DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 36°C
Sıcak

Hayata belgeselleriyle dokunuyorlar

Selçuk Üniversitesi 18. Uluslararası Kısa-Ca Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu. ‘Geçit’ filmi ile “Uluslararası Belgesel Dalı Jüri Özel Ödülü” alan Abedeljawad Amin Humaid ve “Kısa-Ca Film Atölyesi Belgesel Dalı Jüri Özel Ödülü” alan ‘Kurbakçı’ filminin yönetmenleri Zeki Koyuncu ile Hasan Akıncı başarı hikayelerini Labirenttv’ye anlattı.

Hayata belgeselleriyle dokunuyorlar
10.11.2018
344
A+
A-

18. Uluslararası Kısa-Ca Film Festivalinde “Uluslararası Belgesel Dalı Jüri Özel Ödülü” ‘Geçit’ filmi ile Abedeljawad Amin Humaid’e, “Kısa-Ca Film Atölyesi Belgesel Dalı Jüri Özel Ödülü” ise ‘Kurbakçı’ filminin yönetmenleri Zeki Koyuncu ile Hasan Akıncı’ya verildi. İki belgeselin yönetmenleri belgesellerin konusunu ve yapım sürecini Labirenttv’ye anlattı.

“HASRETİMİZİ BELGESELLE ANLATMAYA ÇALIŞTIM”

‘Geçit’ belgeseli ile ödül alan Selçuk Üniversitesi Yüksek Lisans öğrencisi Filistinli Abedeljawad Amin Humaid, “Türkiye’de 800 Gazzeli öğrenci yaşıyor. Herkes memleketine gidebiliyor ama biz Gazze’ye gidemiyoruz. Gidebiliriz ama geri dönemeyebiliriz. Gazze’de 12 yıldır abluka altındayız. Filistin iki kısımdan oluşuyor bir kısmının ismi Batı Şeria diğer kısmı ise Gazze Şeridi. Biz Gazze Şeridi’nde yaşayanlar gidemiyoruz ama Batı Şeria’dan gelmiş Türkiye ve diğer ülkede yaşayanlar gidebiliyorlar. Ürdün’e sonra İsrail’e, İsrail’den Batı Şeria’ya gidebiliyorlar. Bazen şanslı olabilirsin Gazze’den çıktığın zaman ama gelecek yıl daha sıkıntılı olabilir. Havaalanımız vardı Yaser Arafat müzakereler sonucunda 1998 yılında açıldı ama üç yıl sonra İsrail ile anlaşma bozulduğu için İsrail hava kuvvetleri tarafından yıkıldı” diye konuştu.

“GAZZE’YE İKİ YILDIR GİDEMEDİM”

Humaid, “Gazze’de iki tane giriş çıkış yeri var. Bir tanesi sahil tarafında giriş ve çıkışlar için hiçbir fırsat yok, Mısır tarafındaki geçitte ise beş yıldan bu yana DAEŞ terör örgütü bulunuyor, onlarında Mısır ordusuyla büyük çatışmaları var.  Bu sınırlarda 50 bin kişilik sıra var. Kapı yılda en fazla iki ay açık kalıyor o kadar kalabalıkta haftalar aylar bekliyorsun sıra sana gelse bile kapı kapanıyor. Gazze’den çıksan bile Kahire’ye kadar sekiz saat yol sürmesine rağmen yollar sıkıntılı olduğu için beş güne kadar yolda kalabiliyorsun. Toprakta yatabiliyorsun, hakaretlerle karşılaşabiliyorsun.  Bunun gibi sorunlardan dolayı gidemiyoruz. Ben Gazze’ye iki yıldır gidemedim, diğer arkadaşlardan 7, 8 yıldan bu yana gidemeyenler var. Belgeselde yer alan arkadaşımın babası vefat etti ama gidemedi. En zor zamanlarımız herkes gidiyor ama biz burada nöbetçi yurtlarda kalmamız. Annemizi, babamızı ve akrabalarımızı göremiyoruz ve hasretle yaşıyoruz” diyerek belgeselinin konusunu anlattı.

“ARKADAŞLARIMIZIN YAŞADIKLARINI SEÇTİK”

Belgeseli çekmeye nasıl karar verdiğini ve belgeselin çekim aşamalarını da anlatan Abedeljawad Amin Humaid, “Prof. Dr. Abdulgani Arıkan derste “Sizlere verdiğim ödev için akademik makaleler değil, somut bir şeyler istiyorum” dedi. Öyle söyleyince benim aklıma Gazzeli öğrencilerin memleketlerine gidememesi ile ilgili belgesel çekmek aklıma geldi. Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı ve asistanı Sefa hocaya fikrimi söyledikten sonra yapabiliriz dediler. Sonra Gazze tarafındaki arkadaşlarımı aradım ve çekim için onları ikna ettim. Gazze Şeridi’nde yirmi dakikalık görüntü çekip bana gönderdiler. Belgeselimizde bir görüntü var o görüntüyü çeken arkadaşım Yaser Murtaja görüntüleri çektikten sonra İsrail askerleri tarafından şehit edildi. Otuz yaşında ve iki çocuk babasıydı. Görüntüler geldikten sonra Balıkesir’de sekiz yıldır Gazze’ye gidemeyen öğrenci ve Konya’dan aynı durumda olan başka bir arkadaşımızın yaşadıklarını çektik. Çekimler iki ay, kurgu yaklaşık bir ay sürdü” dedi.

