DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 31°C
Az Bulutlu

Hayat kaynağımız arazidir

02.05.2019
31
A+
A-

Bu alan geniş satıhlı bir okuldur.

Coğrafi mekan ve orada yaşayanlar en büyük bilgi kaynağımızdır.

Onlar bizi yetiştirir, biz öğrendiklerimizi onlara iletiriz.

Bu döngü bilime yaşam ritmi kazandırır.

Geçenlerde bir Üniversitede konuşmamın açılış konuşmasında misafir olduğum Üniversitenin Dekanı; tarihçi hocalarımızdan birinin üç gruba ayırmasından söz etmişti:

Bu ayrıma göre birinciler okumayan yazmayanlar, ikinciler okuyup yazmayanlar, üçüncüler de hem okuyup hem de yazanlar…

Aslında bu gruplar daha birçok maddede çoğaltılabilir.

-Okumadıkları için anlatamayanlar,  okuduklarını anlatamayanlar, okuyup anlatanlar..

-Dinlemeyenler, dinlemedikleri için anlatamayanlar, konuşamayanlar!..

-Hiç yazmayanlar, hiç anlatmayanlar, konuşmayanlar..

-İletişimsizler.. İnsana tepeden bakanlar.. Meslek taassubuna gömülenler..

-Öğrenmek ve öğretmek sürecinin dışındakiler..

-Yani suskunlar.

Evet haklıdırlar, okumanın yazmanın sınırlarını belirlemek oldukça güçtür.

Hele yazım aşamasında zülfüyâra dokunmadan geçmek zorluklar içerir.

Suskun olmanın kişinin selameti için bir avantajı olduğu gibi; toplumda genellikle sessiz sakin işinde gücünde ağır adam olarak bilinir..

Bu sessizlikleri ilmi derinliklerinden kaynaklandığı şeklinde bile yorulur.

Onların en önemli düsturları; Söz gümüşse sükût altındır.

Ya da “-çok kazanç haramsız, çok söz yalansız olmaz” atasözümüzdür.

Fazla uzatmaya gerek; garanticidirler..

Aslında bu düşünceleri toplumun önemli bir kesiminde destek bulmuştur.

Ama bilim öyle mi? Özellikle sosyal bilimler..

Ünlü Tarihçi Edward Hallet Carr’ın dediği gibi “Yazmak okumaya yön verir”.

Hoşgörü diyarı Anadolu’da, insanların gönül kapıları açıktır.

Elbette ki okumak önemlidir, bu hoşgörü kapılarından girip onları anlamak, geleceğe aktarmak gerekir.

Yoksa arada geniş mesafeler bırakarak onun tarihini yazmak, önceki yazılmışların tekrarından öteye gidemez!.

Öyleyse bu coğrafyaya gidip, yaşanmışları, yaşayanlarla birlikte inşa etmelidir.

Bu karşılıklı bir alış veriştir.

Arazi en güzel okuldur.

Mustafa Kemal’in “Hattı müdafaa yok sattı müdafaa vardır” veciz sözündeki gibi;

Vatan toprağının her bir karışında bilimin ayak izleri olmalıdır.

Bu toprağın okumayanı, yazmayanı olmak yerine; okuyanı, yazanı ve hatta konuşanı olmalıyız.

Bu toprağın çocuklarına, bu toprağın tercümanı olmak düşer.

Öğrenip öğretmek için öğrenmek, öğrenmek için sahada olmalıdır.

Elde edilen her türlü bilgi ve belgeyi aktarmak geleceğe olan borcumuzdur..

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.