DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Konya 26°C
Parçalı Bulutlu

Şehir yaşanan demde insanın zindanıdır – 1

23.12.2018
119
A+
A-

Günümüzde çok katlı yerleşim alanlarının yoğunlukta olduğu, bu çoğunlukta tüketim anlayışının hakimiyet tesis ettiği, insan kazancının kendisine yetmediği, gereksiz alımların ihtiyaç olarak benimsetildiği, herkesin devlet kapısında iş aradığı, kalabalıkların amaçsızca yaşadığı, üretimin oldukça azalırken tüketimin arttığı, insanın rahatı için her şeyi feda ettiği, ideallerinden vazgeçtiği, tarihiyle, inancıyla, kültürüyle uzaklaştığı, yabancılaştığı insanla gerekmedikçe konuşmadığı, hayatın manasının kaybolduğu, doğruların anlamını yitirdiği, insanın dünyevileşirken dünle bugün arasındaki bağları gereksiz gördüğü, yarına kimsenin güvenle bakmadığı, dün esaretin elleri bağlamak için zincirle şekillendiği, günümüzde aklın görünmez zincirlerle parangalarla tutsak edildiği, yeryüzünde insan yaşamının dört duvarlı, ulaşılmaz güvenlikli yapılarda kayda alındığı, hayatın gittikçe yok olduğu şehir, yaşanan demde insanın zindanı konumundan öte mana yansıtmıyor, ideallerle hayatını sürdürenler için.

Uzunca bir girizgâh yapmaya gerek var mıydı, bu zindanı tarif etmek için? Şehir derken ne anlamaktayız, özellikle? İnsanı şehre yönelten sebepler nedir? Şehir, neden zengin için Leylasına kavuşmak için insanı Mecnun’a çevirtir, durur? Niçin herkesin gönlünde ulaşılması gereken hayat standartlarının üzerinde kızıl elmadır? Niçin etrafı korunaklı, güvenlikli, üst üste yapılmış betonarme yığınlarda hayatı yaşamak için tercih edilir, toplu yaşam alanları? Yoksa şehirdeki diğer alanlar, hayatın yaşanabilirliğinin kısıtlandığı, gözden çıkarılmış sıradan mahaller midir?

“Şehir” derken ne anlamaktayız, özetle? Şehirden kast edilenle günümüzde içinde bulunduğumuz şehir anlayışı arasında gittikçe artan uçurum, bize neler düşündürmelidir?

Şehir araştırmalarını yaparken dünle bugünü bir araya getiren eserleri incelerim, kendimce bazı sonuçlara varmaya çalışırım. Bizim şehri anlayışımız ile şehirlerin dünden bu güne miras gelen mimarî yapısı, yerleşim şekli, yaşama dair izler, konuşma şekli, insanın birbiriyle irtibatı, olaylara yaklaşma biçimi, neden son yirmi yılda hızla değişkenlik göstermektedir ve niçin dünde yaşananlar günümüzdeki genç kuşak tarafından yaşanmamış bilinmektedir?

Sualin yerini soru alalı, cevabın yanıta dönüştüğü ortamda lisanın dil olmaktan çıktığına mı değinsek, makalede? Kalkıp katırcı fincanlarını kırmanın sırası mıdır? Şehir ve dil arasındaki ilişkiyi, muammayı çözmeye çalışmak, okuru ziyadesiyle sıkmaz mı?

Devam edecek…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.