DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 35°C
Sıcak

Nasıl yani çay da mı içmeyek şimdi?

20.03.2019
353
A+
A-

Çay mı dedin sen dediğinizi duyar gibiyim,bu defa öyle! Kahveye kısa bir mola. Çünkü çay içmemiz gereken bir mevzu var!

Sosyal medya hesaplarımda çay nağmelerinin duyulduğu ve benim de çay ile imtihan olduğum bir dönemdi. Kafede garson; Çay hanımefendi?, iş yerinde: Tuğbaaaa çay içelim mi?, evde: ablaaaaa kurabiyenin yanında çay içelim lütfeeennn! Tam bunlara isyanıma cevap gibi kitap; Ne yani Çay da mı İçmeyek…

Çayın kitabını mı yazdınız yahu? Aman çok komik! Evet komik. Yok yok kitap komik! Aklımla girdiğim bu saçma diyalogdan sonra Ferudun Düzağaç geldi aklıma. Taaaa lise yıllarımda çılgın bir Ferudun Düzağaç hastası idim. Tüm televizyon programlarını izler, röportajlarını okurdum eskiden. Bir röportajında bir hayranının “Boş Ders Şarkısı” adındaki parçanın kendisini çok güldürdüğünü şarkıyı çok komik bulduğunu söylemişti. Bunun karşılığında Ferudun Düzağaç “siz olayı anlamamışsınız anlaşıldı” diyerek kapatmıştı konuyu. Bunu okuduğum günden beri “komik” kelimesini o kadar da komik bulmuyorum. Mizaha karşı bakışımı değiştiren bir tutumdu. O günden sonra o şarkıyı dinlerken eskisi gibi eğlenmedim.

Neyse Bu kadar çay muhabbetinden sonra sıcağı üzerinde bu kitabı almak farz oldu. Kitap elime geçtiği gün bir çay demledim kendime başladım okumaya. Gülüyor muyum ben? Evet gerçekten bir kitaba bakıp bakıp gülüyorum. İşte çay ile barışma öyküm bu kitap benim. Meğer çay derin mevzuların hisli içeceğiymiş.

Eh kitap da tam da buradan başlıyor kendini tanıtmaya ve insanlara mizahı anlatmaya. Küfür yasak, hakaret yasak, tatlı tatlı göndermek ise olabildiğince serbest! Kitabın içindeki öyküler yazarın sözde hayatla imtihanını anlatıyor. Yok yahu baya bildiğin biz. Bir ara kitaptan başımı kaldırıp anneannemi süzdüm. Kitabın bitmeyen çilesi Zarife teyze sen olabilir misin acaba? Yazar ile karakterin arasındaki çekişme iki nesil öncesi ile zamanenin çatışması gibi. Dönemin karanlığını tüm saflığı ile üzerinde taşıyor zarife teyze. Aslında bu karakter kitabın giriş kısmı gibi hazırlıyor sizi birazdan seyahat edeceğiniz dünyaya.

Sonra yolda yürürken başınıza taş gibi düşüyor diğer karakterler. Evet daha dün otobüste rastlamıştım, ay evet bizim mahallenin manavı, yan komşumuzun gelinlik kızı, çok konuştuğu için kapılarına çıkmadığımız karşı komşu, seni tanımayı kendine iş bilmiş bankadaki yaşlı amca, tezgahının başında ülkenin nabzını tutan pastacı, Oğuz Atay sever instagram fenomenleri bu, diyebileceğiniz kadar hayattan. Kısaca sokağınızı başından tutup sonuna kadar dolduran rengarenk kişilikler kitabın kahramanları.

Hayatı okuyabilenler için insanlar birer harftir derim hep. Hepsi bir araya gelince bir öykü çıkıyor ortaya. Her daim hüzün yaşanmıyor elbette, yaşamın kendisi gülümsemeye odaklı. Kitabın yazarı Hikmet Kızıl kendi hayatını öyle güzel okumuş ki felsefesini edebiyata dökmüş, ince ince dokunmuş başkasının hayatlarına da.

Aslında bu bahsettiklerimiz sıradışı insanların hayatından çalıntı değil. Ya da özellikle birine gönderilmiş seçme insanlar da değil. Her birimizin çoğu zaman selam dahi vermediği, gözgöze gelmediği ya da görüp kibrinden iğrendiği, sevmediği, gitse de kurtulsam dediği karakterler. Yazarın bizden farkı karakterleri tüm benliği ile görüp kabullenmesi, onları zorla konuşturması, onların öykülerini kendi bakış açısı ile birleştirmesi, hiç kimsenin bahsetmeye dahi lüzum görmediği yaşanmışlıkların altını kazıması, iğne deliğinden denize bakması yani… Daha da önemlisi bunu mizah çerçevesinde anlatması…Öykülerin kitaba dizilmesi bile insanın hayatındaki dalgalanmalar gibi; gülüyorsunuz, ciddileşiyorsunuz, üzülüyorsunuz, üzüyorsunuz yine gülüyorsunuz…Her öykünün sonunda çaydan bir yudum daha… kitap bittiğinde ilk söylediğim şey; Gerçekten çay içilecek ne çok mevzumuz varmış…

Velhasıl çay yanında gidecek çok tatlı bir kitap. Alın, okuyun ve hayatınıza bir öykü seçin…

Çayınız, çay içtikleriniz, çay içirten kitaplarınız bol olsun…

YORUMLAR
  1. Günay Akkurt Özkülünk dedi ki:

    Bu kadar mı güzel yorumlanırdı; kitabı zevkle okumuştum, yorum da tam tadında, tuzunda, kıvamında olmuş, kaleminize kuvvet, yüreğinize sağlık…🤗 Hele de o bizi bize sunarken ince dokundurmalarını nasıl da güzel izah etmişsiniz, çoğunun tahammül dahi edemeği karakterleri yazarın her daim hayatının bir yerinde tutarak gözlemlediği ayrıntısı bile gözünüzden kaçmadan, kimbilir, belki bir gün, bir kitabın sayfalarında siz de, ben de, yazarın ince gözleminin konusu olabiliriz, neden olmasın, kendimizin bile hunharca güleceği nice hallerimizle…😊