Cevaplanması Gereken Sorular!

Dünyadayken Cevaplanması Gereken Sorular!

Bazen bir âyet, insanın yüreğine bir ok gibi saplanır ve “Dur!” der. İşte Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz bizlere öyle sorular soruyor ki, cevabını bu dünyada vermezsek âhirette vereceğimiz cevap çok ağır olur. 

• “Size bir uyarıcı gelmedi mi?” (Mülk, 8) diye sesleniyor.
• “Size âyetlerim okunmadı mı?” (Zümer, 71)
• “Öğüt içeren bir kitap geldi; hâlâ akletmeyecek misiniz?” (Enbiyâ, 10)
• “Ortak koştuklarınız arasında yoktan var edebilen var mı?” (Yûnus, 34)
• “Allah’a tevbe edip bağışlanma istemeyecekler mi?” (Mâide, 74) 
• “Size düşünüp öğüt alabileceğiniz kadar ömür verilmedi mi?” (Fâtır, 37)
• “Onlar diriltileceklerini bilmiyorlar mı?” (Mutaffifîn, 4)

Ve nihayet:
• “Artık kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, sâlih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf, 110)

Bu sorular, sadece birer âyet değil; birer imtihan pusulasıdır. Dünyadayken “Evet” diyebilmek için verilmiş son şanstır. Çünkü âhiret gününde “Keşke…” demek yok; sadece “Keşke”nin acısını çekmek vardır.

Kur’ân-ı Kerîm bu sorularla bitmiyor. Rabbimiz başka âyetlerinde de aklımızı başımıza toplamamızı emrediyor:

“Onlar, ayakta iken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler.” (Âl-i İmrân, 191)

Ve yine: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alır.” (Zümer, 9)

Demek ki tefekkür, müminin en büyük ibadetlerinden biridir. Gökteki yıldızları, yerdeki karıncayı ve kendi yaratılış hakikatlerini düşünmeyen bir insan, nasıl tam manasıyla 'Ben müminim' diyebilir?

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de ümmetini bu tefekküre çağırıyor. Buyuruyor ki: “Ölümü çokça hatırlayın; çünkü o, lezzetleri yok edicidir.” (Tirmizî, Zühd, 23)

Başka bir hadis-i şerifte de en akıllı mümini tarif ediyor: “En akıllı mümin, ölümü en çok hatırlayan ve ölümden sonrası için en güzel şekilde hazırlık yapandır.” (İbn Mâce, Zühd, 31)

Ölümü hatırlamak insanı tembelliğe değil; aksine hayata sarılmaya ve her an Rabbine kul olmaya sevk eder.

İslâm âlimleri de bu hakikati nesilden nesile aktarmıştır. İmam Gazâlî (rahmetullâhi aleyh) İhyâ’sında ve diğer eserlerinde şöyle buyuruyor: “Dünya, âhiretin tarlası ve hidâyet konaklarından bir konaktır."

Dünya bir tarladır; burada ne ekersen âhirette onu biçersin. Salih amel ekmeyen, tevbe etmeyen, tefekkür etmeyen bir insan, nasıl hasat bekleyebilir?

Gazâlî’nin bir başka hikmetli sözü de şudur: “Dünyada seni üzen veya sana acı veren her ne görürsen; bunlar sana dünyanın karar kılınacak (kalıcı) bir yurt olmadığını hatırlatır.”

Peki biz ne yapacağız? Bu sorulara dünyadayken “Evet” diyebilmek için:
• Kur’ân’ı sadece okumakla kalmayıp tefekkür edeceğiz.
• Tövbe kapısını açık tutacağız; çünkü “Tövbe eden, hiç günah işlememiş gibi olur.”
• Rabbimize kavuşmayı umarak salih amel işleyecek, O’na ibadette hiç kimseyi ortak koşmayacağız.
• Ölümü sık sık hatırlayıp her nefeste “Acaba bugün Rabbime nasıl bir kul oldum?” diye kendimizi hesaba çekeceğiz.
• Sadaka-i cariye, faydalı ilim ve hayırlı evlat duâsıyla amel defterimizi açık tutacağız.

Rabbimiz…
Bize âyetlerini anlayan bir kalp, düşünüp öğüt alan bir akıl nasip et. Bizi uyarılara kulak verenlerden ve hakka tabi olanlardan eyle. Bizi bağışla, bize merhamet et. Bizi dosdoğru yoluna yönelt. Şüphesiz Sen, çok bağışlayan ve rahmeti bol olansın.

Ey kardeşim! Bu sorulara cevabın hazır mı? Yoksa hâlâ “Yarın” mı diyorsun? Yarın, Rabbimizin huzuruna vardığımız gün olabilir. O gün “Keşke” dememek için bugün “Evet” diyelim. Tefekkür edelim, tövbe edelim, amel edelim. Çünkü dünya bir konaktır; asıl yurt âhirettir. Ve o yurt, bugün verdiğimiz cevaplara göre şekillenecektir.

Rabbimiz bizleri, bu hayatî sorulara henüz vakit varken hakkıyla cevap verebilen ve huzuruna 'evet'in huzûruyla çıkan kullarından eylesin. Âmîn.

Not: Mithat Güdü; beğeni toplamak için değil, bir idrak oluşturmak ve hakikati haykırmak için yazar. Hidâyet ise Allah’tandır. Bu hakikate omuz vermek ve bir kişinin daha bilinçlenmesine vesîle olmak için paylaşabilirsiniz.

Mithat Güdü 
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar

YORUM EKLE