla gururu kırılan Büyük İskender oradan ayrılırken, “- İskender olmasaydım Diojen olurdum..” sözünü söylediği söylenir. Bazen de ayağına kadar Büyük İskender’in gelmiş olmasından Diojen’in ona hayranlık duyduğunu; “-Diojen olmasam İskender olurdum” dediği söylenir.
Diojen’nin hayatı daha sonra da zorluklar içinde geçmiştir. Kuduz bir köpeğin ısırması sonucu, ya da yediği bir ahtapotu yerken öldüğü söylenmektedir.
Korintliler onu unutmamış, bir köpeğe yaslanmış bir heykelini dikmişlerdir. 2009 yılında gitmiş olduğum Atina’da onun yaşadığı sokağa ve eve sahip çıkıldığına, kafelere adı verildiğine şahit olmuştum.
Peki, doğduğu Sinop’ta, öyle bir sahiplenme var mıdır? Turizm sadece doğal güzelliklere, denize ve güneşe bağlı değildir..
Sadece güneşe bağlı tek mevsimlik turizmin yanında 365 günlük yıl boyu dört mevsimlik turizm daha sürekli görülmektedir.
Dioejen MÖ 323 yıllarında Yunanistan’da ölmüştür., onlar sahip çıkıyor.
MÖ 410 yıllarında Anadolu’da Sinop’ ta doğmuştur.
Sinoplu hemşerilerimize duyurulur..Sevgilerimle!

YORUM YAZ