DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 29°C
Parçalı Bulutlu

Şehir Araştırmaları Merkezi : Şehirle buluşamama hastalığı

19.11.2018
130
A+
A-

Hemen herkesin üzerinde birleştiği husus, kişinin doğduğu, büyüdüğü, yaşamakta olduğu şehri tanıdığıdır…

Hemen herkesin üzerinde birleştiği husus, kişinin doğduğu, büyüdüğü, yaşamakta olduğu şehri tanıdığıdır. Çünkü kime sorarsanız sorun, doğduğu-büyüdüğü-yaşamakta olduğu şehir hakkında çok şeyler bildiği kanaatine varırsınız, cevaben.

Doğduğumuz-büyüdüğümüz ve halen yaşamakta olduğumuz şehre dair ömrümüzün otuz yılını araştırmakla geçirdik, halen şehri anlamış değiliz, bilmekten yana çok yabancıyız şehre ve şehir konulu araştırmaların çoğunda, yayınlanmış birçok şehir kitabında yanlış bilgilerle  karşı karşıya kaldığımızda insanımızın şehirle buluşamama hastalığının akademik alanda da yıllardır, sağalmayı bekleyen cerahatle dolu çok dipnotlu-referanslı makalelerle kitaplarla ilim âlemine sirayet ettiğini bilmekteyiz.

Bir şehri ele alırken, kişinin düşüncesinin gölgesinde kalmamalı, şehir. Kişinin kendi iç dünyasını anlatabileceği roman yazma işi varken, şiir kaleme alma durumu söz konusu iken, hikâye yazabilecekken, araştırmaların yer alması gereken eserlerde şehrin üzerine düşen fikir gölgesi, şehri ele alan bu eserlerin okunabilirlik düzeyini azaltmaktadır.

Şehri yazıldığı dönemin egemen düşüncesiyle ele aldığınızda, geçmişe dair olanı inkâr, zaten eserin inandırıcılığını ortadan kaldırır. Daha çok yeni kurulmuş, tekâmülünü daha tamamlamamış yönetimlerin kendi dönemlerini kutsarken, geçmişte olanı yok saymalarını iyi anlamaktayız. Yüzlerce senelik geçmişi olan, beş yüz-altı yüz senelik yapıda kalan, bu yapıları  turizm açısından gelir getirici olarak görenler, bu sarayları-yapıları yapanları kötülerse, öncelikle bu yapılarda kalmamaları, yapıyla bağlarını koparmaları, bu yapıları ortadan kaldırdıktan sonra geçmişle hesaplaşmaları-yüzleşmeleri gerekmektedir.

Biz, şehirle buluşmaya niyeti olanın hastalıklı düşünceler taşımaması gerektiğini belirtmek zorundayız.

Seksen bir ili, kaleme alınan kaynak eserlerle buluştururken, hiçbir şehir arasında ayrım yapmadık. Temin ettiğimiz eserleri, olduğu gibi bir araya getirdik. Bu, kabul etmediğimiz yazarların eserleri için de geçerli. Bir merkez açtığınızda o merkezin kapsadığı illerin tümüne dair temin ettiğiniz eserleri, bir araya getirmeniz lazım. Bakarsınız, siz de şehirle buluşamama hastalığına yakalanmış olabilirsiniz.

Şehir Araştırmaları Merkezi’nde her şehre ve ilçeye dair kaynak eserlere ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde, bir de Dünya Şehirleri Araştırma Merkezi kurma çabamız söz konusudur.

Şehir Araştırmaları Merkezi’ni açmadan, merkeze mekân bulamayan, kendi boyundan büyük işlere karışınca akla şu geliyor: İnsan, hayallerle yaşar!.

Doğrudur, Efendim!.. Her şehre ait temin ettiğimiz kaynak eseri, önce öper başımızın üstüne koyar, kaydını alır, bilgiye hürmeten kitaplığa bırakırız, ileride okurunu beklemesi için. Sizden bize gelen her şehir kitabı için bu merasim söz konusudur.

Amacımız bilginin önemine işarettir. Bu ölçü olmasa idi, biz şehirle buluşmama hastalığına müptela olsa idik, sadece İstanbul için altı yüze yaklaşan kaynak eseri bir araya getiremezdik. Erzurum ilimize dair iki yüze varan kitap-dergi-makale sayısına ulaşamazdık. Konya için sual edilirse kaynak eser sayımız, Selçuklular Bölümü çıkarılırsa fazla zengin sayılmaz. Bu belki bizim ihmalimiz. Bir kişi, seksen bir parçaya kendisini bölerse, on kişinin görevini yapmaya kalkışırsa sonuç, istenene varmada kişiyi mesut ve mutlu kılmaz.

Biz, bu hissiyat içindeyiz. Umuyor ve bekliyoruz ki sesimize ses katacak, sesi gür dostlar çıkacak. Çünkü şehirler, içinde doğanıyla, büyüyeniyle, yaşayanıyla hepimizin sahibi olduğumuz ortak değerlerdir. Konya da benim için aynıdır, Diyarbekir farksızdır, İstanbul ayrı değildir.

Hürmetle Efendim.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.