DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 30°C
Az Bulutlu

Koyunoğlu İkindi Sohbetleri’nde Sarayönü İlçemiz

26.02.2019
189
A+
A-

Yanı başımızdaki sakin ilçemiz bizi beklemektedir!

Hafta sonunda Koyunoğlu Müzesinde birkaç yıldır süren Konya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği ‘İkindi Sohbetleri’ nde Prof. Dr. Yaşar Semiz, Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Yılmaz ve Muhammed Yaşar Çuhadar ile Sarayönü ilçemizi konuştuk.  Bu konferanslara bazen konuşmacı, bazen de dinleyici olarak katılırım. Konuşmacılar dışında bilgiye susamış  ‘Konferansların Demirbaşı’ diyebileceğimiz  Hasan Yörük, İsmail Detseli, İhsan Kayseri  ve Mustafa Balkan gibi emektar  gazetecilere, hatırımızı sayıp gelen üç beş dost arkadaş  ve öğrencime  teşekkür ederim.

Bu konferansları bilirim, zorla toplanılmış kalabalıklardan çok,  az ve öz olan nitelikli dinleyiciler içerir. Akademik bir sınıf havasında anlatılır, konuşulur, tartışılır…

Konuşmalar bir sohbet havasında geçer..

Bu hafta bu sohbet tadındaki konuşmamızda değerli meslektaşlarımda Sarayönü’nü tarih öncesinden günümüze konuştuk tartıştık.

İlçemiz, merkez ilçelerimiz Selçuklu, Meram ve Karatay’dan sonra Konya il merkezine en yakın ilçemizdir. İl merkezine 52, Kampüse 32 km uzaklıktadır. 

Bu coğrafya, Konya’nın kuzey-batısına yönelen, Ege’ye kadar uzanan yolların başlangıcındadır.

Bu nedenle batıya hatta Avrupa’ya kadar uzanan bu yollar,Tuzlukçu’daki Tursunlu kömür ocaklarındaki kalker taş alet ve fosilleri dikkate alırsak 900 bin yıldır kullanılmıştır.

Sarayönü civarında ise en erken yerleşme Çatalhöyük ile çağdaş olan Sarayönü ilçe sınırına yakın Selçuklu ilçesine ait Beçene Zıvra Höyüktür.

İlk kez tarafımızdan 1995 yılında keşfedilen höyükte Hasandağobsidyen yataklarından getirilerek yapılmış, dokuz bin yıllık aletler Çatalhöyük’teki eserlerle çağdaştır.

Sarayönü çevresinde Pazar, Bağlar, Dede, Konar, Başhöyük, Saraç ve Başhöyük gibi höyüklerdeki yerleşmeler ise yedi sekiz bin yıllık bir geçmişe sahiptir.

Helenistik dönemde 2220 yıl önce Laodikeia olarak Selevkoslar tarafından  bir kent haline getirilmiş Ladik ise, Roma döneminde Laodikeia Combusta (Katakekaumene)/Claudiolaodicea) Efes’ten Melitene(Malatya)’nin Fırat kıyısına kadar uzanan doğu yolunun en önemli noktalarından biriydi.

Ayrıca dünyada ilk kez Çatalhöyük’te kullanılan cıvanın buradan götürülmüş olması dokuz bin öncesinden itibaren bu alanda madencilik yapıldığına işaret etmektedir.

Ladik’te 1980’lere kadar sürdürülen cıva madenciliğinin Roma döneminden kalan işlikleri hala ayaktadır.

Antik dönemde küçük bir vilayet mertebesinde olan Ladik aynı zamanda Roma döneminde Zizimene ana tanrıça kültünün görüldüğü bir merkezken, erken Hristiyanlık döneminde Novatian adı verilen merkezi  Ortodoks din algısına ters bir görüşe sahip tarikat mensubu insanlar barındırıyordu.

Bu mezhebe mensup Severus Roma zulmü ile öldürülmüş kilisesi yıkılmış, ondan sonra rütbeleri alınarak zindanlara atılmış Roma ordusunda general Julius Egenius sonra serbest kalarak burada yeniden bir kilise kurmuştur. Burada Ladik Kültür Parkında mezar taşları yer almaktadır. Birkaç yıl önce jimnasyum/gymnasiumolarak tanıtılan mozaikte aslında Eugenius’a ait kiliseye aittir. Buradaki yazıtta adı geçmektedir.

Asur Ticaret ve Hitit dönemlerinde Konar ve Dede höyükte yerleşme görülür. Bölge Asur Ticaret kolonileri çağında tüccarların Ege’ye kadar uzandığı bir yol ağı üzerindeyken, Hitlerin Batı Anadolu’ya askeri seferler düzenlediği bir alandı.

Demirçağı’nda Ankara Polatlı Gordion’da  Karatepe, Ertuğrul, Ladik ve İbrahim Dede gibi höyükler Friglerin Konya çevresinden Akdeniz’e uzandığı bir güzergahtı.