“YAŞANTILARI BELGESELDE AKTARDIĞIM İÇİN ŞANSLI BİRİYİM”

Humaid “Bu yaşantıları belgeselde aktardığım için şanslı biriyim. Ülkesine gidemeyenler kendisini insan gibi hissetmiyor artık. Herkes gidiyor onlar geldikleri ülkelerde hasretle kalıyor ve her zaman Gazze’de kalanları düşünüyorlar. Her an saldırı olacak diye korku içindeler ama bir şey yapamıyorlar yarın yine derse gitmek zorundalar” ifadelerini kullandı.

“SIKINTILAR ÇEKTİK AMA BAŞARDIK”

Kısa-Ca Film Atölyesi Belgesel Dalı Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen ‘Kurbakçı’ filminin yönetmenlerinden Zeki Koyuncu, “Proje bize geldikten sonra yapımdan önceki aşamalarını, ekipmanları, çekimler sırasında kullanılacak bütçeyi ve izinlerimizi ayarladık. Sponsor gibi destekler yoktu sadece bizi destekleyenler ÜNTV ve Kısa- Ca Film Atölyesiydi, onlardan çekim için ekipman aldık. Yapım öncesi bir ay, çekimler beş gün, yapımdan sonraki aşama üç ay süren belgeselin toplam maliyeti 5 bin civarındaydı. Çekim yapacağımız yer Hatay’dı. Mart ayındaki ilk gidişimizde üç kişi gittik. Çekime gittiğimizde Hatay’ın Kırıkhan ilçesinin Gölbaşı köyü muhtarı ve oğlu bize çok yardımcı oldu. Birinci gidişimizde av yasağı olduğu için kimse kurbağa avlamaya gitmiyordu sadece bir kişiyi ikna edebildik ve bizim belgeselimiz için yeterli değildi. 2017’nin aralık ayında tekrar gittik. Öğrenci olduğumuz için maddi sıkıntılar var ve manevi olarak da Suriye sınırına 5 kilometre uzaklıkta çekim yapacaksın onun sıkıntısı oluyor” ifadelerini kullandı.

“GECE GÜNDÜZ ÇALIŞTIK”

Hasan Akıncı ise, “Çekim sırasında sıkıntılar çektik, suyun içerisinde çekim yapmak zorundayız ama ekipmanların su alamaması gerekiyor. Ayrıca çekim yapacağız ama bizim için suya girip kurbağa toplayacak işçiler vazgeçti. Para istediler ama öğrenciyiz, söz verenler sözlerinde durmadı moralimiz bozuldu ve emek veriyorsun ve hiçbir şey yapmadan dönme ihtimalin var. En son çare çekim yapacağımız yere gittik. İşçileri ikna ettik ve çekimlere akşam başladık ama hava eksi altı derece suyun içindesin ve Suriye sınırındasın korkuyorsun. İnsanlar “Burada ve kurbağa toplamaya gittiğimiz başka yerlerde sürekli çatışmaların ortasında kalıyoruz, üzerimizden savaş uçakları geçiyor” diyorlar” ifadelerini kullandı.

“NEYLE KARŞILAŞILACAĞI BELLİ DEĞİL”

Hasan Akıncı şöyle devam etti: “Toplanan kurbağalar Adana’daki fabrikaya gidiyor bizde Adana’ya gittik. Çünkü kurbağa toplamanın amacı, kurbağaların Adana’daki işlemlerden sonra yenmesi için yurtdışına gönderilmesi. Kurbağa toplama işi Hatay, Adana ve Edirne’nin bazı bölgelerinde meslek haline gelmiş. Bu insanlar işi mecburiyetten yapıyorlar. Gecenin soğuğunda suya giriyorlar ve elini suya attıklarında neyle karşılaşacağı belli değil. Terör olaylarının olduğu yerlerde çalışıyorlar. Çalışırken arkadaşlarını kaybediyorlar, başka şehre gittiklerinde ellerinin boş dönme ihtimali de var.”

“BAŞKA FESTİVALLERE DE KATILACAĞIZ”

Diğer festivallere de belgeseli gönderdiklerini söyleyen Hasan Akıncı, “Kısa- Ca Film Festivalinde ödül aldık, şimdi ise 4. Altın Baklava Film Festivalinde de dereceye girdik. Ödül almak için değil insanların hayatlarına belgesellerle dokunmaya çalışıyoruz. Bize belgeselimizde yardımcı olan herkese bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz” şeklinde konuştular.

Emine TÜTÜN- Labirenttv

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.