Sakalın geçmişi üzerine!..

30.04.2019 - Salı 10:44

Atasözlerimizde bir derinlik var!

Bizi çoğu zaman düşüncelere salar.

Onlar eşsiz bir birikimin özüdür.

Bir tek sözünü anlatmaya ansiklopediler yetmez!

Size bugün aklıma takılan, “Her gördüğün sakallıyı dede mi
sanırsın?” sözleri üzerine yazmak istiyorum.. Bu sözleriyle ne mesaj vermek
istemiş atalarımız?

Anladığımı yazmaya çalışacağım ama eminin siz çok daha doğrusunu bilirsiniz.

El elden üstündür de ondan!.

Yazım, sakalın geçmişi üzerine olacak.

Sakalın dünya tarihinde beş bin yıllık tarihi var ama öncesini bilmiyorum.. Bu yüzden sadece beş bin yıllık bir dönemine kısaca temas edebileceğim.

Sakal Sümerlilerden beri var, özellikle de Sami kavimleri
olan Akadlar; onların çocukları olan Asurlar ve Babiller tarafından kudret
sembolü olarak yaygın bir şekilde kullanılmıştır.

Hatta lamassu olarak adlandırılan kentleri koruyan boğalara da sakallar yapılıyordu.

Eski Yunan’da Gök tanrısı Zeus daha ziyade elindeki asası ve
sakalıyla simgeleşti.

Mısırlılarda Teb şehrinin baş tanrısı Amon resimlerinde sakalıyla gösterildi.

Olympia’daki Zeus heykeli(https://www.aktuelarkeoloji.com.tr/olympiadaki-zeus-heykeli-0)

İbraniler Yahudi olunca, onlara
ait o döneme ait bir resim geleneği olmadığı için, peygamberlerin simasını
bilmiyoruz. Yahudiler Hz Musa ve Hz Davut’un sakallı olduğuna inanıyorlar.

Tevrat’ın Leviticus kısmında
Yahudilerin sakal koydukları, traş olmadıklarından söz edilir.

 Rönesans ressamları Hz Musa’nın biraz da Zeus’un antik Yunan heykellerinden esinlenerek heykellerini yaptılar.

Michelangelo’un Musa Heykeli..(https://www.oxxo.com.tr/blog/heykeltiras-michelangelo%E2%80%99nun-4-unlu-heykeli)

Günümüzde Yahudilikte sakal
kutsal bir simge haline getirildi.  Bazı
tarikatlarda sakal traşına izin verilirken bazılarında yasaklar
sürdürülmektedir.

Başlangıçta Hristiyanlıkta da
resim anlayışı yoktu. Fakat okuma yazma bilmeyen insanlara İncil’in anlatımı
kolaylaştırmak için VI. Yüzyılda Papalık tarafından dini resimler serbest
bırakıldı. O tarihten itibaren başta Hz İsa olmak üzere peygamberlerin
hayatıyla ilgili tasvirler yapılmaya başlandı. Bu tasvirlerde başta Hz İsa
olmak üzere diğer peygamberler ve havarileri sakallı olarak gösterilmektedir.
Günümüzde bir çok dinde olduğu gibi sakal Yahudilik, Hristiyanlık ve
Müslümanlıkta önemli bir dini simgedir.

Müslümanlar tarafından peygamberimiz Hz Muhammet’in sakallı olduğu kabul edilir ve sakal koymanın onun sünnetine uyulması olarak yorumlanır.

Eski Kudüs kentinde Yahudilikten  Müslümanlığa değişik din adamlarından
görüntüler. Şubat 11, 2018. (AP Photo/OdedBalilty)

https://www.timesofisrael.com/ancient-beard-traditions-shape-the-face-of-modern-jerusalem/

Öncesini bilmiyoruz ama beş bin yıldır başta Orta Doğu’da
sakalın gücü tartışılmaz.

XIX. yüzyılın başında, 1809 yılında Johann Ludwig Burckhardt
adlı bir İngiliz Arkeolog Suriye, Filistin ve Kabe’de Şeyh İbrahim olarak gezdi
dolaştı. 33 yaşında 350 ciltlik kitap yazıp genç yaşta Kahire’de ölünce
kitapları Cambridge üniversitesine miras kaldı.

Aynı yüzyılın sonlarında bir  Macar Yahudisi olan Arminius Vambery  İstanbul’da dört yıl kalıp doğu Türk lehçelerini öğrendi ve 1862 yılında otuz yaşında başladığı Türkistan gezisini Şeyh Reşat Efendi olarak bitirdi.

Armius Vambery

Bilgilerinin bir çoğu 1865’te Londra ve Budapeşte’de ve sonra Almanca olarak Lepzig’de yayımlandı. Gizli bilgilerini de Avusturya- Macaristan, İngiltere, Osmanlı devletlerine pazarladığı konusunda görüşler vardır. 

Vambery Şeyh Reşit Efendi

 

Beş bin yıllık bir güce sahip olduğunu gördüğümüz sakal
günümüzde de önemini sürdürmektedir.

Son yıllarda dini otoritelerin yanında bilim otoriteleri de
sakalın önemini kavramışlardır.

Çocukluğumuzda sadece dedelerimize mahsus olarak gördüğümüz
sakalı artık herkeste görmek mümkündür..

Bu yüzden siz siz olun, atalarımızın; “Her gördüğünüz
sakallıyı dedenmi sanırsın?” sözünü unutmadan başkalarının da sakallıları
olduğunu unutmayalım. Her önüne geleni de alkışlamayalım..

Ha aksakallar bizim toplumda bilgeliği simgeler..

Aksakallarımızın bilgilerini de es geçmeyelim..

El alemle karıştırıp da, bayramda da sakallı dedelerimizin
elini öpmeyi de ihmal etmeyelim..

Onların kınalı sakallarını bir okşayın..

Saygılarımla.

YORUM YAZ