Kıbrıs’ın en gezilesi zamanındayız

15.04.2019 - Pazartesi 08:14

İki haftadır sorun, sıkıntı, siyasal problem izleri derken Kıbrıs’a dair içinizi karartasım yok elbette…

Sorun çok… Ancak ilkbahar galiba Kıbrıs’a giydirdiği bahar ruhuyla etkilerini hafifleten bir karamsarlıktan, bambaşka bir kıpır kıpırlığa ilerletti beni…

Bunu da sizinle paylaşmadan geçemezdim.

***

Şimdilerde,
tam da bu mevsimde Kıbrıs’a geldiniz mi hiç?

Kıbrıs’a
gelip, Güzelyurt’tan (Omorfo) Yeşilırmak’a doğru gezdiniz mi?

Yol
boyu göreceğiniz çiçekli narenciye bahçelerinin bahar serinliğindeki akşam
saatlerindeki kokusunu hiç ciğerlerinize doldurdunuz mu?

Hiç
dingin Güzelyurt Körfezi’nin sularını gün batımında izleme şansınız oldu mu?

Gaziveren’i
geçtikten sonra karşınıza çıkan İngiliz CMC (siemsi) maden şirketine ait,
1974’ten beri çalıştırılmayan, bakır maden ocağının yıkık ama ayakta kalmaya
çalışan tesislerinin hazin duruşunu gördünüz mü?

Kıbrıs’a
adını veren bakırın işlendiği en önemli tesisin halen sahibine ait olduğu ama
sorundan dolayı işletilemeyen, bakımı da yapılmadığı için zaman zaman sağlığı
tehdit ettiğinin konuşulduğu o alanı muhakkak görmelisiniz.

Flamingo
yolu olarak bilinen, Gemikonağı’ndan Lefke’ye doğru çıkan yolda, sağlı sollu,
mimari yapıya da kültürel dokuya da önemli iz bırakan maden evlerinin,
modernize edilerek yaşama kazandırılmış sokağından da ilerlemelisiniz Güney’e
doğru hafif yön değiştirip.

Devam
ettiğinizde, Trodosların (Toroslar değil) dik yapısını yavaş yavaş kaybederek
yamaçlar şeklindeki dağlık bölgenin yükseltileri solunuzda, deniz sağınızda,
şirin köylerden geçerek ilerledikçe, henüz keşfedilmemiş, dağıtılmamış, doğal
dokusu ellenmemiş sahilleri görebilirsiniz.

Çok kısa
bir süre içinde o bölgenin insanları, yapılandırılmamış bakir sahillerde denize
girmek için akın edecekler. Hafta sonlarında sahilleri dolduracaklar. Bölgenin
hatta adanın önemli üniversitelerinden olan Lefke Avrupa Üniversitesi’nin
öğrencileri belki de bu anlamda Kıbrıs’ta okuyan en şanslı öğrenciler…

Kıbrıslı
kültürü de Kıbrıs bitki örtüsünü de, bozulmamış, kapitalizmin vahşetine henüz
paçasını kaptırmamış (kaptırmasının yakın olduğunu biliyoruz) bir bölgede
okuyor, kendi kültürleri dışında bambaşka bir kültürü de tadarak, yaşayarak
ayak uyduruyor, birer meslek insanı olurken, empati becerilerini öğrencilik
yıllarında kazanıyorlar.

Sonra
Gemikonağı, Yedidalga, Bağlıköy diye sayarak ilerlerken az önce geçilmiş Cengiz
Topel Anıtı (1974’te şehit edilen yüzbaşı pilotun enkaz halindeki uçağının da
bulunduğu anıt), Soli Harabeleri sonrasında Vuni Sarayı’nın sizi karşıladığını
görüyorsunuz.

Yol
boyu dağlar, tepeler, yamaçlar, Erenköy direnişi olarak Kıbrıs savaş tarihinde
derin iz bırakan bölgeye çok yakın bir alanda ilerleyerek sonunda Yeşilırmak’a
varıyorsunuz.

Kıbrıs
Barış Harekâtı olarak bildiğiniz, 1974 yılında adayı bölen savaşlar sonrasında,
çok kısa bir süre öncesine kadar Kıbrıslı Türkler için bir çıkmaz sokak olan
Yeşilırmak’a varıyorsunuz.

Oraya
henüz yeni açılan sınır kapısı sayesinde Güney ile Kuzey fiziksel anlamda
geçişlere açılarak birleştirilince bölge biraz daha hareketlense de,
dağyollarının kıvrımlı, inişli çıkışlı halinden dolayı ne Rumların ne de
Türklerin çok tercih etmedikleri bu yolda harika manzaralar yakalayarak
ilerleyebilirsiniz. Tropik meyveler yetiştirmeye pek merkalı olan Yeşilırmak ve
çevresindeki halkın avakado ağaçlarından muz ağaçlarına kadar, dev gibi ceviz
ağaçlarının gölgesindeki dingin yaşamlarına şahit olabilirsiniz.

Asırlık asmayı koruyarak yapılmış tesisten, deniz kenarında her türlü hizmeti alabileceğiniz mis gibi kafe, restoranlarda çalışan yerli halkla karşılaşabilirsiniz. Yeşilırmak da Lefke de yol üzerindeki pek çok köyden farklı olarak 1974’te savaşmış ama yer değiştirmemiş, Güneyden kuzeye göç etmemiş, oldukları yerde yüzyıllardır yaşayan nesillerin devamı olarak varlıklarını sürdürdüklerinden, ilginç bir kültürel dokuyu ve Kıbrıs ağzının bambaşka özelliklerini duyabilirsiniz…

Şimdi
Kıbrıs’ın tadını çıkarma mevsimidir.

Yeşil
kendini güneşin kızgınlığına kaptırmamışken, sıcaklık 50’li dereceleri
bulmamışken, huzurla, doğanın da tadını çıkararak, dağdaki horoz lalelerini,
arpa çiçeklerini görebileceğiniz bir zamandasınız.

***

Size
bunları neden mi anlatıyorum?

Çünkü
ben de çok özlüyorum. Aslında doğduğum ve büyüdüğüm bölge olan Omorfo, yani
Güzelyurt’tan uzak kalmanın özlemini paylaşmaya çalışıyorum.

Belki
gider, görürseniz, sizlerin de gözlemlerinizi kendiminkilerle karşılaştırırım
diye anlatıyorum…

Kıbrıs’ın
en görülesi zamanındayız dostlar.

En
yaşanası…

En keyif
alınası…

Uzun
süren tehlikeli yağmurları tam da ardımızda bırakmışken…

YORUM YAZ