HARAMA "DUÂ" EDİLİR Mİ HOCAM?

HARAMA "DUÂ" EDİLİR Mİ HOCAM?
Bu Nasıl Bir Tükenmişliktir?

​Haber – Yorum – Analiz

Meyhane açılışında imamın ne işi var?

​Muğla'nın Fethiye ilçesinde bir meyhane açıldı. Sıradan bir açılış değil bu; duâ ile yapılan bir açılış. Üstelik duâyı yapan kişinin emekli bir imam olduğu öne sürüldü.

​Haberin manşetlere taşınma biçimine bakacak olursak: Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Çıralı ile CHP'li Belediye Başkan Yardımcısı Veli Uysal'ın katıldığı açılışta Uysal'ın sarf ettiği "Hayırlı uğurlu olsun, Allah bol bereketli kazançlar nasip etsin" sözleri; ana akım ve sosyal medyada "CHP’li belediyeden rezillik", "Duâ ile meyhane açtılar" başlıklarıyla yer aldı.

​Peki, gerçek skandal nerede gizlendi?

​Birincisi: Allah'ın Adı Nereye Anıldı?

​İçerisinde içki tüketilecek, İslâm’ın "ümmü’l-habâis" (kötülüklerin anası) olarak tanımladığı bir mekânın açılışında Allah'ın adı anılıyor. Bu, hangi inancın, hangi geleneğin, hangi aklın kabulüdür? Bu durum, inancımızı yüceltmek değil; tam aksine kutsalı dünyevî ve haram bir meşgaleye alet etmektir. İnancımızın neresinde "haramı besmeleyle meşrulaştırmak" vardır? Haramın kapısı açılırken okunan duâ o mekânı helâl kılmaz; aksine duâyı okuyanı ve duâya iştirak edeni başka bir vebâle ortak eder. Bereket, hayır, uğur... Bu kelimeler bir meyhanenin açılışında anlam taşır mı? Taşıyorsa, o dînin bize öğrettikleriyle ne kadar örtüşüyor?

​İkincisi: Siyasetçinin Orada Ne İşi Var?

​Bir belediye başkan yardımcısının bu tür bir törene katılması ve üstelik "Allah bol kazançlar nasip etsin" demesi; siyasî açıdan da dînî açıdan da sorgulanmayı hak eder. Bunu eleştirmek meşrudur ve gereklidir. Ama...

​Üçüncüsü ve En Vahim Olanı: Ya İmam?

​İşte asıl mesele buradadır. Din adamı kimliği taşıyan, yıllarca camilerde müminlere öğüt vermiş, helâl-haram sınırını çizmiş biri (emekli de olsa) o mekânın önünde el açıp duâ yapabilir mi? Bir meyhanenin kapısında el açıp duâ ederken kalbin hiç mi sızlamadı? Bu nasıl bir mânevî tükenmişliktir? Bir din görevlisi, temsil ettiği dînin yasakladığı bir mekânda duâ ederek o yasağı fiilen "kutsamış" olmuyor mu? Senin inancının izzeti nerede kaldı, hoca? Bir meyhanenin duâsını okumak seni hiç mi rahatsız etmedi? Bu sahneye göz yummanın, hatta bizzat icrâ etmenin adı nedir? Tükenmişlik mi, vurdumduymazlık mı; yoksa bir şeyler umuduyla göz yumulan bir tevâzu mudur?

​Tüm kaynaklarda aradım; ismini bulamadım. Yalnızca "emekli imam" bilgisi geçiyor. Dilerim bu kişi Diyanet camiasından değildir; zira bu durum sadece bir şahsın değil, bir camianın vakarına sürülmüş kara bir lekedir ve kurum adına da son derece düşündürücüdür.

​Dördüncüsü: Medya Kimi Korudu?

​Peki, haberciler bu tabloyla karşılaştıklarında neyi ön plana çıkardılar? Haberi CHP üzerinden servis eden medyaya sormak gerekir: CHP’li başkan yardımcısının orada bulunmasını "rezalet" diye manşete taşırken, bir imamın orada duâ yapmasını neden görmezden geldiniz? CHP'li başkan yardımcısının törene katılmasını defalarca manşet yaptılar; ancak duâyı bizzat okuyan kişinin kim olduğunu, emekli de olsa bir imam olduğunu, bunun CHP'li birinin orada bulunmasından çok daha vahim bir mesele olduğunu neden görmezden geldiler? Neden bu "mânevî aşınmayı" sorgulamadınız?

​Bir din adamının haram sayılan bir mekânın açılışında duâ okuması; bir siyasetçinin o törene katılmasından kat kat daha ağır bir sorumluluk doğurur. Çünkü siyasetçi kimi zaman siyasî hesaplarla hareket eder (ki bu da yanlıştır); din adamı ise orada bizzat inancını temsil etmektedir.

​Beşincisi: Peki Ya İçkinin Kendisi?

​Ve son olarak, yine medyaya soruyorum: İmamı geçtiniz, CHP'ye yüklendiniz. Tamam. Ama haram olduğuna inandığınız içkinin üretimi serbest, satışı yasal, mekân açılışı serbest, vergisi makbul; ama tüketileceği kapıda duâ edilmesi abes, öyle mi? Eğer bir tepki gösterilecekse, bu işin sadece "vitrinine" değil, köküne bakılmalıdır. Bu mantığın tutarlılığını kim savunabilir?

​Ben hepsine tepki gösteriyorum. Ama en sert tepkimi, tartışmasız biçimde şu üçüne yöneltiyorum: Bu ülkede içkinin serbest üretimine, tüketimine ve o mekânın önünde el açan sözde imama.

​Eğriye eğri, doğruya doğru... CHP’yi eleştirmemiz gereken yerde zaten eleştiriyoruz; adamların dünya görüşü malum. Asıl mesele şu: Ben bir din görevlisinin orada olmasını nasıl hazmedebilirim? Bizi asıl yaralayan, bizim safımızdan görünenlerin inancın izzetini üç kuruşluk dünya menfaatine veya mahalle baskısına kurban etmesidir.

​Biz bu ülkede yıllarca, "Genelevi kurban keserek açtılar!" manşetlerini konuştuk. O fotoğraf hâlâ hafızalarımızda bir ibret vesikasıdır. Özellikle seçim dönemlerinde tekrar tekrar dolaşıma giriyor. Demek ki o zaman da bu işe alet olan, çanak tutan sözde din adamları varmış. Demek ki bu çürüme yeni değil. Veli Uysal’a çuvaldızı batıralım; ama o hocaya ve onu görmezden gelen medyaya da iğneyi dokunduralım. Aksi hâlde eleştiri değil, seçici bir siyasî propaganda yapmış oluruz.

​Kimse kusura bakmasın; harama izin olmaz, harama yer açılmaz ve harama "âmîn" denmez!

​Mithat GÜDÜ
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar

YORUM EKLE