Kral Selman bin Abdülaziz el-Suud, Oğlu Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Emsalsiz Yükselişi

05.12.2018 - Çarşamba 22:15
Yrd. Doç. Dr. Erdal ARSLAN

1985 yılında Suudi Arabistan’da doğan 33 yaşındaki Veliaht Prens Selman; veliaht prens olmadan önce de, 5’i öz, 7’si üvey olmak üzere 12 kardeş içerisinden babasına en yakın olanlardandı. Suudi prenslerinin çoğunun aksine eğitimini Suudi Arabistan’da Kral Suud Üniversitesi'nde hukuk okuyarak tamamlayan Prens, 2009 yılında o zamanlar Riyad’ın valisi olan babasının özel danışmanı olarak atanması ile siyasi arenaya girmiş oldu.

Suudi Arabistan’da teamüller gereği Kralın, üvey kardeşi Mukrin Bin Abdülaziz’i yeni veliaht prens olarak seçmesi bekleniliyordu.Fakat, Kral Salman 23 Ocak 2015'te Muhammed bin Nayif’i veliaht prens tayin ederek herkesi şaşırttı.

Tabi şaşırmayan ve bunu bekleyen birileri de vardı. Bu radikal değişiklikle veliaht prensin yardımcılığına da Kral Salman’ın oğlu Muhammed bin Salman getiriliyor ve ayrıca oğlunu Savunma Bakanı olarak atayarak 29 yaşında dünyanın en genç Savunma Bakanı olmasını sağlıyordu.

Savunma Bakanı Prens Selman ilk iş olarak hemen Mart 2015’te, Yemen’e ABD’nin isteği doğrultusunda,Suudi Arabistan’ın öncülüğünde müttefik Arap ülkeleriyle birlikte “Kararlı Fırtına"isimli operasyonu başlatarak, İslâm dünyasında yeni bir fitnenin ateşini yakıyordu.

Prens Selman, Şii Husi güçlerinin bölgede yayılmasını önleyerek İran’ın etkin olduğu alanı daraltmak isteği ile başlayan ancak İran ile Sudi Arabistan’ın Ortadoğu’daki iktidar mücadelesinin göstergesi haline gelen Yemen iç savaşı, giderek daha vahim bir insanlık dramına dönüşüyor.

Nisan 2016’da ise aynı zamanda Ekonomi ve Kalkınma Konseyi’nin başkanlığına da getirilen Prens Salman, krallığın petrol gelirlerine “bağımlılığına” son vermeyi de içeren ekonomik reform paketi açıklıyordu.

Prens Salman, yakın arkadaşı ve aynı zamanda BAE VeliahtıMuhamett Bin Ziyad vasıtası ile ABD Başkanı Trump’ın  Yahudi asıllı Damadı JaredKushner ile sıkı sık görüşüp, bu doğrultuda planlamalar yaptığı ve bu doğrultuda hareket ettiğini de artık saklamıyordu.

Mart 2017’ye geldiğimizde Prens Selman, DamadJaredKushner aracılığı ile  Beyaz Sarayı ziyaret ederek Trump’la görüşüyordu. Ardından Trump  ilk yurt dışı ziyaretini Mayıs 2017’de  Riyada yapacağını açıklıyor ve  bu ziyaret esnasında imzalandığı duyurulan 110 milyar dolarlık anlaşma ile bir nevi Sudi Prense Veliaht olmanın yolunu açıyor, iznini veriyordu.

Tabi bu Trump, SudiArabistan’ın ABD fonlarındaki trilyonlarını ve ziyareti esnasında nakit olarak aldığı paraları da geri verecekmiş gibi görünmüyor. Tabi bu nakit alınan altın ve paraların tamamı ABD’ye gitmedi. Bunu anlamak için Trump’ın ilk yurt dışı ziyaretini ve ziyaret sıralamasını takip etmek lazım.

