DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 26°C
Parçalı Bulutlu

Görmeyince anlamayınca…

10.02.2019
130
A+
A-

Görmeyince insanın yapabileceği bir şey yok, hele hissetmeyince bir de kalbi. Kalbinin derinliği olmayınca suyun üzerinde görünenden ibaret kalır, okyanus.

Görmeyince hakikati, anlaması na-mümkün, kalp gözü açık değilse bir. Duygunun, fikrin eteğine yanaşmaktan uzaktır, gönül.

Görmeyince susuvermesi kişinin, mutlaka muhtaç olduğu bir şeyler vardır, düşünür insan. Dilencinin avucuna bırakılan, onun bir günlük ihtiyacını karşılamaktan ibarettir, kendisine yapılan yardım.

Görmeyince, kanayan yüreğe tuz basılır, sevdanın girdabına kendisini kaptıran. Çaresizlik, kolunun, kanadının kırılmasıdır, insanın. 

Görmeyince dile gelmez toprağın verdiği bereketle sofralara gelmiş nimetler.Bu nimetlerden hakkını alamayanın isyanı gizliden gizliye büyür, yüreğinde. Açlıkla imtihanda çoğu vasfını yitirir, haksızlıklar dünyasında kendisini rızık dağıtıcı olarak görenlerin nazarında.

Görmeyince hayatın güzelliklerinden yoksun olan, hayallare sığınır, o dünyada avunur, çoğunlukla. Zihnî melekelerini kaybedene mecnun demenin vicdana sığmadığını kabul etmekten uzak düşer, kendisini adaletten ve hukuktan yana bilen çoğu kimse.

Görmeyince yaşamın insana verdiği huzurdan yoksunluğun acısını dile getirir, şair şiirlerinde.Şairin mısralarını ezberleyenler, şairin hangi duygular içinde yazdığından habersizdir. 

Görmeyince annenin çocuğuna verebileceği sütün azaldığına tanıklık eden çocuk, bebekliğinde sınanmaya başlar, hayata bilenerek. Bilekleri cılız, adımları titrek, kursağı boş insanın büyüdüğü söylenemez, yaşamda. Onun dünyasında ekmek, ancak cennette doyasıya yenilir, nimettir.

Görmeyince saksı, bağrına kök salmış bitkiyi beslemez, su olmayınca toprak birlikteliğinde. Saksıdaki çiçeği balkonlara hapsedenler, onu yağmurdan ve topraktan alıkoyar, açan sınırlı sayıdaki çiçekle övünür dururken, çiçeğin dili olsaydı, neler söylerdi, acaba? Saksıların tümünü boşaltıp parçalamak gelirken içimden, şehirlerde toprağa yaşam hakkını vermeyenler, çiçekleri neden hapseder, saksılarda?

Görmeyince yardım elini, yağmurla kendisini toprağın üstündeki taşta bulan solucan, yazın yakıcı sıcaklığında buharlaşır. Hangi canlı, yaşamasına engel olan duruma rıza gösterir? Yaratılışın gayesine ters davrananlar, bizi bir gün akvaryumlara hapseder mi, kafeslere tıkatır mı, dış dünyayla irtibatımızı keserek, bizim farklı canlılar olduğumuzu kayda düşürecek mi? İstediğimiz, aslında insanca yaşamak iken, düştüğümüz haller ruhumuzun en narin kuytuluğunda sakladığımız merhameti daha bir gizlemeye sürüklemektedir, bizi. Biz, merhameti sakladıkça katilleri çoğalmaktadır, gönül zenginliğinin. Çağın kölelik statüsüne isyanımız, içimizde pörsüyen memedeki süt misali gittikçe cılızlaşıyor, kendiliğinden.    

Görmeyince buğday danelerini ana tavuk, yavrularına verecek bir şeyi kalmadığını anlar ve çevresinde ne varsa arayıp bulma yolculuğuna çıkar. Birçok köpek kılıklı yavrularına tavuğun iştahla bakarken, yumurtanın içinden çıkan perr u pak civciler, savrulur etrafa, dolu vurmuş gülün yaprakları misali mahsundur, yeryüzü.

Görmeyince uzatılan merhamet elini, isyana varır çaresizlik, kişiyi yer bitirir, sonu olmayan yollara sapar, insan. Adına çağdaş düşünce akınları denilen ucube felsefe tarzlarında geçmişe saygı göstermekten uzak olanlar, fikrin, duygunun kıyısına varmamış, hormonlu büyütülen birer mankurttan öte manaya sahip değildir. 

Görmeyince çorbanın üzerindeki uçan buğuyu, kişi ustaya iyi niyetle bakmaktan uzak düşer, kendince. Biz, kuru ekmeği suya banarak midesini küstürmeyenler, nefsine esareti kabullenmeyenlerin itirazı, on kişiye sunulan yüz kişilik yemeğe “Besmele” ile başlayıp dua ile bitirenleredir. Afrika’da ve yeryüzünün her bir tarafında nimetlere amborgo koyanların açlık çeken, çektirilen insanların beddualarında yerini aldığı muhakkak iken, kendi cephemizde haksızlığın her çeşidine red hakkımız, sadece yazıda kalmamalı; çığ gibi büyüyerek, “Başkası aç yatarken tok yatmak zilletin habercisidir. Onlar bizden değildir.” kuralına uygun düşmelidir.

Görmeyince samimiyet azalır, menfaate duyarlı kişi gözünde kendisini sevenlerin olduğunun farkına varmaktan uzak düşer. Kişi, her daim dostlarını aramalı, acısını paylaşmalı, sevincine ortak olmalı. Araya giren mesafe, çoğunlukla samimiyeti zedeler, güçlükle üst üste bırakılan beş-on taşı, yerinden oynatır.

Görmeyince yaprağa düşen çiğ danesini, her yerin kurak olduğunu sanır kelebelek, kanatlarını çırpar, azimle. Çiçeğin özünü almadıkça kelebeğin kanat çırpması devam eder. Biz bir kelebek kadar olamadık. Ondan mıdır, fazla kilolardan kurtulma adına koşularımız, zıplamalarımız, hareketlerimiz? Sanmıyoruz, aldanan varsa onlar da bizden değildir.

***

Sevgili Okur, görmeyince gözü kördür insanın. Yazılanları okumaktan acizdir, kendince. Kapaklar arasına mahpus düşen yapraklarda kalmış kitabın zenginliğinin farkına varmaktan uzaktır, ruhu.Bu gün kitabın bir sayfasını aç ve kendini oku. Oku ki, varoluşunun hikmetini anla, anla ki yaradılış gayesinin sadece yemekle ve içmekle ve de uyumakla dolaşmaktan ibaret olmadığını anla.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.