DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 35°C
Sıcak

İğne ve çuvaldız…

08.03.2019
90
A+
A-

“Mimarlık çok değişik öğretiler ile süslenip zenginleştiğinden son derece geniş bir öğrenimi içerir; bu yüzden çocukluktan başlayarak bu merdivenleri tırmanmadan, birçok sanat dalı ve fen bilimlerinin bilgisi ile yetişip mimarlığın kutsal alanının yükseklerine erişmeden, kişilerin mimar olduklarını iddia etmeye hakları olmadığı düşüncesindeyim.” M.V.Pollio

Pollio’nun bu tanımı üzerine …

Her mimarlık eğitimi alan kişi ya da her mimarlık diploması sahibi mimar mıdır?

Bunun yanısıra bugün içinde bulunduğumuz toplumun görmek istediği gerçekten mimar mıdır, yoksa iş takipçisi midir?

Amaç evrensel ölçekli mimarlık faaliyeti midir, yoksa koşullar ne olursa olsun sadece binalar yapmak mıdır?

Mevcut imar kanunları, yönetmelikler,imar planları vs ve bürokratik anlayış ile mimarlık ve herhangi bir genel sanatlar faaliyeti yapılabilir mi?

Büyük sözler etmek yerine, mimarlık faaliyetlerini özgürleştirecek çözümlerin üretilmesi ve tartışılması gerekliliği ne kadar önemlidir?

Kaç mimar , bir yapıyı tasarlarken kendi mimarlık anlayışını yansıtabilmektedir? Mimarlık eğitimi ve yönetimsel şartlar hangi estetik değerleri göz önüne almamıza imkan vermekte ve en önemlisi böyle bir kaygımız var mıdır?

Mimarlık şehirli insan ürünüdür bununla birlikte şehirler de özgür düşünebilen, üretebilen insanlar yetiştirir. Peki biz mimarlar yetiştiğimiz ve ürettiğimiz şehirler içerisinde ne kadar özgür eserler yapabiliyoruz?

Özgürce düşünüp, üretemediğimiz için mi sıklıkla geçmişin izlerini kopyalayarak yola devam ediyoruz?

Bu toplumu oluşturanlar, yönetici kadrolar,sanatçılar,mimarlar bu kadar yeteneksiz miyiz ki yüzyıllar önce yapılmış Selçuklu ve Osmanlı yapılarını bilir bilmez taklit ederek planlıyoruz ya da buna zorunlu(!) kılınıyoruz?

Geçmişte o günün siyasi, dini,estetik görüşleri doğrultusunda yapılan anıtsal yapıların tekrar edilmeye çalışılmasını anlamlandırmak zor…

Günümüz yapıları, geçmişin birikimlerini hazmetmiş kuşaklar tarafından çağın teknolojik ve estetik ilkeleri doğrultusunda oluşturulmalı ve geleceğe bu dönemin mesajlarını taşıyabilmelidir. Maalesef içinde bulunduğumuz dönemi tarif edebilecek yapılar üretemedik…

Unutmayalım ki,tasarımcılar bilim ve sanatın buluşma noktasıdırlar…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.