DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 27°C
Parçalı Bulutlu

İyi ki bu dünyada iyi insanlar var!.

16.12.2018
145
A+
A-

Öğrencilik ve meslek hayatımızda değerli insanlar tanıdık..

Onlar bizim örnek alabileceğimiz şahsiyetlerdi..

Onlardan biri de soyadı gibi anılması gereken dekanımız Prof.Dr. Haluk ANIL’dı.

Değişen her şeyle birlikte değer yargılarımızın da değişmekte olduğu dünyamızda geleceğe bir not tutmak düşmek için çevremizdeki insanların insani meziyetlerinden söz etmeye çalışacağım.
Zira örnek aldığımız bu insanlar gelecek kuşaklara da örnek olsun!

Bunlardan biri de Prof.Dr. Haluk Anıl’dı..

Haluk hocamız 1985 yılının sonlarında göreve başladığım fakültemizde dekandı.

İnsanın meslek hayatına mesleğine ve yönetimindekilere değer veren yöneticilerle başlaması ne büyük bir şanstır.

Biz de güler yüzlü, tatlı dilli ve esprileri bir kişilik olan Prof.Dr. Haluk Anıl’la göreve başlamakla şanslıydık. Onu tanımamızdan otuz yılı aşkın bir zaman geçti. Halen geride kalan personeli onunla ilgili pek çok olumlu şeyler hatırlıyor.

Bu da, onun gönüller de ne denli güzel izler bıraktığını gösterir.
Onun ilgili birçok anımı hatırlamakla birlikte sadece birinden örnek vermek istiyorum:

Fakülteye başladığım yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümündeki hocalarımdan Prof.Dr. Veli Sevin hocamızın daha önce yürütmekte olduğumuz Fırat Kurtarma Kazıları ve Doğu Anadolu Araştırmaları projesine davet eden mektubunu ekleyerek dekanlığımıza üç aylık bir çalışma planı ile bir izin dilekçesi yazmıştım.

O sırada Haluk Hoca beni makamına çağırıp, o sırada yaz tatili için hocaların fakültede olmadıklarını, ancak hiç endişe etmemem gerektiğini, kendisinin yetkisi olan bir haftalık izni, sonra da rektörle görüşüp 15 günlük onun yetkisi ile izin verebileceklerini, o sırada da fakülte yönetimini toplayıp üç aylık iznimi çıkarabileceğini belirtmişti. Gördüm ki, hocam benimle ilgili bir hayli düşünüp taşınmış bir çıkış yolu aramıştı.

Yeni başlayan bir araştırma görevlisi için bu kadar zaman harcamasını takdirle karşılamakla birlikte, kendisini daha fazla yormak istemediğimden, “-Hocam, zahmet etmeyi,kendinizi yormayın, ben fakülte yönetiminin toplanmasını birkaç gün beklerim..” dedim.

Onun bana vereceği cevapta, hocamın o güler yüzlü samimi dostluğunun yanında, idari olarak da çok değerli bir meziyete sahip olduğunu öğrendim:
O bana , gerçekten bir idarecinin olması gereken sorumlulukla şunları söylemişti:
“-Evladım, bu çaba senin için değil, hiç rahatsız olma! Bu fakültem için, yani kendim için.. Bir üniversite benim elemanımla ortak çalışmak istiyor, davet ediyor; ben bunun önünü açmak, yardım etmekle mükellefim…”.

Nedense, çoğu yerde çoğu yönetici bu tür çalışmaları kişilerin kendi adına yapacağını sanır. Bu yüzden de onlarca engel çıkarır..
Dekanımızdan bir şey öğrenmiştim.

Bir akademisyenin araştırması sadece ona ait değildir.. Kurumuna aittir, ülkesine aittir, insanlığa aittir. Bu nedenle bütün akademik çalışmalara bütün insanlık sahip çıkmalıdır. Çünkü bu adımlar insanlığın ortak adımlarıdır.

Ben bu düşüncelerle, dekanımızın izin konusunda gereken ne ise yapacağından emin olarak odama geçmiştim..

Birkaç saat geçti geçmedi, beni dekanlıktan dekanımız Haluk Beyin makamına çağırdığını söylediler.. Hemen dekanımızın makamına gittim ve hocam beni bekliyordu;
“..Fakülte yönetimindeki hocaları telefonla aradım, şansımızdan hepsine de ulaştım, şimdi hemen dilekçeni getir, senin izni çıkaracağız!..” .
Ben de, hazırda bekleyen Bölüm Başkanlığından onaylı dilekçemi dekanlığımıza verdim.. Araştırma iznim hocamın gayreti ile yıldırım hızıyla kabul edilip araştırmalarıma gitmiştim.

O yaz araştırmalarımız uzun sürdü; üç ay yetmedi. Van’a geçip araştırmalar yapmak zorundaydık.. Van bölgesi için de 15 gün izne ihtiyacım vardı. Fakülteme yazdım ek olarak o da kabul edildi.

Zaten kabul edileceğini biliyordum, bizim çalışmamızdan zevk alan, çalışmamızla gurur duyan bir dekanımız arkamızdaydı.
Böyle olduğu zaman, güven içinde olan insan çalışmalarından daha fazla mutlu olur..

Zaman zaman farklı zamanlarda izin vermeyen yöneticiler de olmuş mudur, bilmiyorum?!..
Onları unuttum bile!..

Unutulmayanlar.. soy adı “ANIL” gibi; iyiliği ile anılanlar önemli..Kendisini saygıyla anıyoruz.. Hocamla ilgili başka anıları ileride paylaşmak dileğiyle..Saygılarımla..

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.