Okullarda Silah Sesleri!

Okullarda Silah Sesleri: Gençlerimizi İyi Yetiştirmezsek Şehirlerimizi Yıkacaklar!

Türk mimar ve düşünür Turgut Cansever der ki:

​"Şehri imâr ederken nesli ihyâ etmeyi ihmâl ederseniz, ihmâl ettiğiniz nesil imâr ettiğiniz şehri tahrip eder."

​Bu söz sıradan bir ifade değil; sosyolojik, mantıksal ve bilimsel bir gerçektir. Cansever; fiziksel mekânları ne kadar mükemmel inşâ edersek edelim, o mekânların rûhunu oluşturacak nesli mânevî ve ahlâkî değerlerle donatmadığımız müddetçe, ortaya konulan her eserin bir gün yine o nesil tarafından yıkılacağı gerçeğine dikkat çeker.

​Bir binanın dış görünüşü ne kadar estetik olursa olsun, temeli sağlam değilse o yapı ilk depremde çöker. Bir milletin geleceği de binalarının yüksekliğiyle değil, o binaların içinde yetişen gençlerin karakter ve ruh temeliyle ölçülür.

Mânevî Temel ve Doğuştan Gelen İyiliğin Korunması

Kur’an-ı Kerîm, sorumluluğumuzun sınırlarını şöyle çiziyor:

“Ey îman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun!” (Tahrîm Sûresi, 6).

Bu ilâhî emir bize şunu hatırlatıyor: Anne-babalık sadece çocuk dünyaya getirmek veya maddî ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Çocukların sonsuz hayatlarını ve karakterlerini korumak, bir kalkan görevi üstlenmektir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de eğitimin çevresel etkisini şu ünlü hadisiyle açıklıyor:

“Her çocuk doğuştan temiz bir fitrat (doğal iyilik eğilimi) üzerine doğar. Sonra anne ve babası onu Yahudileştirir, Hristiyanlaştırır ya da Mecûsîleştirir.” (Buhârî, Müslim).

Buradaki “fıtrat”, tertemiz, iyiliğe ve gerçeğe açık bir beyaz sayfadır. Biz o sayfayı doğru bilgi ve ahlâkla doldurmazsak, dışarıdaki karanlık dünyadan gelen kötü etkiler o boşluğu hemen kirletir.

Şiddetin Kökeni: Ekranlardan Sınıflara

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda duyulan silah sesleri, tek tek “adlî olaylar” değildir. Yıllardır biriken toplumsal bir çöküşün açık hâlidir.

Merhum Mehmed Zahid Kotku Hazretleri’nin dediği gibi:

“Günahın küçüğünü hafife alma; büyük yangınlar küçük kıvılcımlardan çıkar.”

Bugün sınıflara kadar giren o silahlar, aslında önce çocukların zihinlerine ve kalplerine ekilen şiddet tohumlarının meyvesidir.

Gençlerimiz Neden Bu Duruma Düştü?

1. Öğretim Var Ama Eğitim Yok:
Bugünkü sistem, çocukların kafasına bilgi dolduran bir “öğretim makinesi” hâline geldi. Oysa asıl amaç, ruhlarını şekillendiren bir “eğitim yuvası” olmaktı.

Mahmud Es’ad Coşan Hoca’nın dediği gibi: “Dinsiz eğitimin sonu vicdansız nesildir.”

2. Yıllar Önceki Uyarılar Gerçek Oldu: Timurtaş Hoca yıllar önce bu boşluğu görüp şöyle demişti: “Bu sistem öyle çocuklar yetiştirecek ki, sonunda her okula polis dikmek zorunda kalacaksınız.”

Bugün okullarda polis ihtiyacı, bu acı sözün doğruluğunu gösteriyor.

3. Bilim Ne Diyor?
Amerikan Psikoloji Derneği (APA) ve Dr. Craig Anderson gibi uzmanların yaptığı geniş araştırmalar, şiddet dolu medya ve dijital oyunların çocuklarda şu etkileri yarattığını kanıtlıyor:

• Empati duygusunu köreltiyor,

• Saldırgan düşünce tarzlarını tetikliyor,

• Şiddeti “sorunu çözmenin normal bir yolu” olarak kabul ettiriyor.

Okullarda Otorite Kaybı ve Değişen Veli Anlayışı

Eskiden öğretmen, toplumun mânevî rehberiydi. “Eti senin, kemiği benim” anlayışı, öğretmene şiddet izni değil, çocuğun karakterini şekillendirme yetkisi veriyordu.

