DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 31°C
Az Bulutlu

Sakalın geçmişi üzerine!..

30.04.2019
44
A+
A-

Atasözlerimizde bir derinlik var!

Bizi çoğu zaman düşüncelere salar.

Onlar eşsiz bir birikimin özüdür.

Bir tek sözünü anlatmaya ansiklopediler yetmez!

Size bugün aklıma takılan, “Her gördüğün sakallıyı dede mi sanırsın?” sözleri üzerine yazmak istiyorum.. Bu sözleriyle ne mesaj vermek istemiş atalarımız?

Anladığımı yazmaya çalışacağım ama eminin siz çok daha doğrusunu bilirsiniz.

El elden üstündür de ondan!.

Yazım, sakalın geçmişi üzerine olacak.

Sakalın dünya tarihinde beş bin yıllık tarihi var ama öncesini bilmiyorum.. Bu yüzden sadece beş bin yıllık bir dönemine kısaca temas edebileceğim.

Sakal Sümerlilerden beri var, özellikle de Sami kavimleri olan Akadlar; onların çocukları olan Asurlar ve Babiller tarafından kudret sembolü olarak yaygın bir şekilde kullanılmıştır.

Hatta lamassu olarak adlandırılan kentleri koruyan boğalara da sakallar yapılıyordu.

Eski Yunan’da Gök tanrısı Zeus daha ziyade elindeki asası ve sakalıyla simgeleşti.

Mısırlılarda Teb şehrinin baş tanrısı Amon resimlerinde sakalıyla gösterildi.

Olympia’daki Zeus heykeli(https://www.aktuelarkeoloji.com.tr/olympiadaki-zeus-heykeli-0)

İbraniler Yahudi olunca, onlara ait o döneme ait bir resim geleneği olmadığı için, peygamberlerin simasını bilmiyoruz. Yahudiler Hz Musa ve Hz Davut’un sakallı olduğuna inanıyorlar.

Tevrat’ın Leviticus kısmında Yahudilerin sakal koydukları, traş olmadıklarından söz edilir.

 Rönesans ressamları Hz Musa’nın biraz da Zeus’un antik Yunan heykellerinden esinlenerek heykellerini yaptılar.

Michelangelo’un Musa Heykeli..(https://www.oxxo.com.tr/blog/heykeltiras-michelangelo%E2%80%99nun-4-unlu-heykeli)

Günümüzde Yahudilikte sakal kutsal bir simge haline getirildi.  Bazı tarikatlarda sakal traşına izin verilirken bazılarında yasaklar sürdürülmektedir.

Başlangıçta Hristiyanlıkta da resim anlayışı yoktu. Fakat okuma yazma bilmeyen insanlara İncil’in anlatımı kolaylaştırmak için VI. Yüzyılda Papalık tarafından dini resimler serbest bırakıldı. O tarihten itibaren başta Hz İsa olmak üzere peygamberlerin hayatıyla ilgili tasvirler yapılmaya başlandı. Bu tasvirlerde başta Hz İsa olmak üzere diğer peygamberler ve havarileri sakallı olarak gösterilmektedir. Günümüzde bir çok dinde olduğu gibi sakal Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlıkta önemli bir dini simgedir.

Müslümanlar tarafından peygamberimiz Hz Muhammet’in sakallı olduğu kabul edilir ve sakal koymanın onun sünnetine uyulması olarak yorumlanır.

Eski Kudüs kentinde Yahudilikten  Müslümanlığa değişik din adamlarından görüntüler. Şubat 11, 2018. (AP Photo/OdedBalilty)

https://www.timesofisrael.com/ancient-beard-traditions-shape-the-face-of-modern-jerusalem/

Öncesini bilmiyoruz ama beş bin yıldır başta Orta Doğu’da sakalın gücü tartışılmaz.

XIX. yüzyılın başında, 1809 yılında Johann Ludwig Burckhardt adlı bir İngiliz Arkeolog Suriye, Filistin ve Kabe’de Şeyh İbrahim olarak gezdi dolaştı. 33 yaşında 350 ciltlik kitap yazıp genç yaşta Kahire’de ölünce kitapları Cambridge üniversitesine miras kaldı.

Aynı yüzyılın sonlarında bir  Macar Yahudisi olan Arminius Vambery  İstanbul’da dört yıl kalıp doğu Türk lehçelerini öğrendi ve 1862 yılında otuz yaşında başladığı Türkistan gezisini Şeyh Reşat Efendi olarak bitirdi.


Armius Vambery

Bilgilerinin bir çoğu 1865’te Londra ve Budapeşte’de ve sonra Almanca olarak Lepzig’de yayımlandı. Gizli bilgilerini de Avusturya- Macaristan, İngiltere, Osmanlı devletlerine pazarladığı konusunda görüşler vardır. 


Vambery Şeyh Reşit Efendi

 

Beş bin yıllık bir güce sahip olduğunu gördüğümüz sakal günümüzde de önemini sürdürmektedir.

Son yıllarda dini otoritelerin yanında bilim otoriteleri de sakalın önemini kavramışlardır.

Çocukluğumuzda sadece dedelerimize mahsus olarak gördüğümüz sakalı artık herkeste görmek mümkündür..

Bu yüzden siz siz olun, atalarımızın; “Her gördüğünüz sakallıyı dedenmi sanırsın?” sözünü unutmadan başkalarının da sakallıları olduğunu unutmayalım. Her önüne geleni de alkışlamayalım..

Ha aksakallar bizim toplumda bilgeliği simgeler..

Aksakallarımızın bilgilerini de es geçmeyelim..

El alemle karıştırıp da, bayramda da sakallı dedelerimizin elini öpmeyi de ihmal etmeyelim..

Onların kınalı sakallarını bir okşayın..

Saygılarımla.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.