DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 11°C
Karla Karışık Yağmur

Saçlarını kitap okurken gaz lambasına mı dayıyorsun? Saçların her gün ütülmüş geliyor da! Başımızdaki ütüğü gören öğretmenlere saygılarımla…

05.01.2019
214
A+
A-


Hadim’de 1973-1974 yılı Hadim Lisesi’ne yeni başladım.

Böyle bir kış günü okumayı çok sevdiğimden tarihi Hadim Kütüphanesini keşfettim.

Kütüphane Müdürü Ahmet Uğur ve Yardımcısı Baki Amca çok ilgili insanlar.

Gelip kitap okuyan öğrencileri çok seviyorlar.

TINAL sobada demlik çay kaynıyor.

-Bahar masada yeni gelmiş dergiler var, bak seni bekliyor, çayımız da var, diyorlar.

Zaten dışarıda kar adam boyu, oyun yok şimdiki gibi televizyon yok, internet yok, vakit geçirecek.

Sıcak bir ortam, konuşuyoruz biraz havadan sudan, köyümüzün eski öğrencilerini soruyorlar.

Anladım ki bizim köylülere ayrı bir ilgileri var.

Günlük bazı gazetelerin yanı sıra haftalık, aylık dergileri karıştırıyorum. Yeni şeyler öğreniyorum; Doğu Türkistan dergisini de o sırada tanımıştım. 

Alıp eve götürdüğüm kitapları su gibi okuyorum, bir gün sonra getirip değiştiriyorum. Hatta bir ara okuldaki derslerin ödevlerini, sınavlarını bile ihmal ettiğim oldu.

Okuma hevesimi Edebiyat öğretmenimiz Yahya Kale de fark etti. Birkaç gazeteyi okumam makalelerini kesip koleksiyon yapmam için önerdi.

Zaman zaman öğrencilere verdiği kitap özeti çıkarma görevi dışında bana özet çıkarma ödevi veriyor. Yerli klasikleri belli bir oranda okuduğumda Batı Klasiklerinden okumaya başladım.

Yine Hocamızın yönlendirmesiyle Türk Dil Kumunun Türk Dili Dergisine abone oldum. Öğretmenimiz her derste mutlaka bana bir soru sorar bilgimi yoklar, bazen de şu anda yazdığım türden küçük öyküler yazmamı isterdi.

Hocamın,ilgisinin üzerimde yoğunlaştığını fark ediyor, okumamı daha da artıyordum.

Bir gün öğretmenimiz Yahya Hoca, “-Bahar, gaz lambasında mı okuyorsun?” diye sormuştu.

O günlerde bazı öğretmenlerin köylerden gelen öğrencilerin evlerini içki içer mi, içmez mi, diyerek kontrol ettiklerini duymuştum. 

Hocam bana “Gaz Lambasıyla mı okuyorsun?” diye sorunca ilk aklıma gelen Hocamın beni gözetlemesi yönünde oldu.

Evimiz Çarşı merkezine 15-20 dakika uzaklıkta Armağanlar Mahallesinin en yukarı kesiminde ormanın içinde köyümüzden üç öğrenci arkadaşla kalıyorduk.

Çarşı merkezinden uzak olan evimizi birkaç arkadaştan fazla bilen yoktu, Acaba hocamız nasıl öğrenmişti?

Bu düşünceler içinde yoğunlaşarak –Hocam evimizi mi kontrol ettiniz, diye sorduğumda;

-Hayır Bahar hayır, sen her gün saçlarını ütüp geliyorsun; sanırım kitap okurken  başını gaz lambasına dayıyorsun..”

Teneffüsse  çıktığımızda ilk işim aynaya bakmak oluyor.. Gerçekten de saçlarımın ucundaki sarışın yanık izleri, meç yapar gibi saçlarıma ayrıbir sarışınlık kazandırdığını fark ettiğimde bir hayli utanmıştım.

Fakat bu sözlerle; bir öğretmenin bir öğrencinin okuyup okumamasıyla bu kadar ilgili olması hoşuma gitmişti.

Demek ki iyi bir öğretmen, yetiştirdiği fidanların yapraklarındaki yeşermelerin, sararmaların en iyi takipçisidir. O, bu çiçeğin ne zaman yeşerdiğini, ne zaman solduğunu görebilen iyi bir gözlemcidir.

İşte o zaman, eğitim ve öğretimde bu şekildeki öğretmenler kutsallaşır ana-baba gibi.

Başımızdaki ütüğü görebilen öğretmenlere saygılarımla..

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.