DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 11°C
Az Bulutlu

Kırk Beş yıl önce İstanbul Eminönü’nde ben de çanta satmıştım

03.01.2019
140
A+
A-

Temiz bir ülke, Temiz bir dünya dileğiyle!

1960’lı yıllar pazara el dokuması heybelerle gidilirdi.

1970’li yıllar bakkal manav gazeteden kese kağıtları yaptılar.

Yağmurda yaşta kağıt torbalar parçalanıyordu.

Yollara savrulan meyve sebzelere, onları toplamaya çalışan vatandaşa sıkça rastlanırdı.

Bu dönemde durumu biraz iyi olanların ellerinde fileler görüldü.

Fakat özellikle pırasa ve havuç gibi sebzelerin file deliklerinden çıkıp sağa sola takıldıkları oluyordu.

1974 yılında çocuk denilecek bir yaşta hem İstanbul’u, hem de orada o sırada işportacılık yapan Rahmetli Babamı görmek arzusuyla İstanbul’a gitmiştim.

Bir maceralı yolculukla İstanbul’a vardığımda, kendisinden izin almadan yanına gittiğim Rahmetli  Babam Topkapı Otogarı’nda indikten sonra surlar etrafında beni bir hayli taşla kovalamıştı.

Öfkesi geçtikten sonra,  “Başa gelen çekilir” misali çaresiz bu davetsiz misafiri Küçük Pazar’da kalmış oldukları bekar odasına götürdü.

Bir gün sonra Mısır Çarşısı ile Eminönü Camii arasında üç tekerli bir arabada boya cila satıyordu.

Bana da bir seyyar arabası alması için çok ısrar ettimse de ilk günler almadı.

Zaten yaz sonrası okuluma dönecektim. Üstelik Eylül’de gireceğim ikmal imtihanlarım vardı. Bir iki ay için araba mı olurdu?

Bana bir metre çapında ortasından bir kancalı telden bir çember aldı.. Bu çembere Tahtakale’den aldığımız değiş boylardan naylon çantalar alıp dizdik. Boylarına göre bir liradan beş liraya kadar çanta vardı.

Bir gün bir vatandaş gelip de “Kaç lira?” diye sorup bir tanesine el atınca Ben de, “-Bir lira” dediğimde; “Ulan bana da mı, para?” diyorsun diye bir tokat kaptırmaz mı?

                Ben de babama ağlayıp sızlayıp bir araba da bana al, yoksa beni çocuk diye dövüyorlar.  Israrıma dayanamadı Rahmetli bana da bir araba aldı.

 İlk günler zabıtalar gelince kaçamıyordum.. Kaçmaktan utanıyordum. Ama baktım ki sermayem boşalıyor..

“Ticaretin onda dokuzunun kaçmaktan geçtiğini öğrendim ve kaçarak para kazanmayı öğrendim. 

Tam öğrendim derken okuluma döndüm. Bir daha İstanbul’a dönmeyecektim.

Dört  yıl sonra Üniversiteyi İstanbul’da kazanınca sabahları ve akşamları yine bu işportacılık mesleğine sarıldım. Hayatta bir şeyi öğrenin kenara koyun. Sırası gelir işe yarar. Bana yaradı da!

Çanta fiyatını söylediğimde tokat atan kişiye ne mi, oldu? Onu unutmadım yıllar sonrası yine aynı yerde karşılaştım. 

12 Eylül öncesi çatışma ortamıydı. Konumu gereği başka yerlere çekilebilir diye üzerine gitmedim. Allah’a havale etmek zorunda kaldım.

Sokakta çanta satan çocukları görünce eski dertlerim depreşti.

Çantayı paralı hale getirenlere kızıp da; “-Niye satıyorsun Ulan!” diye tokat atmayın olur mu?

Görüyorsunuz 45 yıldır unutulmuyor.

NOT:Avrupa’ya ilk gittiğimizde poşetin satıldığını görünce bir hayli şaşırmıştık. Parklarında poşet görmeyince biz buna yormuştuk.  Fakat büyük alış veriş marketlerinde plastik dönüşüm makineleri önünde insanlar da gördük. Evlerindeki her türlü plastiği getirip makinelere atıyorlar ve  bu arada alış veriş kartlarını makineye takıp puan topluyorlar. Topladıkları puanla da marketten alış veriş yapıyorlar.

Tabi ki başta yere her türlü çöp atmıyorlar. Hayvanlarının dışkılarını da çantalarına topluyorlar. Yere tüküreni sümküreni de pek  görmedik.  Çevre temizliği tükürmeden hayvanların dışkılarını toplamaya uzanan bir birini tamamlayan zincirin birer halkalıdır aslında.

Temizlik imandandır, demiş Sevgili Peygamberimiz. Temiz bir ülke, Temiz bir dünya dileğiyle!

YORUMLAR
  1. Abdullah Tekin dedi ki:

    Ülkemiz için en büyük tehlikelerden birisi de ÇİN PİLLERİdir.
    Kalem pil, ince kalem pil, kalın pil, orta pil, saat pili, telefon pili vs.
    Bunlar çok kalitesiz ve çabucak bitiyor.
    Sonra vatandaş bu pilleri normal mutfak çöpünün içinde atıyor.
    Bu çok çok kötü.
    Bu konuda halkı kamu spotlarıyla sürekli uyarmak gerekir.
    Bizim evimizde piller altı ay bir yıl bir plastik su şişesinde biriktirilir.
    BİM Marketleri bunları hayırına alıyor. Oraya veriyoruz.
    Herkese tavsiye ederim.

    1. Hasan Bahar dedi ki:

      Teşekkür ederim.Faydalı bir uyarı