Bugün ise durum tamamen değişti:
• Disiplin Çöktü: Sınıf tekrarı kalktı, disiplin cezaları caydırıcılığını kaybetti. Okul yöneticileri “idare edelim” moduna geçmek zorunda kaldı.

• Veli Egoları Yükseldi: Çocuğunun en ufak hatasında öğretmeni suçlayan, okulu basan ya da mahkemeye veren veli tipi yaygınlaştı. Her çocuk ailesinin gözünde “dokunulmaz” görülürken, öğretmenin otoritesi yok oldu.

• Başarı Yanılgısı: Öğrencilerin %90’ına takdir ve teşekkür belgesi veriliyor. Bu sistemde emek ve liyâkât kavramı ortadan kalktı.

Dijital Başıbozukluk ve Millî Güvenlik Sorunu

Sosyal medya ve kontrolsüz internet artık sadece “sosyalleşme” aracı değil, açık bir millî güvenlik tehdididir. Sokak çetelerini öven diziler, ahlâksızlığı paket gibi sunan fenomenler ve mahremiyeti hiçe sayan içerikler, gençlerin rol modellerini katillere kaydırdı.

İmam Gazâlî Hazretleri, bin yıl önce İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn adlı eserinde bunu şöyle özetlemişti:

“Çocuk, anne-babasının elinde bir emanettir. Kalbi, her şeyin yazılabileceği saf bir cevherdir. Eğer iyiye alıştırılırsa hem dünyada hem âhirette mutlu olur; ihmâl edilirse helâk olur.”

Çözüm Önerileri ve Yeniden Canlandırma Planı

Gençlerimizi kurtarmak için geçici yamalara değil, köklü bir zihniyet değişimine ihtiyacımız var:

• Disiplin ve Otorite Geri Dönmeli: Okul yöneticilerine gerçek yetkiler verilmeli, sınıf tekrarı ve etkili disiplin cezaları yeniden getirilmelidir.

• Zorunlu Eğitimin Yenilenmesi: Okumak istemeyen ya da okul ortamını bozan öğrenciler zorla sistemde tutulmamalı. Başarılı öğrencileri de olumsuz etkilememek için meelekî eğitime erken yaşta yönlendirme yapılmalıdır.

• Medya ve İnternet Denetimi: Şiddeti ve suç örgütlerini özendiren yapımlar “ifade özgürlüğü” kapsamı dışına çıkarılmalı; aile yapısını hedef alan dijital içerikler millî güvenlik açısından denetlenmelidir.

• Kalp Terbiyesi Odaklı Eğitim: Din dersi sadece bilgi ezberlemekten çıkmalı; Allah korkusu, kul hakkı ve hayâ (utanma duygusu) merkezli bir karakter eğitimine dönüşmelidir.

• Ailelerin Kendine Dönmesi: Anne ve babalar çocuklarına “başarı”dan önce “hayâ” ve “saygı” öğretmelidir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Hayâ îmandandır” sözü, eğitimin temel ölçütü olmalıdır.

Seçim Bizim

Bugün yalanın “hikâye”, saygısızlığın “özgüven” diye pazarlandığı bir dönemde yaşıyoruz. Kalplerimize dikemediğimiz vicdanı, okul kapılarına diktiğimiz polisle koruyamayız.

Ya çağın getirdiği teknolojik imkânları mânevî köklerimizle birleştirip gençlerimizi yeniden canlandıracağız, ya da kendi ellerimizle güzelleştirdiğimiz şehirleri, ihmâl ettiğimiz gençlerin elleriyle yakılıp yıkılmasını izleyeceğiz.

Taziye Mesajı

​Kahramanmaraş’ta şehit edilen kıymetli öğretmenimiz Ayla Kara’ya ve beraberindeki masum öğrencilerimize Allah'tan rahmet niyâz ediyoruz.

​Rabbim, ömrünü eğitime ve geleceğe adayan Ayla hocamıza ve masum yavrularımıza rahmet eylesin; makamlarını peygamberlikten sonraki en yüce mertebe olan şehâdetle âli kılsın. Kederli ailelerine, sevenlerine ve aziz milletimize sabr-ı cemîl ve metânet ihsân eylesin.

​Rabbimiz bizlere, şehitlerimizin bıraktığı bu kutsal emanetlere layıkıyla sahip çıkacak şuur ve iradeyi lütfeylesin.
Unutmayalım ki; cehâlete karşı açtıkları aydınlık yolu, bizlere her dâim rehber kalacaktır.

Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar

YORUM EKLE