DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 35°C
Sıcak

Ramazan ayında yenmez içilmez, peki ya diğer aylarda?

20.05.2019
88
A+
A-


Üç aylar geldi gelecek derken, Ramazan ayının yarısı geçti bile. Her sene özellikle de ekranlarda ritüelleşmiş Ramazan ayına özel sorular vardır. “Sakız çiğnesem orucum bozulur mu? Denize girmek orucuma zarar verir mi? Abdest alırken çok az su yuttum, ne olacak şimdi?” gibi orucun özünden uzaklaştıran sonu gelmez sorular… Ekranlardan binlerce dolar alan bazı hocalar ise dolar kurunun yükselmesinin vermiş olduğu sabır ve heyecan ile nazik nazik, hiç sinirlenmeden, uzun uzadıya bu “güzel, mühim, ince” sorulara cevap verirler.

Diğer taraftan ziyaretçi akınına uğrayan türbelerin hiç tozu kalmaz, çul çaput bağlamaya giden ziyaretçilerin kalabalık bir şekilde içeride hınca hınç birbirleri ile yarışırcasına duvarları, sandukayı ellemeleri ile her taraf pırıl pırıl olur. Onbir ay boyunca farklı telden çalan ekranlarda bu görüntüleri bir ay boyunca heyecanlı bir sunucu eşliğinde yansıtırlar. Yakın bir zamanda türbelerde mum yakıp dua ederlerse inanın hiç şaşırmam. Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur derler ya benim ki o hesap “hissi kablel vuku”

Benim de aklıma takılan bu mübarek ayın getirdiği farklı düşünceler. Bizler çocukluğumuzdan beri sokakta yemek yemeyiz, içecek içmeyiz olurda birisinin canı çeker alacak maddi gücü yoktur, kul hakkına girmeyelim, hele bir de anne babasının canı çeken çocuğuna istediği şeyi alacak gücü yok ise o çok daha kötü diye. Geçmiş yıllarda, oniki ay boyunca lokantaların camlarında tül perde olduğunu, içeride kimin ne yeyip içtiğinin görülmediğini hatta tül perde azıcık açılsa içerideki müşterilerin huzursuz olduğunu hatırlıyorum. Gerçekten ne kadar ince bir düşünce, ne hoş bir kültür. Şimdiler de ise birçok şeyde olduğu üzere her şey ulu orta. Gerek okulda gerek eş dost ortamlarında sohbet ederken Ramazan ayı olması sebebi ile bazı insanların bu mübarek ayda oruç tutanlara karşı saygı göstermeden yeyip içtiği, saygının kalmadığı sözleri bolca geçiyor. Elbette tüm bu sözlere ve düşüncelere saygımız sonsuz, tüm samimi duygular başımız üstüne ancak yıllardan beri duyduğum bu sözlere karşı bende şöyle bir düşünce oluşuyor; “11 ay boyunca sokakta, vitrin mankeni gibi perdesi olmayan lokantalarda, AVM’lerde uluorta yenip içilirken, maddi durumu yerinde olmayan kimselerin o kebapları, tiritleri, etliekmekleri hatta o sıcak çorbayı canının çekmesini ne yapacağız? Akşam yemek garantisi bile yok! Bu durumu ne yapacağız? Hani nerde saygı, sevgi, paylaşma duygusu? Yalnızca bir aya tüm bu güzellikleri sıkıştırmak ne kadar doğru?”

İşte tüm bu soruları Mübarek Ramazan ayı bitmeden ekranlarda çıkan bazı hocalara sormak istiyorum.

Allah’ım sonumuzu hayra getirsin. Hayırlı Ramazanlar…..

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.