Ben sizi yormayayım.İlk ziyaret, bilindiği üzere; Suudi Arabistan, ardından İsrail ve ondan sonra da Roma yani Vatikan.İslâm diyarının kaynaklarını kimler nasıl yiyorlar…..?

Tabi bu hediye edilen paralar Suudi Halkına ait olanlar yoksa ailenin şahsına ait bilinen yaklaşık 1,4 trilyon dolarlık bir serveti bulunuyor ve bunun çoğu da yine ABD ve AB ülkelerinde bulunuyor.

Trump, o ziyaretinin aradan bir ay geçmeden, Haziran ayında Suudi Arabistan ve BAE, Katar’a diplomatik yaptırım uygulama kararı aldı. Bu krizin arkasında yine DamadJaredKushner vardı.  Tabi Kriz sonrasında anlaşıldı ki, ABD krizin tüm taraflarına milyarlarca dolar silah satmıştı.

21 Haziran 2017’ye geldiğimizde ise ABD’yi de arkasına alan Prens Selman artık veliaht prensi olarak ileride tahta geçmesi beklenen Kralın yeğeni Muhammed bin Nayif'in yerine Veliaht Prens olarak atanıyordu.

Suudi teamülleri yerle bir oluyor, Prens Selman’ın önlenemez yükselişi, Veliaht Prens olması ile devam ediyordu.

Veliaht Prens, Ekim 2017’de ise ülkesinin dünyaya ve tüm dinlere açık ılımlı bir İslam ülkesi olacağını, çok yakında radikalizmi bitirerek ülkesine “ılımlı İslam’ın”  hâkim olması için çalışacağını açıkladı.

Aralık ayına gelindiğinde, Suudi Arabistan’da tüm prenslere yönelik yolsuzluk operasyonu başlatıldı.

Aynı gecede 11 prens, yüze yakın hanedan ailesi mensubu, 4 mevcut bakan, eski bakanlar, medya patronları ve aşiret liderleri gözaltına alındı.Gözaltına alınan prenslerden birisi de dünyanın en zengin insanları arasında adı geçen Velid bin Talal’dı.

Gözaltına alınanların kaldığı otel ise operasyonun kimin desteği ile yapıldığını gösterir gibiydi. Evet, otel kısa süre önce Sudi Arabistan’ı ziyaret eden Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın kaldığı oteldi.

Gözaltına alınmaktan son anda kurtularak Helikopter ile Yemen’e geçmeyi başaran eski veliaht prensin oğlununhelikopteri de “şüpheli şekilde” düştü ve prens ile beraber 11 kişi yaşamını yitirdi.

Veliahtlara yönelik operasyonun olduğu gün, Lübnan Başbakanı Hariri de Riyad’da bulunuyordu ve ne tesadüf ki o gün Riyad'da Amerikalı bir misafirde vardı, o kişi JaredKushner'di.Kushher Riyad'dan ayrılmadan operasyonlar başladı. Hem veliahtlar tasfiye edildi hem de Hariri krizi patlak verdi. Bu kriz sonunda Veliaht Prens Selman, tüm rakiplerini tasfiye ederek, tek veliaht oldu.

Muhammed Bin Selman’ın  veliahtlığı garanti altına alındıktan sonra Suudi Arabistan’da değişim başladı. Ilımlı islama geçildi, İsrail'le diyalog kuruldu, BAE-İsrail-ABD üçgenindeki gelişmeler ile ABD’nin İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü ilan etme ve İsrail’in Filistin topraklarının tamamını ele geçirmesini meşru zemine oturtma planının Mısır ile birlikte en büyük destekçisi konumuna geldi.

Damat Kushner’in sık sık ziyaret ettiği Suudi Arabistan, BAE ile birlikte artık Ortadoğu’da ABD’nin en önemli oyuncakları oldular.

