DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 24°C
Mevzi Sağanak

Mardin izlenimlerim

24.03.2019
200
A+
A-

Tarih kokan Mardin… Anadolu’nun Yazın Doğu’ya Mezopotamya, Türkistan’a açılan kapısı..

Oğuzlar, Türkmenler Anadolu’ya buradan girmişler..

Mardin tam bir Artuklu ve Akkoyunlu merkezi..

4 Mart günü Dicle Üniversitesindeki konuşmamızdan sonra saat 12.00 gibi Mardin yoluna çıkıyoruz.. Bir gün öncesine göre yağış biraz duraklamış olsa da çiseliyor..

Dicle boyu önce güneye sonra doğuya Bismil’e sonra da güneye Çınar’a doğru kıvrılarak Mardin’e Yol alıyoruz. Diyarbakır Mardin arası yaklaşık 90 km, bir araçla bir saatlik bir yol.  Diyarbakır Mardin sınırına ulaşıp dağlara tırmandığımız noktada Zerzavan Kalesi yer alıyor.

Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait kalede Dicle üniversitesi kazı yapıyor. Kale, Roma dönemi  Mitra kültünün yoğun yaşandığı askeri stratejik bir kale, Zerzavan adını da Mithra tanrısı Zervan(Zarvun)’dan almalı.

Kaledeki incelememizin ardından konteynerden oluşturma kazı evinde bir soluklanma çayı içtikten sonra yolumuza devam ediyoruz.

Mardin’e girişte ilk görmek istediğim yerlerden biri Kasımiye Medresesi..

Her ne kadar elimizdeki telefonlarda navigasyonumuz olsa da bizim kuşak, teknolojiye pek güvenemez, yine de yolumuzu insanlara sormadan edemeyiz.

Aslında yol sormak bahane, gitmek istediğimiz yeri sorarken kişilerle kurabileceğimiz iletişim önemli.

Biz de cadde boyunda servis bekleyen ikiokul önlüklü kız çocuğuna, “-Kızım Kasımiye’ye nereden gidebiliriz?” diye sorduğumda “-Amca sağdan yüz metre gidin, yamaçtan aşağıya kayın..” cevabındaki endişesiz, sıcak ve yalın bir Türkçe ile tarif!

Kasımiye inişi..

Artık, herhangi bir şehrimizde herkes herkese selam veremiyor, insanın insana güveni kalmadığı bir dönem yaşanıyor, kaç göçler.. Bu düşünceler içinde çocuklarımızın sıcak tarifiyle Kasımiye’nin yüz metrelik yamaç yolundan medreseye  ulaşıyoruz.. Medrese girişinde Diyarbakır’dan buraya resim çektirmeye gelmiş genç çiftler resim çektiriyorlardı. Bu, Diyarbakır’da da dikkatimi çekmişti.. Tarihi mekanların bu şekilde kullanılması hoş.. Bu bir resim fonu olmasından öte geçmişten alınan bir referans gibi algılıyorum..

Kasımiye Medresesi, Artuklular zamanında yapılmaya başlanmış ama asıl mimarları Akkoyunlular.. Neolitik dönemden itibaren yerleşimlerin görüldüğü Mardin çevresinde Artuklular üç yüz yıl, Akkoyunlular 160 yıl hakimiyet kurmuş..Cihangir Oğlu Kasım Bey 1469 yılında yaptırmış medreseyi.

Kasımiye medresesinin, 1385 yılında Mardin kent merkezindeki  Zinciriye medresesi mimarisinden etkiler taşıdığı söyleniyor. Bu medreseler Anadolu’da bir çok yerinde Selçuklu yapılarında gördüğümüz süslemeli anıtsal giriş kapıları, kesme taştan yapılmış mimarileriyle dikkati çekiyor.

Bir zamanlar Romalı tarihçi AmmianiusMarcellinusMaride(Mardin) ve Lorne kaleleri arasından İzalaDağlarınadn Mezopotamya’daki Nisibis(Nusaybin)’e geçildiğinden söz eder.

Kasımiye ve Zinciriye medreseleri Eski Mardin diyebileceğimiz tepenin güneye bakan yamacında Kızıltepe ovasını gözlüyor.

Bu halleriyle Mezopotamya ile Anadolu uygarlıklarını buluşturuyor.

Şimdilerde, KasımiyeMedresi’ndeArtuklu saraylarında 25 yıl mühendislik yapan El Cezeri (1153-1233) yeniden hatırlanıyor.

Dünyada ilk robotu yapan, El Cezeri’nin  sibernetik çalışmaları araştırılıyor.

Mardin valiliğince Kasımiye, El Cezeri Bilim Müzesi kurulması faaliyetleri yürütülüyor.

Zamanında bir bilim merkezi olan Kasımiye medresesi bu şekilde asli hüviyetini kazanacaktır.

Kasımiye’deki ziyarete gelen halktan ve öğrencilerden geleceğe umutla bakıyoruz. Yetkililerden yapıyla ilgili bilgiler soruluyor.

Özellikle hayatın başlangıcından sonuna felsefi bir düşünceyi yansıttığı söylenen havuz ve medrese dershanelerine açılan oda kapılarının hocalara saygı olsun diye alçak yapıldığı şeklindeki yorumlar ilgilerini çekiyor.

Medreseden Mardin kent merkezine geçiyoruz, İslami ve Süryani döneme ait yapılar ilgimizi çekiyor. Artuklu eseri Mardin Ulu Cami tam bir sanat şaheseri.

Cami etrafındaki daracık sokaklar sıcak Güney Doğu ikliminde doğal klimalar gibi.. Mevsim henüz kış olmasından belki üşüyoruz..

Mardin’i 1986’da 50 derecelik bir sıcakta gezmiştim ilk kez.. Böyle bir serin havada gezeceğimi düşünmemiştim.. Günün serinliği bize daha fazla yer görmemizi sağladık.

Mardin’in bir renklerinden biri de farklı inançlar yaşanmıştır. Mar Hırmiz Keldani Kilisesi bunlardan biri..

Tarihi mekanlarda güzel yemekler ve alış veriş yapabileceğiniz yerel yiyecekler var. Özellikle Antep fıstıklı leblebiler, peynirler ve sebze kuruları..

Yeni kent tepenin kuzeyinde ucube gibi yükseliyor.. Neyse ki güneydeki eski kenti gölgeleyememiş.. Diyarbakır dönüşü, uçağımıza da sayılı saatler kalmasından olsa gerek yeni kenti ancak aracımızdan resimleyebildik.. Yenilenen kentler ne kadar da korkutucu.. Kimliksiz dev bloklar üstümüze geliyor..

Saygılarımızla…

YORUMLAR
  1. Abdullah Tekin dedi ki:

    Geçen Ekim Ayında Mardin’i gezdim.
    Deyrulzaferan Manastırını da görmek gerekir.
    Yazıda söz edilmemekle birlikte gezdiğinizi sanıyorum. Ya da şu 50 derecede sıcakta gittiğinizde gezmişsinizdir.
    Ben bir kez daha gitmeyi, ilçeleri de gezmeyi düşünürüm.
    Sizin gibi bir rehber nezdinde gezmek büyük kazanım olur idi.
    Abdullah Tekin

  2. hasan bahar dedi ki:

    Haklısın Abdullah Bey, birlikte gidelim, doğrusu oraya yetişemedik, öğleden önce Dicle Üniversitesinde konuşmam olunca yarım günlük gezi, daha önce de sıcakta Müze incelememiz olmuştu..Eksiklerimiz çok tamamlayacağız inşallah