
Kendilerine Gelince Hassasiyet Abidesi, İslâm’a Gelince "İfade Özgürlüğü"!
ÖZGÜRLÜK DEĞİL, KRONİK DİN DÜŞMANLIĞI!
Türkiye’de ne yazık ki ne yaparsanız yapın, önüne hangi delili koyarsanız koyun doğruya inanmamaya yemin etmiş saplantılı bir kesim var. Kendilerine empoze edilen yalan yanlış bilgiler üzerinden algı üretmeyi, her fırsatta yapay gündemler yaratmayı bir yaşama biçimi haline getirmişler. Mesele öyle değil böyle deseniz de, hakikati tüm çıplaklığıyla önlerine serseniz de nafile; çünkü bunlara göre "doğru", sadece kendi dogmalarından ibaret.
Bunun en taze örneğini bugünlerde yine yaşıyoruz. Sözde komedyen Deniz Göktaş’ın kutsal değerlerimizi mizah adı altında açıkça hedef almasına, bu aziz milletin dinî ve mânevî hassasiyetlerini küçümsemesine haklı bir tepki yükseldiğinde, malum zihniyet hemen o bayatlamış sığınağına kaçıyor: "Zamanında Bakara-makara diyenlere neden aynı tepkiyi vermediniz?"
Tepki Kişiye Göre Değil, İlkeye Göre Verilir!
Şunu o kalın kafalara iyice kazımak gerekiyor: Bizde tepki kişiye, makama veya siyasî kimliğe göre verilmez. Kim olursa olsun, hangi unvanı taşırsa taşısın bu milletin dinî ve millî değerlerine dil uzatırsa hak ettiği cevabı en sert şekilde alır.
Kaldı ki ortada kıyas dâhi kabul etmeyecek iki apayrı durum var:
• Egemen Bağış, ilk günden beri bu konunun farklı konuşmalardan cımbızlanan kelimelerle yapılmış bir kurgu ve montaj (FETÖ kumpası) olduğunu teknik raporlarıyla defalarca açıkladı.
• Öte tarafta ise, halkın karşısına açık açık çıkıp, kameraların önünde canlı canlı bu toplumun mukaddesatıyla alay eden, pervasızca sırıtan somut bir şahıs var!
Montaj olduğu tescillenmiş bir iddia ile göz göre göre yapılan bir saygısızlığı aynı kefeye koymaya çalışmak, en hafif tabirle akıl tutulmasıdır.
Mizah Maskeli Din Düşmanlığı ve Hazımsızlık
Bu laik ve seküler zihniyetin asıl maksadı hiçbir zaman ifade özgürlüğü ya da sanatsal bir eleştiri olmamıştır. Karşımızdaki tablo, doğrudan doğruya kronik bir din düşmanlığıdır. Bu topraklara ait olan dinî ve mânevî değerlerin hayata yansımasını, toplumun kılcal damarlarında yaşamasını bir türlü hazmedemeyen bu kişiler, içlerindeki kini ve nefreti doğrudan kusamadıkları için "mizah", "stand-up" ya da "ironi" gibi kavramların arkasına gizlenmektedirler.
Kutsala saldırmayı bir entelektüellik veya modernlik gösterisi zanneden bu sığ zihniyet, sahneleri ve ekranları adeta birer cephe gibi kullanarak inancımıza taarruz etmeyi kendilerine vazife edinmiştir.
Kendi Kutsallarına Aslan, Müslümanların Kutsalına "Mizah"!
Buradaki asıl acınası durum ise sergilenen o muazzam ikiyüzlülüktür. Kendilerinin kutsal saydığı ideolojik tabulara, parti liderlerine, yaşam tarzlarına ya da dogmalarına en ufak bir eleştiri veya mizahî dokundurma yapıldığında ortalığı ayağa kaldıranlar, dünyayı adeta dar etmeye çalışanlar bunlardır. Kendi sınırlarına gelindiğinde hassasiyet abidesi kesilen bu güruh, söz konusu Müslümanların kutsalları, inançları ve değerleri olduğunda birdenbire "düşünce özgürlüğü" ve "mizah hoşgörüsü" söylemlerinin arkasına sığınmaktadır.
Sizin özgürlük anlayışınız, sadece Müslümanların mukaddesatını çiğneme serbestisi midir? Kendi dogmalarınızı korumak için barikatlar kurarken, bu milletin inancına "şaka" adı altında dil uzatılmasına alkış tutmak tam manasıyla ahlâkî bir sefalettir ve çifte standarttır!
Niyetleri Doğruyu Aramak Değil
Bu zihniyetin sürekli geçmişteki o iddiaları pişirip öne sürmesi, aslında onların ne kadar samimiyetsiz olduğunu tek başına kanıtlıyor. Niyetleri asla doğru ile yanlışı birbirinden ayırmak ya da bir haksızlığa karşı durmak değil. Onlar, yanlışı bile bile savunmak suretiyle aslında içlerindeki dîne ve dînî değerlere olan o köhne düşmanlığı besliyorlar.
Dînî ve millî değerlerine gerçekten sahip çıkan basiretli bir insan, doğru olanla olmayanı birbirinden ayırmayı bilir ve tepkisini de buna göre, adaletle ortaya koyar. Kendi ideolojik körlüğünüzü, çifte standartlarınızı ve kutsallara olan hazımsızlığınızı hiçbir maskeyle kamufle edemezsiniz. Bu millet, değerlerine pusu kuranları da o pusunun arkasında duran fitne odaklarını da çok iyi görüyor!
Mithat Güdü
Emekli İmam Hatip ve Gazeteci-Yazar