Sarayönü çevresi tarih boyunca tarımsal potansiyeli olan bir bölgeydi. Günümüzde devlet üretme çiftliği olan Konuklar Roma döneminde de bir çiftlikti.

Sarayönü’ne Selçuklular döneminden itibaren Türk yerleşmesi görülür. Pir Hüseyin Camii, Selçuklu Turgutoğulları Beyliğine aittir. Sarayönü Osmanlılar döneminde Kadınhanı’ndaki Saiteli Kazasına bağlıydı.

Sarayönü, Selçuklular zamanında Sarayönü Ladik arasında Öziçi ve Bozok mevkisinde iki  köy yerleşimidir. Buradan doğudaki Tolobası’ndaki inler bölgesine taşındılar. Bu yüzden Sarayini adını aldı. 

Zamanla bu isimden Sarayönü şekline dönüşmüştür.

1896 yılında II. Abdülhamit döneminde Anadolu-Bağdat-Hicaz Demiryolunun buradan geçmesiyle

Yerleşme Demiryolu çevresine doğru gelişme gösterir.

Buradan geçen demiryolunun bölgeye verdiği gelişmeye, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Sarayönü çevresinde bulunan Gözlü, Konuklar ve Altınova gibi devlet üretme çiftlikleri büyük katkı sağlar.

Mehmet Yılmaz hocanın verdiği bilgilere göre 1844 yılında bölgede okur yazarlık neredeyse binde birdir. Ladik’te 1844’te 1300 kişi içinde bir talebe olması ilginçtir.

Mehmet Yılmaz Hoca, Sarayönü’ne Kafkaslar ve Balkanlardan gelen göçmenler üzerinde durdu.

Osmanlı döneminde atalarının Karaman Eyaletinden giden Balkan Muhacirleri Şarören’e1890’larda Deliorman Bölgesinden gelmişler Zengi’ye yerleşmişlerdi. Bir kısmı da Kadınhanı Şarören’e yerleşmişlerdir.

 Oranın susuz ve kurak olmasından İnli’ye gelmişler ve kendi imkânlarıyla yerleşmişlerdi. Aslında devletin göçmenlere yerleşme yardımı ve tarla vermesine karşın İnli’ye gelen muhacirler bundan faydalanamamıştır.

Kafkaslardan gelen Çerkezler Çürüksu(Ertuğrul)’ya ve Karaçay Türkleri Başhöyük’e yerleşmişlerdi.

Yaşar Semiz hocanın verdiği bilgiye göre ise, Devlet Üretme Çiftlikleri bölgedeki ekonomik canlanmanın yanında eğitim oranının artışında büyük bir ivme kazandırmıştır.

1950’lere gelindiğinde eğitim oranı Türkiye’nin %52 oranın üzerinde %54’e çıkmıştır. Bu dönemde Taşkent’e ise % 56’dır.

KonuşmasındaSemiz hoca tarım okulunun eğitim sistemi üzerinde de durmuştur. Okulu bitiren çocuklara toprak dağıtımı yapılıyor, kendi işlerini kurabiliyorlardı.

Okul boyunca fidancılık ve aşı yapmayı öğrenen öğrenciler kendi işlerinin yanında bölge tarımına katkılar sağlıyordu.

Gözlü ve Konuklar Çiftliklerinde yöredeki halk da tarım eğitimlerine alınıyordu.

Bir tarım yerleşmesi olan Sarayönü’nde bu eğitim modeline tekrar dönülmesinin bölge ekonomisine katkılar sağlaması kaçınılmazdır.

Üniversite Kampüsümüze 30 km uzaklıkta bulunan Meslek Yüksek Okulumuzun Üniversitemize çok en yakın ilçe kampüsü olması da birlikte çalışmasına çok büyük imkan sağlamaktadır.

Konuşmalarımızda Sarayönü’nün kültürel ve doğal güzellikleri üzerinde de durulmuştur.

Konya’mıza yarım saatlik bir mesafede olan ilçemizde Evcaa, Zengi, Beşgöz ve Ladik Göleti çevresinde piknik alanları bulunmaktadır. Buralarda kentin sıkışıklığından kurtulmak isteyen insanlarımız için dinlenme alanları mevcuttur. Ancak tanıtıma ihtiyaç duymaktadır.

Kısacası yanı başımızdaki Sarayönü her an ulaşabileceğimiz sakin, sessiz ve huzurlu bir ilçemizdir.. Bizi beklemektedir..

-Bir dahaki “İkindi Sohbetleri”nde buluşmak üzere..

Sarayönü için daha detaylı bilgi almak isteseniz 2014 yılında Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünün düzenlediği Sempzoyum Kitabında ulaşabilirsiniz. http://www.selcuk.edu.tr/turkiyat/birim/web/sayfa/ayrinti/40407/tr

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.