Kıbrıs’tan haberler iyi değil

13.05.2019 - Pazartesi 08:48

KKTC’de 14 ay süren hükümet
geçtiğimi haftanın sonuna doğru büyük bir krizle devrildi! Uzun zamandır bu
hükümet gider diyenler de haklı çıktı!

Hükümette durmakta en çok zorlananın Halkın Partisi (HP) olduğunu söyleyenler de, hükümeti dağıtacaksa Kudret Özersay dağıtır diyenler de haklı çıktı dostlar.

Birçok bahane olsa da günün sonunda
krizin Türkiye’ye yaranarak önümüzdeki Nisan’da gerçekleşmesi beklenen
Cumhurbaşkanlığı seçiminin asıl neden olduğunu içten içe hepimiz biliyoruz.

Uzun zamandır tarumar bir hayatı
yaşamaktan, düzenli bir devlet ve huzurlu bir toplum olmanın nasıl olduğunu
unuttuğumuzu bilin isterim!

Halkın Partisi, kısacık siyasal
yaşamında, meclise girdiği ilk dönemden hükümet eden belki ilk parti değil,
yalnız daha öncekiler başka partilere katılarak siyasal yaşamlarına devam
etmişti. 

Şimdi gözler Halkın Partisi’nde… Ve
nasıl devam edeceğinde…

Lakin ilk girdiği hükümeti, ilk
bozan siyasal parti olması onun ne cesur ne de farklı bir siyasal hamle arayışı
içinde olduğunu göstermez. Öyle olsaydı Serdar Denktaş’ı oğlunun kurduğu Rauf
Raif Denktaş Üniversitesi’ne, Maliye Bakanı olduğu süreçte devlet arazisi
tahsis ettiği için suçladıklarından dolayı istifa ettiğinden,cesur ve farklı
bir siyasal hamle göstermiş olarak değerlendirebilirdik.

Ki öyle değerlendirmedik!

Bu hükümet, birlikteliklerini önceki
dönemde hükümet eden Ulusal Birlik Partisi’ni (UBP) sorgulamak için meşrulaştırmıştı.
Hatta UBP ile koalisyon kurmamaya ant içmişlerdi.

Şimdi HP bu defa da Demokrat
Parti’yi (DP) sorgulayacak. Belki UBP-DP koalisyonunu sorgulayacaktır. Ne
dersiniz?

***

Bu adeta bir poker blöfü gibiydi,
Özersay ve Denktaş birbirlerinin blöfünü görmüş oldular. 

Gözler UBP’de…

Haydi bakalım, acaba UBP iktidara ne
kadar hazır. Belki DP ile UBP’nin paylaşılacak kozları için HP ile yardımlaşmak
üzere anlaşmışlardır bile…

Bilmiyoruz!

***

Bir yanda yolsuzlukların üzerine
yürümek isteyen ve sürekli bunları beyan eden siyasal partiler, bir yanda
üzerine gidilesi hiçbir şey yok demek zorunda olan, çünkü herkesin kendisine
karşı birleştiğinden biraz da kırgın olan UBP!

Gelgelelim, şimdi eğer HP, UBP ile
koalisyon kurarsa; HP’li vekilin dediği gibi “Tatar’lı (UBP’nin yeni Genel
Başkanı) UBP eski UBP değil” olacak!

***

Geçtiğimiz Cuma günü Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman istifasını Cumhurbaşkanı’na sundu!

Hükümet değişimi bizleri yine şöyle
bir hareketlendirecek. Yine birçok vekil bakanlık için, birçok partili de
bürokratlık için sıraya dizilecek.

14 ayda kurulamamış düzen en baştan
sarsılıp yeni bir düzene girmeye çalışacak. Sonunda Cumhurbaşkanlığı seçimleri
için harman yerinde sapla saman ayrılmaya çalışılacak!

***

Hükümetin bozulması hususunda
istekli olanlara o zaman şimdi çok daha büyük görevler düşüyor. Beri gelin bakalım:Ne
önerecek ne yaratacaksınız…

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde
böyle bir dağılma iyi de olmadı dersem kimse şaşırmasın çünkü partilerin iç
dizaynları tepetaklak olacak. Bu tepetaklak olma halinde Cumhurbaşkanlığı
yarışını en düzenli ve birbirine kenetlenmiş olan siyasal parti kotaracak bu
gidişle.

Dahası, bu hükümetin dağılması ile
ülkede gerilen yapı, insanların Cumhurbaşkanlığı yarışına olan ilgisini de
azaltacak, siyasete daha çok küstürecek!

Günün sonunda ne gelen gideni ne
giden geleni aratmayan bir dönem olup, incir çekirdeğini doldurmayan bir yavru
olarak kalmaya hatta daha küçülerek sistemsizliğimizi sürdürmeyi benimsemiş
olacağız. (Elbette temennim bu değil…)

***

Gitlerle gellerle, seçilmişlerin enteresan tavırlarıyla ve en kötüsü de birbiri ile çelişen ve devletten ziyade partileri ile kendilerini düşünen siyasal hareketler içerisinde ola ola zaten saygınlıklar da cam bir duvarla halkın değerlendirmelerinden giderek uzaklaşıyor.

Ülkede en az saygı duyulan kurum
siyaset kurumu. 

Haliyle meclis ve hatta devlete de
saygı giderek azalıyor üzücü bir şekilde.

***

Şimdi bu hükümeti gerçekte kimin
neden bozduğunu tartışmaya zaman harcamadan önümüze bakmayı, devletin bekası
için hep birlikte kenetlenerek çalışmayı öne çıkararak, bir an önce herkes en
iyi popülizmi yaparak Cumhurbaşkanlığı’na konsantre olacak.

Senelerdir yok olmamışsak, saraylıyı
(Cumhurbaşkanını) belirleyene kadar hiç yok olmayız!

Saraya giren ne yapıyor, toplum
adına, ada adına ne kazandırıyor orası da bir muamma olduğuna göre,
görüyorsunuz ki 40 yılda 40 hükümet sloganı ile yola devam...

Dostlar alışverişte görsün.

***

KKTC’de özünde tarihin yazdığı
benzerlikler yaşanıyor olsa da, dönüşümün değil, statükonun çelik kadar
sağlamlaşacağı günler yakındır.

Ne değişim ne üretim ne ilerleme ne
tanınma ne de çözüm…

Dosdoğru bodoslama (kontrolsüz) hep
ileri(!)

YORUM YAZ