Hiç sandığınız gibi değil Kıbrıs

11.03.2019 - Pazartesi 08:23

En
yeşil günlerini yaşayan adada gerginlik had safhada.

Ekonomi
dünyasında aktif bir şekilde varlığını korumaya çalışanlar küçülme yoluna
giderek önlemlerini alıyorlar.

Siyasi
yaşamda olan bitenler, yazın gelişiyle rehavet çökecek olan Kıbrıslının
sosyo-psikolojik dinginliğine erişmeyi bekliyor.

Ana
muhalefet de biliyor ki, Kıbrıs’ta yazın hiçbir hareket olamaz (Tatil moduna
geçiş bâbında). Zaten yargının da yasamanın da yaz sebebiyle tatile gireceği
bir sürece geçerken her şey askıya alınacak. Meclis yasama tatilinde,
mahkemeler adli tatildeyken, yürütme de Kıbrıslı bir yaz geçirecek işte.

Buralara
koalisyonun dağılabilirliğinden söz ediliyor dostlar.

Türkiye’deki
yerel seçimlerin de İngiltere’deki Brexit’in de gerginliği şimdiden KKTC’nin
kentlerine düştü bile.

Bir
süreden beridir TL’nin yaşadığı devalüasyon karşısında Güney Kıbrıs’tan kuzeye
geçen Rumların piyasaya kattığı canlılıkla idare ediliyor neredeyse.

Elbette
Türkiye’den Kıbrıs’a, lüks otellere akan lüks turistler de var. Ve az sayıda
diğer dünya ülkelerinden (En çok da İngiltere’den). Yine sizler de biliyorsunuz
ki bunların çoğu, otellerde konaklayıp, oda-kumarhane-restoran döngüsü
haricinde pek bir şey yapmıyorlar. Türkiye’den sadece kumar oynamak için getirtilen
turistler, en fazla kaldıkları otellerin çevresindeki kafe ya da restoranları
görüyorlar.

Ne
ekonomiye ne de kentlerimizin kültürel dokusuna katkı sağlayamıyorlar.
Sokaklarda kültürel mozaiğe katkı sağlayan üniversiteli gençler var. Asya,
Afrika kıtalarından gelen, ayrıca Türkiye’den yüksek öğrenim almak için
Kıbrıs’a gelen gençler dışında, bir de çalışma izni ile adada çalışmak
maksadıyla gelen yine Türkiyeli, Asyalı ve Afrikalılar var.  Türkmenler, Pakistanlılar, Nijeryalılar ve
Türkiyeliler bunlar arasındaki en yoğun popülasyonu oluşturuyorlar.

***

Kıbrıs
bazılarınız için hayal kırıklığı gibidir biliyorum.

Yazın
denizini görmeyen, kışın ölü ve köhne kentlerine bakınca bir daha gelmek
istemiyor. Kimisi de otellerin içinde, o lüksün hayatın her alanında
yaşandığını düşünerek bambaşka bir Kıbrıs hayal ediyor olabilirler.

Oysa
başka ülkelerin aksine Kıbrıs’ta öyle cana mala zarar verecek, tehdit olarak
algılanacak olaylar yaşanmaz. Öyle güvenliksiz ve girmekten pişman olunacak
sokaklar ile mahalleler de yoktur. O yüzden tek başına gezerken dahi ne
kaybolma riskiniz ne de canınıza kastedilmesi ihtimali yoktur.

Ha
öyle vergi kaçıran, geliri hesaplanamayan lüks insanların kaldığı bariz lüks
sokaklar mahalleler de yoktur. Eskiyle yeni, fakirle zengin iç içedir. Son
dönemde bu durum biraz değişiklik gösterse de bariz ayrıma rastlamak kolay
değildir Kıbrıs’ta…

Gerçi
itiraf etmeliyiz ki son dönemde bu da ağır ağır bir değişime girdi. Orijinal
doku ve izlenemez sınıf ayrımı, yerini devletin şehircilik, bayındırlaşma vb.
konulardaki bilinçsizliğine teslim ediyor.

***

Doğrusunu
isterseniz; Ada, Türkiye hapşırsa zatürre olur, İngiltere öksürse ağır kronik
astım yaşar halde geçiriyor günlerini.

Bağımlı
ekonominin hastalıklı yapısının her yerde görülmesini farkeden ama asla
tanımlayamayan sizler ise hayal kırıklığı yaşayarak dönüyorsunuz geldiğiniz
zaman adamıza.

Olsun
deyip, gene ve gene gelenleriniz de yok değil elbet.

Lakin
ne olur gözlemlediklerinizi değerlendirirken köhnelik, çirkinlik olarak
değerlendirmeyin. Caddeleri dinleyin, sokakları soluyun, siyasi yaşamı
gazetelerinize dökülen kelimelerden anlayabileceğinizi düşünmeyin.

Sizlerin
2. 3. Sayfalarınıza yansıyan taciz, tecavüz, hırsızlık gibi olayları şüphe ile
karşılayan. Bunların buralarda olmasının sebeplerini iyi araştırın.

Çünkü
alışık olmadığımız bu yaşantılar sizleri kızdırıyor olabilir, bizleri bunaltıyor
ve elden bir şey gelmediği hissini, yavru olmayı aşamadığımız doğamız nedeniyle
kabullenmek de istemiyoruz!

Sonuç:
İşte Kıbrıs!

Gelin,
görün, yerli halkla konuşun, sokağını, mahallesini, tarihi eserini tanıyın.

Taksicisi
ile de konuşun, marketçisiyle de…

Başka
bir yüzü olduğunu anlayınca o bilinmeyeni görmek kolaylaşacaktır.

YORUM YAZ