DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 33°C
Az Bulutlu

Görmek farklı, bakmak farklı

02.11.2018
209
A+
A-

Görme engelli bir vatandaş zor bela şehir merkezine geliyor.

Görme engelli bir vatandaş zor bela şehir merkezine geliyor.

Elinde bastonu ile kaldırımda yavaş yavaş ilerliyor.

Tenha yerlerde sıkıntı yaşamıyor fakat kalabalık yerlerde vatandaşlar yol açmaz ise, yürümekte zorluk çekiyor. Zaten dar olan kaldırım giderek kalabalıklaşıyor. İnsan kalabalığı aşılıyor ve yavaş da olsa gidilecek yere varılıyor.

Fakat kaldırımı kendi malıymış gibi kullanan bazı esnafın kaldırıma güzelce yerleştirdiği ürünler bir türlü aşılamıyor.

Hatta kaldırımı işgal eden bir iş yerinin önünden geçerken kalabalık nedeni ile iyice sağa yanaşan görme engelli vatandaş, tezgaha çarpıyor ve kuruyemişler yere dökülüyor.

Esnaf iş yerinden çıkıyor.

Kaldırımı işgal ettiğini hiç umursamadan, karşıdaki vatandaşın durumuna bakmadan bağırıyor, “Kör müsün kardeşim, önüne baksana.” Zaten suçlu, bir de güçlü olmaya çalışıyor.

Engelli vatandaş ise, “Evet körüm ama sadece gözlerim görmüyor. İnsanların yürüme hakkını görecek ve engellemeyecek beyne ve şuura sahibim” diyor.

Engelli vatandaşın, esnafa soktuğu laf, esnafın umurunda bile olmuyor.

Özür dilemek bir yana, bir de kendi kendine homurdanıyor. 

O an sadece yere dökülen kuruyemişlerini düşünüyor.

Engelli vatandaş oradan ayrılıyor ve yoluna devam ediyor. Belli bir yere geldiğinde bu sefer hiç ilerleyemiyor; kaldırımda otomobil olduğunu fark ediyor.

En sağa yanaşıyor olmuyor, en sola yanaşıyor olmuyor.

Geçmek imkânsız… Bir vatandaşın yardımı ile trafiğin hızlı aktığı yola iniyor.

10 metre ilerledikten sonra tekrar kaldırıma çıkıyor.

“Vay be bir günde şu kaldırımlardan rahat yürüyeyim. Bir defa da bizi düşünsünler diyerek” sitem ediyor. Kaldırımlardaki durumu, ilgili kamu kurumlarına defalarca şikâyet ediyor ama hiçbir tedbir alınmıyor

Artık şunu iyi anlamak gerekiyor.

Kaldırım yayalar için yapılmıştır. 

Kaldırımlar, teşhir edilecek ürün yeri değil, otopark ise hiç değildir.

Gelişmişlik seviyesinin yüksek binalar, eğlence merkezleri yapmak olduğu düşüncesi beyinlerde değişmedikçe, kaldırımlarda, yollarda ve çevrede kişisel haklara gasp bitmeyecektir. Gelişmişlik, insanın insana verdiği değer ile ölçülür.

Bu konu ile ilgili de artık kamu kurumları gerekli önlemleri almalı. Bu tür hak ihlallerinin ciddi bir cezai yaptırımı olmalı. Bu konuda bir kültür oluşmalı. İnsanlar birbirinin hakkına saygı duymalı. Aslında yapılması gerekilen çok basit; toplumsal kurallara uymak… Bu kurallara uymak insanların neden zoruna gidiyor gerçekten anlaması güç. Umarım bu konu ile ilgili artık caydırıcı yaptırımlar uygulanır. Yoksa şehir giderek köyleşir…

ETİKETLER:
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.