İşçi Bayramı vesilesiyle... Arabistan’daki işçilerimiz

01.05.2019 - Çarşamba 10:25

Kefile bağlı köleler!

2013 yılında ben de eşimle birlikte kutsal toprakları görmeye gittik.

Üniversitemizden de bir grup arkadaşımızla bir kafile oluşturmuştuk.
Kutsal toprakları görecektik; heyecanlıydık, mutluyduk.

Yola çıkmadan önce hazırlıklar başladı.

Turumuzu organize eden şahıs, ziyaretimiz sırasında yapılması gereken konularda bilgilendirmek için şehrimizdeki bir camide buluşmamızı istedi.

Sözü edilen camide başka turdan da yolcular vardı.

Oradaki dini ritüeller ve özellikle de bir Kabe maketi etrafındaki tavafla ilgili bilgiler verildi.

Ancak bizi bilgilendiren şahsın “-Bu mübarek bir ziyarettir; oradaki kalacağınız yerden, yediğiniz içtiğinizden şikayet ederseniz, sevabını kaçırışınız” dikkatimi çekmişti.. Sevgili Eşime dönüp “sanırım oradaki konaklama hizmetleri sıkıntılı geçecek” diye de bir latife yaptım.. Sevgili Eşim bu konularda bana göre daha sabırlı olduğundan daha işin başından “zan yapıp günaha girme” diye ayağıma basmaya başladı.. Bu yüzden onu da kırmamak için yol boyunca gördüğüm olumsuzluklardan söz etmeyeceğim.

Kabe’de sabah namazı kılmanın huzuru bir başka.. Hele Osmanlı revakları üzerinde gördüğüm manzarayı anlatamam.. Buradan tavaf edenlerin imamın “Allahüekber!” demesiyle saflara namaza durması, bütün insanların kalplerinin durması gibi bir şey.. Namazın bitiminde ise yeniden hayat bulması.. Mahşer gününün provası gibi sanki.

Tabi ziyaretimiz sırasında Mescidi Nebevi’ye gittik.. Nabi’nin naatlarının yer aldığı Osmanlı çinileriyle süslü avlusunda sabah namazı dini olduğu kadar, ülkemi hatırlatması bakımdan bana ayrı bir haz verdi.

Hira Dağına çıkıp geceleyin yıldızların ışıkları altında Kabe’yi görmek istedik.. Bir gece heyacanlı bir tırmanışla umutla çıktık.. Ne yazık ki Hira Mağarasında girişimizi engelleyen içeriden namaz kılmak için çıkmak istemeyen bir grup hacının varlığı, Kabe’nin önünün Zemzem Tower’la kapalı olması bizi bir hayli gerdi.. Neyse ki sevgili peygamberimizin ilk peygamberliğinin müjdelendiği sıkça inip çıktığı bu mağaraya çıkarak onunla empati kurmaya çalışmamız bize yetti.

Kısacası bu gezimizde bir çok olumsuzun içinde her şeyi olumlu görmeyi öğrendik.. Gelince de sevap hanemize zarar gelmesin diye hep olumlulardan söz ettik..
Ama müsaadenizle içimde kalan bir şey var bu gün İşçi Bayramı münasebetiyle oradaki işçilerimiz hakkında bir şey söylemek istiyorum.

Suudi Arabistan’a giden Türk yada yabancı işçiler orada bir kefile bağlı çalışıyorlar. Gittiklerinde pasaportlarını ona teslim ediyorlar.. Ev kirası öder gibi o kişiye Arabistan’da kalma bedeli ödüyorlar.

İşçilerin artık Arabistan’daki hayatı bu kefillere bağlı kalıyor.. Medine’de yıllarca bir kefile bağlı bir tanıdığıma sordum..
-Sen her hac dönemi Kabe’ye gidiyorsundur?
-Nerde gezer, otuz yılda bir kez kaçak gittim.

Bunun gibi bir çok anlatımla karşılaştım.. Bir tanesi de –Kefilim beni çöle sürdü, aylarca kamyonunda çölde kum taşıdım, ücret ödemedi, Amerikalı bir ortağı vardı, tesadüf onunla karşılaştım.. Ona yalvardım yakardım, o pasaportumu kefilden aldı, onlar bizi ciddiye almazlar ama Amerikalılardan korkar, onun sayesinde ülkeme kaçıp geldim.. Binlerce kez şükür!
İşçi bayramımızda “İşçinin ücretini alın teri kurumadan ödeyin” diyen bir peygamberin ümmeti olarak onun ayak izlerinin olduğu bir coğrafyada olanları yazmadan edemedim.

Bütün herkesin emeklerinin karşılığını alabildiği bir dünya dileğiyle!..

YORUM YAZ