Trump göreve geldiği andan günümüze Suudi Arabistan ile yaklaşık 500 milyar dolarlık anlaşma yaptı. Bunun 350 milyar doları sadece silah satışı, diğerleri ise askeri eğitim ve istihbarat paylaşımını da içeren eğitim programlarından oluşuyor. Tabi bu anlaşmalarının tamamı, Veliaht Prens Salman döneminde yapıldı.Günümüzde yaklaşık olarak bu antlaşmaların 15 milyar dolarlık kısmının helikopter, tank, gemi, silah alımı olarak gerçekleştiği bilinmektedir.

Kasım 2018’e geldiğimizde ABD Başkanı Donald Trump, Mississippi eyaletinde partisinin kongre ara seçimleri için düzenlediği seçim mitinginde, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz’i, ABD’nin askeri desteği olmazsa iki haftada iktidarını kaybedebileceği, bunun bedelini ödemesi gerektiği konusunda uyardığını ifade ederek, bunun gereği olan parayı acilen ödemeleri gerektiğini hatırlattı.

Tüm Dünyanın gözleri önünde aldıkları paraların yetmediğini ve sömürmeye devam edeceklerini dile getirmekten çekinmeyen bir ABD ve ona tam teslim bir ülke ve onun Saltanat için her şeyi yapabileceğini gösteren Veliaht Prensi Salman yâda dünyadaki popüler ismi ile MbS.

Trump’ın bu açıklamayı yaptığının hemen ertesi günü meşhur Kaşıkçı olayı cereyan etti. Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı 02.10.2018 tarihinde saat 13.00’de girdiği Suudi Arabistan Krallığı’nın İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkamadı, en azından sağ olarak çıkamadı.

Kaşıkçının mevut kral ve onun veliaht Prensi Selman’a karşı olduğunu tüm dünya biliyordu. Kaşıkçının mevcut yönetime karşı yapılabilecek bir darbede etkin olabileceği düşüncesi yâda istihbaratı muhtemelen Kaşıkçının sonunu getiren olay oldu. Tabi bu istihbaratınTrump’ın uyarısı sonrası gerçekleşmesi sadece tesadüftür.

Bu olayın Türkiye’de olması, ekonomik kriz ile mücadele eden Türkiye’yi uluslararası arenada daha faza sıkıntılı haline getirecek, ABD açısından “bir taşta iki kuş” misali olacaktı.

Ama olmadı, Veliaht Prens ve çakma Rambo bozuntusu ekibi başaramadılar. Acımasız bir katil olduklarını tüm dünya ya göstermiş oldular. Tabi burada devletimizin ilgili birimlerinin emeğini de takdir etmek lazım.

Trump ve damadının hesapları tutmadı. Ama onlar için fark etmez. Demokrasi, insan hakları gibi kavramlar zaten onlar için göstermelik değerlerdi. Bu olay bu işin aleni hale gelmesini sağladı. Görüldüki, her türlü delil ve kendi İstihbarat ağlarında dahi saklanamayan bir gerçeği evirip çevirip saklamaya, çarpıtmaya ve yeni maşaları Veliaht Prenslerini temize çıkarmaya çalıştılar.

Başaramadılar.

Şimdi göreceğiz. ABD bana göre hiçbir şekilde Sudi Arabistan gibi bir kaynaktan vazgeçemeyecek ve bu işe de bir kılıf bulacaklardır. Zaten Trump biz satmayalım da silahları Ruslardan yâda Çinlilerden mi alsınlar diye demeçler veremeye başladı.

Ayrıca Trump piyasa değeri 2 trilyon dolar olan Suddi Petrol  şirketi Aramco’nun New York borsasında halka arzını istemişti. Kral Selman bunu reddetmişti. Şimdi bu iş, tam onların ekmeğine yağ sürecek cinsten bu olayı bahane ederek Suudi Arabistan’dan Aramco’nu alabilir.

Bu isteklerini yerine getirilmezse o zaman Suudi Arabistan’a bahsettiği ağır cezayı kesebilirler.

Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın ipini çekebilirler.

Sonuç olarak, öyle yâda böyle Salman karizmayı iyice bir çizdirdi, bundan sonra Kral olsa da esamesi okunmaz. Vesselam.

YORUM YAZ