DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 26°C
Parçalı Bulutlu

“Ne olacak bu memleketin hali” diyenler…

10.02.2019
125
A+
A-

46 yaşındayım ve aklım erdi ereli özellikle ramazan aylarında domates, yumurta, marul gibi birçok gıda ürününün fiyatı tavan yapar, nasıl olsa vatandaş alacak hesabı ile olmazsa olmaz gibi bir algı oluşturularak birileri fırsatçılık yapar… Ancak ne hikmet ise bu fırsatçılığın sorumlusu bulunmaz çünkü nihai tüketiciye yani vatandaşa gelene kadar geçen süreçte her bir aracı birbirini suçlar hatta en son günah keçisi olarak gariban üretici seçilir…

İster yaya ister araç kullanıcısı trafiğe çıktığımız anda kendimizi büyük bir kaosun içinde buluruz.  Her tarafa bir düzensizlik hakimdir; kaldırımın üzerinden giden bisikletler, yolun ortasından yürüyen yayalar, kaldırımı tamamen işgal edip park etmiş araçlar, en çok sevdiğim renk kırmızı deyip kırmızı ışıkta geçenler, ters yoldan gidip “ne olacak canım on metre ters gittiysek” diyenler, yazmakla bitmeyecek kadar çok olumsuzluklar…. Trafikte de günah keçisi olarak gece gündüz demeden, sıcak soğuk demeden hatta mutlu ya da acılı günlerinde bile görevinden dolayı en sevdiklerinin yanında bulunamayan polislerimiz seçilir…

Özellikle devlet kurumlarında personel alımları yapılacağında işe girmek isteyenlerde hemen yüksek mevkilerde bir tanıdık, eş dost bulma çabası, telaşı başlar… “Hayırdır, ne bu telaş? Torpil mi arıyorsun?” diye sorduğunuz zaman ise “Yok canım, ne torpili? Maksat hakkımız yenmesin” ya da “Ne yapalım sistem böyle işliyor” gibi bir savunma ile karşılaşırız.  Günah keçisi olarak ise bizim kendi kendimize oluşturduğumuz sistem seçilir…

Günlük olarak gördüğümüz, yaşadığımız belki de binde birini bile dile getiremediğim bu olumsuzluklar karşısında “nasıl olsa sistem bozuk bir tek benimle mi düzelecek?” “herkes öyle yapıyor, ben yapsam ne olacak ki?” diyerek bir “günah keçisi” bulma çabası olanlar kusura bakın ya da bakmayın ama sizin “ne olacak bu memleketin hali?” demeye hakkınız yok…

Evet, unutma ki her şey seninle düzelecek, önce çevreni sonra dünyayı değiştirmek istiyorsan önce kendini değiştir, hayatımızda tüm bu değişiklikleri yapacak kişi aynaya baktığın zaman gördüğün kişidir….

Günah keçisi: Bu deyimin kökeni Yahudilere dayanır. Eski Ahit’teki Kefaret Günü ayinlerinde iki keçi seçilir. Keçinin biri kurban olarak kesilirken, diğer keçiye Yahudi kavminin tüm günahları yüklenirdi. Keçi, Azazel adlı kötü ruhu yatıştırmak ve Yahudi kavmini günahlarından arındırmak üzere Kudüs dışında bir uçurumdan aşağıya atılır ya da bazı kaynaklara göre keçi başıboş bir şekilde çöle bırakılır.  

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.