DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 31°C
Az Bulutlu

Modern kölelik sisteminin ne kadar parçasıyız?

24.02.2019
34
A+
A-

Mesleğim gereği ya da çalışmalarımdan dolayı belki de kişiler arası iletişim kurmayı sevdiğimden çok farklı ortamlarda, farklı dünya görüşlerinden bir başka deyişle farklı sosyokültürel ve sosyoekonomik alanlarda bulunan insanlar ile görüşme fırsatım oluyor.   Hangi kesimden olursa olsun genel olarak herkes bir telaş, bir yoğunluk bazen de anlamsız bir koşuşturmaca içinde… Birçok kimse mesaiye kalıyor, hafta sonları ek iş olarak bir şeyler yapıyor, gelirinin yetmediğini hatta bu kadar çok çalışmaz ise çoluk çocuk aç kalacaklarını dile getiriyor…

Geçmişi düşünüyorum, çocukluk yıllarıma hatta gençlik yıllarıma dönüyorum, o dönemde daha dingin, daha sakin, stresin olmadığı hatta stres kelimesinin bile bilinmediği günleri hatırlıyorum. 

Ne oldu bize böyle? Ne oldu da bu hale geldik? diye birbirimize bazen de kendi kendimize sorular sorarken aslında kendimizin de bu sistemin çarkları içerisinde dönen bir dişli olduğunu görmeyiz ya da her şeyi bilmemize rağmen görmek istemeyiz.  Dünya telaşı adı verdiğimiz sistemin içerisinde dönüp dururken “artan ihtiyaçlar!” karşısında her geçen gün bizim de bir dişlisi olduğumuz çarkın hızı gittikçe hızlanıyor. 

Peki nedir bu artan ihtiyaçlar?  Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en temelinde yer alan “yeme, içme ve barınma” ya ek olarak günümüzde otomobil, televizyon, cep telefonu, bilgisayar, no frost buzdolapları, ankastreli mutfaklar, mikro dalgalı fırınlar, kumanda ile açılıp kapanan panjurlar, akıllı ısınma sistemleri, akıllı evler, kısacası aklımızı kullanmamıza, yormamıza gerek görmeyen bir dünya “akıllı” cihazlar… 

Evet hepsi hayatımızı kolaylaştıran, kısa sürede çok iş yapmamızı sağlayan araç gereçler.  Ancak telefon örneği üzerinden gidersek; bir yıl içerisinde aynı markanın onlarca farklı modeli çıkıyor.  Taksitle telefon aldığımızı varsayalım daha taksitler bitmeden aldığımız markanın bir üst modeli hatta iki, üç üst modeli çıkıyor.  “Eskisini! getir, yenisini götür” diyen firmanın yeni çıkarttığı XLİ PLUS ve her seferinde sonuna yeni harfler eklenerek yakında alfabede bulunan tüm harfleri bitirecek yeni modeller sanki uzaya götürüyormuşçasına sunuluyor.  Bu “yeni!” modeli almadığınız zaman ilkellikten modernliğe geçiş yapamadığınız gibi bir algı ile satın almaya zorlanıyorsunuz.  Hatta şimdi bu satırları yazarken aklıma çok eskiden ekranlarda gösterilen bir reklamda “yoksa siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz?” sözü geldi. 

Evet, ben hala geçen yıllarda aldığım ve üstüne belki üç beş yeni modelin çıktığı birilerine göre eski ancak bana göre işimi gören ve belki de daha birçok özelliğini kullanmadığım hatta bazı özelliklerini kullanmasını bilmediğim, merak etmediğim telefonumu kullanıyorum. 

Neden mi?

Çünkü ben modern köle olmak istemiyorum.  Telefonun bir üst modeli çıkınca onu satın alabilmek için “bir saat” daha fazla çalışmak, televizyonun bir üst modeli çıkınca onu satın alabilmek için “iki saat” fazla çalışmak, otomobilin bir üst modeli çıkınca “hafta sonlarını” da çalışma günlerime dâhil etmek istemiyorum.  Eşimle, dostumla, sevdiğim insanlar ile daha kaliteli zaman geçirmek istiyorum.

Sonuç olarak, ilk çağlarda başlayıp, 19. yüzyılın sonlarında sona erdiği söylenen ancak günümüzde “modern kölelik” tabir ettiğimiz sistemin ne kadar parçasıyız? diye de düşünmeden edemiyorum…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.