KIBRIS’TAN KÖTÜ HABER Mİ DESEK?

03.06.2019 - Pazartesi 14:52

Turizm planlaması yapalım diye ölüyoruz. Bir türlü de planlayamıyoruz.
Yıllardır aynı sorun başımıza dert oldu.
Yanı başımızda aynı sahillere, aynı iklime sahip Kıbrıs Cumhuriyeti, namı diğer Güney Kıbrıs Rum yönetimi, 1 milyon nüfusu ile 25 milyon turisti çekerken, biz bir milyonu bile bulmakta güçlük çekiyoruz.
Şöyle de bakmanızı öneririm: Onlar kendi nüfuslarının 25 katını hedefliyorlar, bir nüfusumuzun 3 katını dahi hayal edemiyoruz!
Şu anda KKTC’nin istatistik verileri var tabi ki turist sayıları ile ilgili. Lakin doğru olup olmadıklarndan emin olamıyoruz. Çünkü kaç emek gücü olarak aaya turist vzesi ile giren de oldukça çok kişi var!
3 ay turist adı ile gelip, kaçak çalışıyor… Ya tespit ediliyor, ya sonrasında çalışma iznine çeviriyor adadaki ikametini ya da biz onu sonsuza kadar turist olarak bilip hayatımıza devam ediyoruz işte…
Yani ancak ve ancak verilen sayıların doğru olduğunu kabul ederek yorum yapmalıyız!
Bu da takdir edersiniz ki planlamayı da bir miktar (!) aksatır!
Oysa Kıbrıs Cumhuriyeti sadece yaz sezonu için 20 milyonun üzerini hedefliyor!
Mantıklı düşünmeye çalışan akıllarımız, eğer azıcık zorlanan elektronik beyinler olsa ısınır, kısa devre yapar ve yanardı…
O nedenle kafayı takmıyoruz belki de…
Bir düşünün lütfen: Sahiller, aynı sahiller; iklim aynı iklim, doğa aynı doğa, tarihi güzellikler aynı, kültürel yaşam çok benzer, turite hizmet anlayışı neredeyse aynı…
Ancak onların sahillerinin ve turistik tesislerinin tıklanması youtube’ta dünya sıralamasında ilk üçte, bizimkinin adı yok!


Yazıma böyle karamsar başlamak istemezdim. Lakin yaz kendini gösterdiğinden beridir birçok bilim insanı, birçok turizm uzmanı, birçok medya kuruluşu, hatta pek çok siyasetçi Kıbrıs’ın kuzeyine daha fazla turistin nasıl gelebileceğini planlamak üzere çeşitli formüller üretiyorlar. Daha doğrusu formüllerin tümünü üretip, sanal uygulamalarla bize “çağ atlatıyorlar”.
Sonuç mu?
İki kere iki eşittir sıfır!
Zaten çok mantıklı ve yürüyebilecek formüller de yürürlüğe konmuyor, değersizleştirilip raflara kaldırılıyorlar!
Sağlık turizminden de bahsediyoruz kongre turizminden de… Yani bir düşünün lütfen: Geçtik doğayı, tarihi, iklimi vs çünkü çok büyük bir katlediş dönemecinin tam da ortasında olduğumuzdan onlardan bahsetmekten azıcık utanıyoruz galiba…


Başaramıyoruz bu işi işte!
Tabi sadece bizim beceriksizliğimiz değil bu. KKTC’nin tanınmamışlığı, dünyaya Türkiye Cumhuriyeti’ni karalayarak güvensiz ilan edilen politikalara ek olarak adanın kuzeyinin Türk işgali altında olduğu fikrini yayan bir uluslararası politik süreç de var.
Türkiye Cumhuriyeti yatırımcısı veya oraya da yatırım yapmış global şirketlerin atraksiyonları ile sahillere konuşlanan hatalı beş yıldızlı ultra her şey dahil oteller de turisti daha çok kendileri kapsayıp, kumarla ve otel içi etkinliklerle meşgul edince, işe yaramadılar. Yine kendi yatırımcısı kazandı, Kıbrıs’ın kuzeyi aval aval bakmak zorunda kaldı!
Buralara gelen turşst, hiçbir yeri görüyor, genellikle çevre düzenlemesi yapılmamış çorak yerlerden geçerek ulaştığı oteline kadar geçeceği bölgelere göre Kıbrıs’ı tanımlayarak bir daha gelmeye değer bir yer, görülecek yerleri bulunan bir yer olarak bellemeyerek, turist zihniyetini otele kapatıveriyor.
Buyurun size turizm planlamasının nihai görüntüsü…
“Neden bir daha gelsin?” sorusuna yanıt olmadığı gibi haliyle “Neden önersin?” sorusu da cevpsız!
Oysa en başta devlet, ülke güzelliklerini göstermekle ilgili planlar yapsa… Sınırlı da olsa turistlere meraklandırıcı geziler ücretsiz veya cazip şekilde sunulsa…
Düşünsenize: Euro’nun Türk Lirası karşısındaki değerine göre onlar için o kadar cazip ki…


Besbelli Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önü tıkalı olsun diye sürdürülen uluslararası bir politika var…
Bizim de kılımızı kıpırdatmaya niyetimiz yok!
Biz magazin dünyasının en renkli geceleri yaşattığı, zenginlere eğlence sunan bir zihniyetle tanınmaya devam o zaman…

YORUM YAZ